genel sağlık

Dövme nedir?, Tatuaj, ne için yapılır?, zararları

Özellikle gençler arasında giderek yaygınlaşan ve cilt altına enjekte edilerek kalıcı renk değişikliği sağlayan dövmenin birçok hastalığa davetiye çıkarttığı bildirildi.

“İşlem sırasında kanamalara yol açılması, iğnelerin birden fazla kişide kullanılması, işlem sırasında ve sonrasında hijyenik şartların sağlanmaması ve en önemlisi uygulayan kişilerin sağlık konusunda eğitimsiz ve lisanssız olması nedeniyle sterilite kurallarına uyulmadığından Hepatit B, Hepatit C, AIDS ve benzeri kan yoluyla bulaşan hastalıkların yaygınlaşmasına sebep olmaktadır”

Archived under genel sağlık Yorumlar

Duygusal Hafıza nedir?, ne işe yarar?, faydaları

Kadınların, duygusal hafızalarının erkeklerinkinden iyi olduğu bildirildi. Amerikalı bilim adamlarının 24 kadın ve erkek üzerinde yaptığı araştırma, kadınların, kendilerine bir kez gösterilen duygusal içerikli ve sıradan fotoğrafları 3 hafta sonra erkeklerden yüzde 15 oranında daha iyi hatırladığını ortaya koydu.

Proceedings of the National Academy of Sciences da yayımlanan araştırma, kadın beyninde fotoğraflardaki duygusal sahnelere verilen sinirsel tepkinin de erkeklere oranla daha fazla olduğunu gözler önüne serdi.

Araştırmanın yazarı New York Stony Brook Üniversitesi nden yardımcı profesör Turhan Canlı, fotoğrafları duygu derecesine göre 3 kategoriye ayıran erkeklerin sıradan fotoğraflardaki silah imgesini tarafsızlıkla hatırladığını, ancak kadınların bu imgeye çok olumsuz tepki gösterdiğini söyledi.

Canlı, ceset, mezar, ağlayan insanlar ve kirli tuvaletler gibi sahnelerin yer aldığı fotoğrafların da kadınlarda aşırı duygusal tepkiye yol açtığını kaydetti.

Araştırma kapsamında, 3 hafta sonra fotoğraflar içinde aşırı duygusal bulduklarını seçmeleri istenen erkeklerin, fotoğrafların yüzde 60 ını, kadınların ise yüzde 75 ni hatırladığı belirtildi.

Canlı, araştırmanın, depresyonun kadınlarda daha çok görülmesinin biyolojik nedeninin bulunmasına yardım ederek, kadın beyninin, duyguları daha iyi algıladığını ve hatırladığını ortaya koyduğuna işaret etti.

Araştırmanın, kadınların, evlilikteki tartışmaları erkeklerden daha iyi hatırladığı yönündeki yaygın kanıyı desteklediği de kaydedildi.

Archived under genel sağlık Yorumlar

Ecza Dolabı nedir?, neler bulunması gerekir?

Her evde ve işyerinde içinde gerekli alet ve ilaçların bulunduğu bir ecza dolabı olmalıdır. Evde ecza dolabının bulunması doktor çağrıldığı zaman oldukça yararlı olabilir.
Ancak ecza dolaplarının birtakım özelliklere sahip olması ve sürekli olarak mevcut ilaçların kontrol edilerek, sağlık riski oluşturmaması sağlanmalıdır.

Ecza dolabı üzerine genel bilgiler:
Ecza dolabı kilitlenebilen cinsten olmalı ve serin, kuru bir yerde çocukların kolaylıkla uzanamayacakları yükseklikte, duvara asılmalıdır. Ecza dolabının içi düzenli olmalı; aranılan ilaç kolayca bulunabilmelidir.

Bir ecza dolabında bulunması yararlı olan şeyler şunlardır:
Hasta tedavisi için gerekli araç-gereçler: Derece, küçük bir makas, pens, damlalık, muşamba, termofor, lavaj için gerekli araç-gereç, çengelli iğne.
Sargı araç-gereçleri: Çeşitli sargı bezleri, bantlar, çeşitli ölçülerde gaz bezi, pamuk, flaster, kan durdurmak için kullanılan turnikeler, üçgen şeklinde sargı bezleri.
Dıştan kullanılacak ilaçlar: Batikon veya zefiran gibi dezenfektan maddeler, 70 derecelik alkol, dezenfekte için ilaçlar, oksijenli su, çeşitli merhemler, talk pudrası vb.
Diğer ilaçlar: Ağrı kesici ilaçlar, sakarin, karın ve mide gazları için ilaç, müshil, sülfamitler vb.
Hastalık döneminden artan ilaçlar ecza dolabına KONMAMALIDIR, çünkü bu ilaçlar bir süre sonra özelliklerini ve etkilerini yitirirler.

Bozulmuş ilaçlarda görülen belirtiler:
Tozlar – Topaklanma.
Tabletler – Renk değişimi ve kırılma.
Drajeler – Şekerli kabukta dökülme.
Sıvı ilaçlar – Tortu birikimi.
Merhemler – Kuruma, koku, küf.
Ölçüler Ve Miktarlar
Sıvı maddeler için:
1 su bardağı: 200 gr.
1 fincan: 150 gr.
1 şarap bardağı: 100 gr.
1 likör kadehi: 20 gr.
1 çorba kaşığı: 15 gr.
1 tatlı kaşığı: 10 gr.
1 çay kaşığı: 5 gr.
Şuruplarda yukarıda belirtilen ölçülerin 1,5 misli alınır.

Toz maddeler için:

1 dolu çorba kaşığı: 10 gr.
1 dolu çay kaşığı: 3 gr.
1 silme çay kaşığı: 1,5 gr.
1 dolu çay kaşığı tuz: 6 gr.
1 silme çay kaşığı tuz: 3 gr.
1 bıçak ucu: 0,5-1 gr.

1 gr. sıvıdaki damla sayısı:
Sıvılar: 20 damla
bitki suları: 40 damla
yağlı sıvılar: 50 damla
tentürdiyot ve ispirto: 60 damla
eter: 80 damla.

Archived under genel sağlık Yorumlar

Egzersiz Ve Bağışıklık Sistemi nedir?, İmmun Sistem, bilgiler

Egzersiz ve immünoloji alanındaki hızlı gelişmeler spor bilimi, tıp, immünoloji, fizyoloji ve davranış bilimlerinde görevli bilim adamlarının ilgilerini çekmiştir. Spora bağlı immün cevap konusundaki ilgi birçok sebepten dolayı oluşmuştur. Birincisi; antrenörler ve kulüp hekimlerinin, antrenman ve müsabaka esnasında sporcularını sağlıklı bir şekilde tutma istemeleridir. İkinci olarak egzersiz ve bağışıklık konusuna ilgi, toplumun sağlıklı gelişim amacıyla doğan ilgiden de kaynaklanır. Düzenli orta düzeyde (ılımlı) yüklenmelerin kalp hastalığı, şişmanlık, insüline bağlı olmayan diabet, yüksek tansiyon ve osteoporoz gibi hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde, ayrıca vücut ağırlığının kontrolü ve organizmanın strese karşı direncini artırmada, önemli rol oynadığı ispatlanmıştır. Araştırmacılar şimdi çalışmalarını yaşam tarzına bağlı etken taşıyan hastalıklar (kanser gibi) üzerine yoğunlaştırmışlardır ve düzenli spor yapan kişilerin daha düşük kanser insidansların rastlandığına dair tahminler vardır.

Egzersiz, kanser ve AIDS gibi, belirli hastalıklarda ek tedavi olarak reçete edilmeye başlanılmıştır. Kanser ve AIDS de bağışıklık sisteminin, hastalıkla doğrudan ilgili olması nedeniyle bilim adamları hastalık gelişimi üzerine etkilerini öğrenebilmek için yüklenmeye bağlı immün cevabı araştırmaktadırlar

Yaşam tarzı faktörleri, immün sistemi güçlendirmek yada zayıflatmak yönünden etkileşebilir. Diyet, stres ve fiziksel aktivite bu faktörleri oluşturur. Yetersiz beslenme ve uygun besinlerin eksikliği immün sistemi zayıflatabilir. Şayet yaşlı ve yalnız yaşıyor iseniz, yalnız yemek yiyorsanız diyetinizde meyve ve sebzeler dengeli olarak yer almalıdır.

Vitamin veya bazı minerallerin aşırı alımı, grip ya da soğuk algınlığına karşı koruyucu etkiye sahip olduğu kesin olarak kanıtlanmış değildir. Ancak, soğuk algınlığı esnasında vit-C alımının hastalığın şiddetini azaltabileceği ya da gidişatını kısaltabileceği konusunda bazı kanıtlar vardır.

Egzersiz ve Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu (ÜSYE)
Ilımlı egzersizde; epidemiyolojik, klinik ve deneysel çalışmaların hepsinde üst solunum yolu enfeksiyonu sıklığının azaldığı gösterilmiştir. 15 haftalık bir yürüyüş egzersizinde deney grubu kadınlarda anlamlı üst solunum yolu enfeksiyonu azalması saptanmıştır. Ağır egzersizde ÜSYE artışı gözlenmiştir. Burada istenilen orta dereceli kronik egzersizdir.

Sedanterde (durağan yaşayanlar) ÜSYE belirli bir düzeyde iken, kronik orta dereceli egzersizde azalır, ağır egzersizde ise çok artar. En azından bu sebepten dolayı egzersiz ve immün sistem önemlidir. ÜSYE birçok iş gücü, para, zaman kaybına neden olduğu gibi ağır durumlara geçişlerde can kaybı yaratabilir.

Archived under genel sağlık Yorumlar

evde spor yapmanın faydaları, evde spor şekilleri

Fitness salonlarına gitmeden, evinizde de egzersiz yapmanız mümkün. İşte herhangi bir spor aleti olmadan evde uygulayabileceğiniz egzersiz programı: En iyi egzersiz: Streching Polat Renaissance Hotel in Sağlık Kulübü Müdürü Oğuzhan Dinç, evde yapılacak en güzel egzersizin stretching olduğunu belirtiyor. Streching ile ısınarak, hem tüm vücudunuzu rahatlatabilir, hem de spora hazır hale getirebilirsiniz. Şimdi bu hareketlere bir göz atalım: İlk önce, başınızı öne eğerek yavaşça sağa, sonra da sola doğru çevirin. Bu esnada dairesel bir hareket yapmamaya dikkat edin. Çünkü bu şekilde boyun omurlarının zarar görmesine neden olabilirsiniz. Sonra hareketi solda sağa doğru tekrar edin. Bu hareketi yaklaşık 50 kere tekrar edebilirsiniz. Sonra başınızı arkaya doğru eğerek yukarı bakın ve hareketi sağdan sola doğru tekrar edin. Daha sonra tam tersini yapın.

Bir sonraki adımda, başınızı önce sağ omuzunuza, sonra da sol omuzunuza doğru eğin. Daha sonra tam tersini yapın. Şimdi de başınızı sabit bir şekilde dik tutarak önce sağa, sonra karşıya ve son olarak da sola bakın. Bu esnada başınızı direkt olarak, sağdan sola doğru çevirmemeye özen gösterin. Şimdi hareketi tam tersi yönde tekrarlayın. Bir diğer baş hareketinde ise ellerinizi alnınızda birleştirirerek, bu bölgeye baskı uyguluyorsunuz. Bunu yaparken alnınızla da ellerinizi itmeye çalışın. Yani karşılıklı güç uygulayın. Şimdi ellerinizi başınızın arkasında birleştirin ve bir önceki hareketi bu bölge için de uygulayın. Sıra şakaklarda…

Sağ avucunuzu, sağ şakağınıza koyarak bastırın. Aynı anda başınızla da avucunuza baskı uygulayın ve aynı hareketi, sol şakağınızda sol avucunuzla tekrarlayın. Boyun bölgesi bittikten sonra, dimdik ayakta durun ve sağ kolunuzu yukarı doğru esneterek sola doğru eğilin. Şimdi esneyin. Aynı hareketi sol kolunuzla tekrar edin. Son olarak da kollarınızı yukarıda birleştirerek bir öne, bir arkaya doğru vücudunuzu esnetin. Vücudunuzu bu şekilde esneterek, kasları çalışmaya hazırlayabilirsiniz. Çünkü siz vücudunuzu esnettikçe, kasların zarar görme ihtimali çok azalır. Bu hareketler, her defasında 8 er kez tekrarlanır, siz performansınıza göre bu sayıyı 8, 16, 32 olarak arttırabilirsiniz.

Archived under genel sağlık Yorumlar

Evleneceklere Öneriler, evlilikte dikkat edilmesi gereken hususlar

ABDnde boşanmaların artması üzerine, uzmanlar evlenecek çiftleri nikah defterini imzalamadan önce dikkat etmeleri gereken hususlar konusunda uyardılar. ABDli uzmanlara göre evet demeden önce çiftlerin yapmaları gerekenler şöyle;

* 30 yaşından önce evlenmeyin
İstatistikler 30 yaşından sonra evlenen çiftlerin evliliklerinin daha uzun sürdüğünü gösteriyor.

* Evlenmeden önce birkaç tecrübe yaşayın
Bu tecrübeler, size karşı cinste neye önem verdiğinizi öğretecektir.

* Umutsuz evlilikler yapmayın
Korku, güven duymak ya da evden uzaklaşmak için yapılan evlilikler uzun ömürlü olmuyor.

* Evleneceğiniz kişiyi tanıyın
Onun kim olduğunu gerçekçi şekilde saptayın ve sadece sizin istediğiniz kişi olması için çaba harcamayın.

* Denginizle evlenin
Karı-kocadan birinin diğeri üzerinde hakimiyet kurduğu evliliklerden hayır gelmiyor.

* En az bir yıl bekleyin
İstatistikler, acele evlenen kişilerin aynı hızla boşandıklarını ortaya koyuyor.

* Bağımlılığı olan kişilere dikkat
Sigara alışkanlığı gibi basit bağımlılıklar bile, bir evliliği yıkmaya yeterli olabiliyor.

* Sizinle benzer amaçları olan biriyle evlenin ve eşinizle çocuk yapıp yapmama konusunu konuşmak için zifaf gecesini beklemeyin.

* Diyalog kurabileceğiniz biriyle evlenin
Evlenmeden önce müstakbel eşinizle diyalog kuramıyorsanız, nikahtaki keramet pek bir işe yaramayacaktır.

* Heyecanı göz ardı etmeyin
Evlilik ateşinin yıllarca yanabilmesi için heyecan ve ihtirasın gerekli olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Archived under genel sağlık Yorumlar

gelin kaynana ilişkisi, toplumsal sorun, önlenmesi

İletişim; fikirlerin, duyguların, düşüncelerin, niyetlerin ve gereksinimlerin kişiler arasında iletildiği bir süreçtir. İletişimde temel , insan insana etkileşim ve paylaşımdır. İletişim sürecini, gönderen kişinin mesajı, mesaj gönderilirken kullanılan sözlü sözsüz yöntemler, alan kişinin yorumu ve karşılaşılabilecek engeller oluşturur.

Gözlemler, bazı konumların ya da rollerin geleneksel yaşanması gerekliliğine inanılması ya da açık iletişim kurulamaması nedeniyle ilişkilerin zaman zaman olumsuz şekilde etkilendiği yönündedir. Toplumumuzda gelin ve kaynana rolleri çoğu zaman öfke yaratan, kopukluklara neden olan roller olarak gözlenmektedir.

Daha iyi gelin –kayınvalide ilişkisi için neler gereklidir? Neden olumsuzluklar yaşanmaktadır? Düşüncesinden yola çıkarak hem gelin rolünde hem kayınvalide rolünde olanlara bir anket uyguladık. Bakın nasıl sonuçlar elde ettik:

Kayınvalidelerin yaş ortalaması 63.2’dir. Eşi ile yaşayan kayınvalideler %13.3, eşi ve çocuklarıyla yaşayanlar ise%26.7, gelinleriyle birlikte yaşayanlar %60’dır.1 gelini olan kayınvalideler %46.7’yi, 2 gelini olanlar %26.7’yi, 3 gelini olanlar ise %26.7 ‘yi oluşturmaktadır.

Kayınvalideler gelinleriyle aralarındaki ilişkiyi % 73.3 klasik gelin-kayınvalide ilişkisi, % 13.3 arkadaşça(samimi ve dostça), % 13.3 sürtüşmeli bir ilişki olarak tanımlamışlardır. Gelinleriyle birlikte yapmaktan hoşlandıkları aktiviteler , gezmeğe gitmek % 53.3, yemek yapmak% 6.7, birlikte sohbet etmek% 26.7 olup birlikte hiçbir şey yapmak istemeyenler % 13.3’dür. Gelininin kendisine hitap şeklinden hoşlananlar % 100 olup, gelininin kendisine anne diye hitap etmesinin gerekli olduğunu düşünenler % 100 ‘dür.

Gelininize kızmanıza neden olan bir olayı kızları ile yaşasalar kayınvalideler aynı derecede %, %80, daha az % 13.3, % 6.7 hiç şeklinde tepki vereceklerini belirtmişlerdir.

Kayınvalideler, gelinleriyle bir sorun yaşandığında olayı %53.3 konuşarak, %40 hiçbirşey yapmayacaklarını belirterek, % 6.7 küserek çözümleme yoluna gideceklerini belirtmişlerdir.

Kızdıklarında bunu geliniyle paylaşanlar % 46.7, paylaşmayanlar %46.7 ve paylaşmaya cesaret edemedim diyenler %6.7’dir. Paylaşanlar arasında % 33.3 paylaşım sonrası sonucun değiştiğini, % 60’ı değişmediğini ve %6.7’si denemediğini belirtmiştir.

Kayınvalidelere göre sürtüşmeyi körükleyen taraf %33.7 gelinler % 66.3 her iki taraftır. Bu çatışmaları yaratan durum ise % 60 toplumun beklentisinden, % 26.7 bireysel özelliklerden, %13.3 her ikisinden de kaynaklanmaktadır. % 73.3 ayrı yaşamanın sorunları azaltacağına ilişkin görüş bildirmişlerdir. Yine % 70’ den fazlası iyi ilişkiler için evlilik öncesi bu konularda danışmanlık verilmesinin gerekli olduğunu belirtmişlerdir.

GELİNLERİN GÖRÜŞLERİNE GELİNCE;
Gelinlerin yaş ortalaması 38.18, ortalama çocuk sayısı 2’dir. %43.8’i kayınvalideden ayrı yaşamaktadır. Kayınvalideleri ile ilişkilerini sürtüşmeli olarak tanımlayanlar %12.5, kırgın %18.8, saygıya dayanan %62.5, zevkli diyenler ise sadece %6.3’dür. % 100’ü kayınvalidelerine anne diye hitap etmektedir. Ancak böyle hitap etmekten %18.8’i memnun değildir. %43.8’i ise başka bir şekilde hitap etmek istediklerini belirtmişlerdir. Gelinlerin %75’i eşlerinin birinci derecedeki akrabalarını benimsemekte güçlük çektiklerini ifade etmişler ve % 25’i kayınvalideleriyle birlikte hiçbir şey yapmaktan hoşlanmadıklarını ifade etmişlerdir. Kayınvalidenizden öfke yaratacak bir davranışı annenizden görseydiniz sorusuna %81.3 aynı tepkiyi verirdim, %18.8 tepkisiz kalırdım demiştir. Böyle zamanlarda çoğunlukla kızgınlık %50, daha az da sıkıntı %31.3 hissettiklerini belirtmişlerdir. Kayınvalidelerine duygularını %50 konuşarak, %18.8 küserek, %12.5 eşine ileterek ifade ettiklerini belirtmişlerdir. Sorunlarını paylaşmayı denediklerinde %56.2 sonuç alamadıklarını ve % 37.5 sorunların kayınvalideden kaynaklandığını belirtmişler ancak % 56.3 her iki tarafında sorumlu olduğunu söylemişlerdir. Gelinlere göre çatışmayı yaratan olay % 50 toplumun beklentisi, %37.5 bireysel özellikler,%12.5 ailelerin baskısıdır. % 93.8’i kayınvalide ile ayrı yaşamanın sorunları azaltacağını ifade etmişlerdir. % 93.8 gibi büyük çoğunluk evlilik öncesi bu konuda danışmanlık almanın gerekli olduğunu vurgulamışlardır.

Archived under genel sağlık Yorumlar

gribi önlemek için basit ama önemli öneriler?

Kış aylarının müzmin hastalığı gribe karşı, uygulanacak 10 yöntemle tedbir alabiliriz. Uzmanlara göre, gribi önleyecek 10 metot şunlar:

*Soğuk duş: Sanılanın aksine, soğuk su ile duş almak hasta etmediği gibi solunum yollarındaki kan dolaşımını düzenliyor ve vücudun virüslere karşı savunmasını artırıyor.

* Sauna: Saunanın buharlı ortamında yeterince terlenildiği zaman, soğuk su dolu bir küvetin içine girilmeli. Bu şekilde damarlar hareketleniyor ve metabolizma düzenleniyor.

* Ayaklar için sıcak-soğuk su banyosu: Ayakların, yaklaşık 12 derece soğukluktaki su kabına sokulması önerisinde bulunan uzmanlar, Kısa süre sonra da 40 derece sıcaklıktaki suya sokun. Bu işleme bir süre devam ettikten sonra, son olarak soğuk suyla tamamlandırın. Ayaklarınıza uyguladığınız sıcak-soğuk su banyosu, ağız ve gırtlak bölümündeki mukozanın sıcaklığının bir derece yükselmesini sağlar. Bu hastalığa yol açan virüsleri anında yok eder diyor.

* Egzersizler: Haftada en az iki kez egzersiz yapmak, vejetatif sinir sistemini düzenliyor ve vücudun serbest radikallere karşı savunmasını artırıyor.

* Beslenme: Sağlıklı beslenme kurallarına uyulmasında ve vitaminli besinler tüketilmesinde fayda var. Özellikle soğan ve sarmısak gripden koruyor.

* Diş etinin fırçalanması: Uzmanlar, suyla gargara yapmanın, diş etlerinin, dilin ve damağın fırçalanmasının, mukozanın virüslere karşı savunma mekanizmasını kuvvetlendirdiğine dikkat çekiyor.

* Giysiler: Soğuktan koruyan kalın bir kazak yerine, ince olan birkaç giysinin giyilmesinin daha sağlıklı.

* Sıcaklık: Uzmanlar, odanın çok fazla ısıtılmaması ve sürekli havalandırılması gerektiğini de ifade ediyor.

* Uykusuz kalmayın: Kışın vücudun enerjiye ihtiyacı olduğunu için uzun süre uyumaya dikkat edilmesi gerekiyor.

* Güneş ışınları: Güneşten gelen ultraviyole ışınlar savunma mekanizmasını daha iyi çalıştırdığı için güneşten her mevsim yararlanılması öneriliyor.


Archived under genel sağlık Yorumlar

Güneşlenme nasıl olmalıdır?, dikkat edilmesi gerekenler

Tatillerde bilinçsiz güneşlenme nedeniyle olaşan birinci derece güneş yanıklarının cilt kanseri riskini artırdığı, bu nedenle tatilin ilk birkaç günü güneşlenilmemesi gerektiği bildirildi.

İnsan vücudunda savunmasız tek organ olan cildin korunması, sağlıklı yaşam için çok önemlidir. Çeşitli nedenlerle ciltte oluşan yanıklar içinde, en az dikkat edilen ve tedavisine gerekli özen gösterilmeyen tek yanık türü güneş yanıklarıdır , tatillerde yapılan en büyük yanlışın bilinçsiz güneşlenmedir.Ozon tabakasındaki incelme nedeniyle güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının yeterince süzülmeden gelir ve cilt sağlığı için ciddi tehlikeler oluşturur, “ Hiçbir koruyucu önlem almadan güneşlenmek cildimizi ve kendimizi bile bile yakmak anlamına gelir”

Tıpta, derin güneş yanıklarının birinci derecede yanık olarak kabul edilmektedir, “ Güneş kremi ve yağı kullanmadan güneşlenmek, özellikle açık renkli ciltlerde kanser riskini önemli ölçüde artırmaktadır. Çünkü bu kişilerde, derinin alt hücrelerini güneş ışınlarından koruyacak renk (pigment) hücreleri azdır” . Deride oluşacak güneş yanıklarının, özellikle ten rengi açık olan kişileri ciddi bir sağlık riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır, “ Güneşten gelen zararlı ışıklar sadece derinin yüzeyini yakmakla kalmaz, alt bölümlerdeki hücrelere de kalıcı zararlar verebilir. Genetik olarak cilt kanseri görülme ihtimali yüksek olan kişilerin derilerinde oluşacak güneş yanıklarının, ultraviyole ışınlarına bağlı cilt kanserinin oluşmasını kolaylaştırdığı gözardı edilmemelidir”

“ BRONZLAŞMAK İÇİN BİRKAÇ GÜN SABREDİN”

Güneş yanığının yüzeysel tedavisinin diğer yanıklara göre daha kısa zaman aldığını ancak, kanser riskini artırması nedeniyle çok daha tehlikelidir : “ Tatillerde en çok yapılan hatalardan biri, plaja gelir gelmez giyilen tişörtlerin çıkarılmasıdır. Cildi yavaş yavaş güneşe alıştırmak yerine, plaja kavuşmanın psikolojik etkisiyle hemen güneşlenmeye başlamak çok zararlıdır. Cildi güneşin tehlikelerinden korumak için yapılacak en doğru davranış, tatilde ilk birkaç gün hiç güneşlenmemektir. Plaj ve kumun ilk heyecanı yatıştıktan sonra, gerekli pomatları cilde sürerek yavaş yavaş güneşlenmek gerekir.”

Ayrıca, güneş yağı ve kremler gün boyu koruyucu etki yapmamakta, üzerinde yazan 10-20-30 gibi faktörlerin bu pomatların etkili olduğu zaman dilimini anlatmaktadır.

Archived under genel sağlık Yorumlar

Sporun bilinenin aksine zararları, önemli bilgiler

Sıklıkla, sporun sağlığı bozan bir çok faktörün kaynağı olduğu unutulur. Sporun yararlarını bir tarafa koyarak, “hasta olmak istiyorsanız spor yapın” da diyebiliriz.

Yılda milyona yakın ölümün spordan kaynaklandığı tahmin edilir. Ölümler yalnızca, otomobil yarışçıları ya da alpinistler gibi üst düzey sporcuların şaşırtıcı kazalarından kaynaklanmaz. Ölümlerin çoğu yetersiz hazırlanma yanlışlıklarından da kaynaklanır; güneş altında tenis oynamak, çok yoğun bir koşu sonrası ya da yüzerek gereğinden fazla kuvvetine güvenerek plajdan çok uzaklara açılma sonrası kramp girmesi nedeniyle boğulmaların görülmesi

Spora başlarken mutlaka çok dikkatli olunmalı ve hekimin öğütleri göz önüne alınmalıdır. Kırk yaşından sonra, sağlıklı olsanız bile, özellikle kardiyak yıkımlardan sakınmak için düzenli olarak hekim kontrolünden geçmek gerekir. Spora bağlı kazalar ve sonuçlarını 4 guruba ayırabiliriz; kalp-damar bozuklukları, travmatik sorunlar, hareket sisteminde aşırı işlevsel sorunlar ve dopinge bağlı sorunlar.

1. Hareket sistemi üzerine: Hareket sisteminde görülen rahatsızlıklar çok fazladır fakat ağır bir sorun değildirler. Önem derecesine göre sıralayacak olursak;

Kas tutuklukları; bu sonunlar, aşırı bir çalışma sonrası kaslarda biriken aşırı toksinlerin, özellikle laktik asitin birikmesinden kaynaklanır. Bu olay çalışmadan 24 saat sonra başlar ve 2-3 gün kadar sürebilir. Bu durum da çok su içmeli ve kaslara yumuşatıcı pomadlar sürülmelidir. Sauna ya da sıcak bir banyo iyi bir etki sağlayabilir.

Kasılma; istemsiz kas kasılmalarıdır, refleks bir reaksiyondan, aşırı uzamadan ya da eklem travmasından kaynaklanırlar. Olayın durumuna göre kas üzerine buz ya da tersine, sıcak banyo ve masaj uygulanır.

Uzama; kas liflerinin gerilmesine neden olan, kasın elastikiyet sınırının aşılmasıdır. Bu durumda zorunlu olarak tüm masajlardan kaçınmak ve liflerin toparlanması için 10 gün beklemek gerekir.

Lif kopması; belirli sayıda kas liflerinin yırtılmasından kaynaklanır ve beraberinde kas düzeyinde bir iç kanama görülür. Masaj sakıncalıdır, iyileşme en az bir ay sürer.

Kas Yırtılması; kasın yırtılması çok ağır bir tablo oluşturur. Cerrahi bir girişim gerektirir.

Tendinit; sporcularda sıklıkla görülür. Genellikle aşil tendonunda, pubisde, diz kapağında, uyluk addüktörlerinde ve dirsekte odaklanırlar (tenisçi dirseği). Tendinitler bazen tüm sportif aktivitelerin bir süre kesilmesini zorunlu kılar.

2. Kalp-damar sistemi üzerine; kalbin, saygı gösterilmesi gereken sınırlarının bilinmesi gerekir. Bu tür riskler özellikle; uzun süreden beri spor yapmayan, hiçbir ön hazırlığı olmayan, akşam karar verip sabah başlayan, kırk yaş üzeri yetişkinlerde ortaya çıkmaktadır.

Çok anlamlı bir örnek squaç tır ve görünmediği kadar çok şiddetli bir spordur. Tenis ve koşu da, özellikle güneş altında uygulandıkları zaman, bazen tehlikeli sporlar olarak ortaya çıkarlar.

Sigara içmek ya da önemli bir fizik aktiviteden sonra saunaya girmek gibi yanlışlardan da kaçınmak gerekir.

3.Doping; Yıllardan beri doping sorunu kaygı verici boyutlara ulaşmıştır, 1988 de Seul Olimpiyatlarında Ben Johnson un altın madalyasının geri aalındığı hatıralardadır. Doping olarak kullanılan ürünlerin listesi hayli kabarıktır, özellikle yapay olarak performansta iyileşme sağlayan anabolizanlar ön sırayı almaktadır. Bunlar çoğunlukla vitaminler gibi psikolojik etkiye sahiptirler. Üstelik, düşüncesizce bu riski göze alan sporcuların yaşam ve sağlıkları için gerçek bir tehlike oluştururlar.

Anabolizanlar; bunlar hormonlardır, erkek testosteronu olarak takdim edilirler. Yoğun bir antrenmanı uygulamak koşuluyla önemli ölçüde kas kitlesini artırırlar. Kaslarda kitle artışı görülse bile tendonların üzerine hiçbir etkileri yoktur, kasın kasılma kuvveti tarafından kopmalar olabilir.

Anabolizanlar bazen tehlikeli tendon kopuklarına yol açmaktadırlar. Bunun yanında, kadınlarda geri dönüşümü olmayan erkekleşme, seksüel yaşam bozuklukları, bazen kanser (özellikle prostat kanseri) gibi çok ağır tabloların kökenini oluştururlar.

Amfetaminler; en çok bilinen ürünlerdir, uyarıcı ilaçlardır. Açlık duygusunu, özellikle yorgunluk hissini yatıştırırlar. Yarışma esnasında öfori sağlarlar ve sporcu kendisini yenilmez hisseder. Fakat, uzun sürede önemli psikolojik bozukluklara yol açarlar, özellikle kişi sürekli olarak hallisünasyonlar ile karşı karşıya kalır.

Kortikoidler; strese karşı mücadeleye ve çabuk toparlanmaya olanak sağlarlar. Fakat, hormonal sistemi tamamen bozarlar, kas ve tendon düzeyinde ağır yaralanmalara yol açarlar, bazen diyabete neden olurlar ya da kullanımlarından uzun yılar sonra osteoporoza yol açarlar.

Kardiyak uyarıcılar; uzun zamandır, yarışma öncesi eritrosit enjeksiyonu, özellikle dayanıklılık sporlarında destekleyici rol oynadığı sanıldı. Oysa, bu doping tamamen etkisizdir ve günümüzde terk edilmiştir. Kardiyak tonik olarak bilinen ünlü efedrin bir çok öksürük şurubu ve burun damlası gibi ilaçlarda bulunur. Kafeinin aşırı tüketimi yasaktır, fakat yinede kontrole yakalanmamak için 6-8 fincan içilebilir.

Medikal kontrol; sportif bir aktiviteye başlamadan önce medikal bir kontrolün yapılması kaçınılmazdır. Bu kontrol özel bir merkezde yapılmalıdır. Bu kontrolün amacı, genel olarak bir sporu yapmaya ya da belli bir spor için olası yasaklı durumların varlığını saptamayı amaçlar. Bu durum EKG, kardiyak enzimler, röntgen ve hastanın muayenesi ile araştırılır.

Kesin yasaklı durumlar;
-yeni geçirilmiş miyokard infarktüsü
-tipik göğüs ağrısı
-konjenital kardiyopati (doğuştan kalp hastalığı)
-kardiyomiyopati (kalp kasının kasılma özelliğinin azalması)
-akut perikardit (kalp zarının iltihabi hastalığı), miyokardit (kalp kasının iltihabi hastalığı),
-kalp ritim ve iletim bozuklukları

Göreceli yasaklı durumlar;
-miyokard infarktüsü; yeterli bir aradan sonra (en az 6 ay) ılımlı egzersizi engellemez, fakat yarışma yasaktır,
-kalp ritim bozuklukları (hastanın takibi gerekir),
-göğüs ağrısı (EKG ve kardiyak enzimler normal, atipik göğüs ağrısı olursa spor yapılabilir),
-orta derece arteriyel hipertansiyon (yüksek hipertansiyon yasak) ,
-tansiyonu düşük olanlar ya da efor testinde tansiyonu yükselmeyenler

Bu incelemelerden sonra, hekim size yapabileceğiniz sporu önerecektir. Mesela, kulak ağrınız var ise suya dalmanız yasaklayacaktır.

Archived under genel sağlık Yorumlar

$kod

·