‘genel sağlık’ Kategorisi için Arşiv

Kabızlık Nedir? Ne Yapılmalıdır?

Çarşamba, 22 Ekim 2008

Dışkılamanın yani defekasyonun üç gün­den daha seyrek veya normalden da­ha katı olarak yapılması halinde kabızlık­tan yani konstipasyondan söz edilir. Baş­ka bir deyişle ağızdan aldığımız besinle­rin 24-48 saat içinde barsakları terketmemesi ve gecikmesi halinde barsak tem­belliği var demektir. Mutlak kabızlık (orga­nik kabızlık) bağırsak tıkanması sonucu meydana gelir ki, bazı hastalıkların (ileus, kolon kanseri, konjenital megakolon yani Hirschsprung hastalığı vb.) teşhis belirtisi olarak çok önemlidir. Kabızlık çok kimsede barsakların çalış­masının bozukluğu sonucu görülür. Buna sebep çok kere kötü alışkanlık ve ıkınma yetersizliğidir. Yani alınan besinlerin barsaklardan geçişi normaldir. Besin artıkla­rı dışkı şeklinde ortalama 18 saat sonra barsağın son bölümüne yani rektuma ulaşmaktadır. Ancak dışkılama refleksi geç uyandığından, çeşitli nedenlerle tuvalete gitmeyi ihmal eden kimse rektumunu boşaltamamaktadır.

(more…)

Klitoris nedir ve fonksiyonu nelerdir ?

Cumartesi, 23 Ağustos 2008

Dölyolunun,vulvanın dudaklarının birleştiği açılış kısmının üst tarafında bulunan yumru biçiminde küçük bir yapıdır.Klitoris seks ilişkilerinde zevk almakta önemli bir rölü olmakta ve karıkoca seks ilişkilerinde mühim bir yeri bulunmaktadır.Klitorisin yapısı erkeğin tenasül organına çok benzer.

Klitoris, kadınlarda vajinanın üstünde bulunan erektil cinsel organ. Erkek penisinin homoloğudur. Ancak penis gibi idrar kanalı tarafından delinmemiştir, başlıca işlevi cinsel haz alınmasıdır. Üzerinde ortalama 80.000 sinir sonlanması vardır. Bu rakam penisteki sinir sonlanmalarının iki katıdır ve tüm organlardaki sinir hücresi sonlanmasından fazladır.

Klitoris de penis gibi sertleşmektedir.Kadınların en çok haz ettikleri bölgeleri olup eğer embiriyonik çağda testesterona maruz kalma olursa büyüyerek penisi oluşturur.

kolanın zararları, diyet kolanın zararları nelerdir?

Pazartesi, 07 Temmuz 2008

Kola kutularının üzerindeki ‘Soğuk içiniz!’ yazısı lezzet için yazılmamış.Hadise ABD de geçiyor.Ancak bildiğiniz gibi Türkiye’de de birçok kişi diyet kola içiyor. Siz de içiyorsanız, okuduktan sonra fikrinizi değiştireceğinize eminim!

2001 Ekim’inde kız kardeşim çok hastalandı. Mide spazmları vardı, dolaşmakta zorlanıyordu, yürümekte başlı başına problemdi. Sadece yataktan kalkması bile onu tüketiyordu, o kadar çok ağrısı vardı.2002 Mart’ında biyopsiler alındı ve 24 değişik ilaç kullanmaya başladı. Doktorlar kendisine ne olduğunu bulamıyorlardı.O kadar çok ağrısı vardı ve o kadar hastaydı ki, ölmekte olduğunu biliyordu.Hazırlığa başladı. Son bir keyif yaşamak istiyordu, böylece 22 Mart günü(tekerlekli iskemlede olmak kaydıyla) Florida’ya gitmeyi planladı.19 Mart günü testlerinin nasıl geçtiğini öğrenmek için kendisini aradım.Testlerde bir şey bulunamadığını ama kendisinde MS(multiple skleroz) olduğunu düşündüklerini söyledi. Çok şaşırdım sonra bir arkadaşımın ban e-mail olarak gönderdiği bir yazıyı hatırladım ve ona sordum: ‘Diyet kola içiyor musun?’ ‘Evet!’ dedi. O anda da bir tanesini açıp içmek üzere olduğunu söyledi.Açmamasını ve diyet meşrubat içmemesini söyledim, bahsettiğim yazıyı e-maille kendisine gönderdim. Telefon konuşmamızdan 32 saat sonra beni aradı, diyet meşrubat içmeyi bıraktığını ve yürüyebildiğini, merdiven çıkabildiğini ve adale spzmlarının kaybolduğunu söyledi. İyileşmemişti ama kendisini kesinlikle daha iyi hissediyordu. Makaleyi doktorlarına göstereceğini ve eve dönünce beni arayacağını söyledi. Beni aradı, doktoru çok etkilenmişti ve diğer MS hastalarını arayarak suni tatlandırıcı(Aspartam) kullanıp kullanmadıklarını soracağını söylemişti. Çünkü insanlar diyet meşrubat içindeki aspartam maddesiyle zehirleniyor ve yavaş yavaş ölüyorlardı. 22 mart’ta Florida’ya giderken tek bir hap almıştı-Bu da zehirlenmeye karşı olan haptı!- iyileşme yolundaydı ve yürüyebiliyordu! Tekerlekli iskemle olmaksızın! Bu makale hayatının kurtulmasına vesile olmuştu. İşte hayat kurtaran o meşhur makale: Etikette ‘şekersiz’ yazıyorsa ASLA KULLANMAYIN! Çeşitli markalarla pazarlanan ‘aspartam’ hakkında Dünya Çevre Konferansı’nda bir konuşma yapıldı. EPA’ya yönelik bir yazıda 20012de Birleşik Amerika’da multiple sklerosis ve sistemik lupus salgını olduğu, hangi zehrin bunun yaygın hale gelmesine neden olduğunun anlaşılamadığı belirtilmiş. Aspartam neden tehlikeli? Bu suni tatlandırıcının ısısı 86ºF(30ºC. 1 Fahrenheit 1.8 Santigrat derece. 32ºF=0ºC) seviyesine ulaşınca içindeki metil alkol formaldehite sonra da formik aside dönüşüyor; bu da metabolik asidosise yol açıyor. Metanol zehirlemesi diğer şartları açısından multiple sklerosise benziyor. Doktorlar insanlara yanlışlıkla Multiple Sklerosis(MS) teşhisi koyuyor. MS ölüme yol açmazken metanol zehirlemesi öldüdrücü oluyor. (Şişelerde,kutularda ‘soğuk içiniz’ yazılıdır. Devamı şöyle olmalı idi: ‘Soğuk içmezseniz zehirlenirsiniz.’) Sistemik lupus da neredeyse en az MS kadar yaygın hale geldi, özellikle ‘diyet kola’ içenler arasında! Kurban genellikle suçlunun aspartam olduğunu bilmiyor.Kullanmaya devam ediyor, lupus da artık hayatı tehdit edecek seviyeye ulaşıyor. Diyet içecekleri bıraktıktan sonra sistemik lupus hastalarının asistemik hale geldikleri görüldü.MS teşhisi konan hastalarda (aslında bunlar metanol zehirlemesi hastalarıydı!) semptonların çoğu kayboldu.Görüş yeteneğinin geri kazanıldığını ve işitme duyusunun önemli ölçüde iyileştiği görüldü.Bu, tinnitus vakalarında da geçerliydi.Bir konferansta ‘ Aspartam kullanıyorsanız (NutraSweet,Equal,Sponful vs.) ve fibromalji,spazmlar,ani ağrılar,bacaklarınızda uyuşma,kramp,vertigo,bulantı,baş ağrıları,tinnitus,eklem ağrısı,depresyon,endişe atakları,bozulan konuşma, bulanık görme veya hafıza kaybı semptomlarından şikayetçiyseniz muhtemelen aspartam hastası olunduğu söylendi. Konuşma sırasında bazı kişiler ‘Bu semptomlardan bazıları bende de var.Bundan kurtulmak mümkün mü?’ diye sordular. Cevap olarak; ‘Evet! Diyet meşrubat içmezseniz ve gıda etiketlrinde yazılı aspartam kelimesine dikkat ederseniz, evet!’ verildi. Çok ciddi bir problemle karşı karşıyayız.Bir hastanede hemşire ağır diyet kola bağımlısı 6 arkadaşının tamamında MS problemi olduğunu belirtmiş.Bu asla tesadüf değildi! Unutmayın ki, ‘diyet kola’ asla bir diyet ürünü değildir. Kongre raporuna göre karbonhidrat birikimine neden oluyor ve sizi şişmanlatıyor. Formaldehit yağ hücrelerinde depolanıyor, özellikle kalça ve basenlerde birikiyor. Dr. Roberts bir kere bu ürünleri bırakınca ekstra spor yapmaksızın deneme süresi içinde 19 kilo kaybeden hastası olduğunu belirtiyor. Aspartam özellikle şeker hastaları için tehlike. Hastalarında retinopati olan hekimlerle görüşülmüş ve aslında hastalarındaki semptomların sebebi aspartamdı. Aspartam kan şekerinin kontrolden çıkmasına yol açıyor. Bu yüzden şeker hastası, proteinde bulunan diğer amino asitler olmadan aspartik asit ve fenilalanin maddelerinin nörotoksik hale gelmesiyle hafıza kaybından şikayet ediyor. Aspartik asit ve fenilalanin kan beyin bariyerini aşıyor ve beyin hücrelerini harap ediyor, şeker hastalarında (şeker hastası olmayan kişilerde de) çeşitli tipte beyin hasarı, nöbet hali, depresyon, manik depresyon, panik ataklar, öfke ve şiddetler görülüyor. Dr. Roberts doğum arızalarına, yani gebe kalma ve ilk gebelik döneminde tüketilmesi halinde zeka geriliğine sebep olabileceği konusunda uyarıyor. Bu konudaki literatür. Excitotoxins: The Taste That Kills( öldüren tat),Dr. Russel Blayblock(Healt Pres) ve Defence Against Alzheimer’s Disease(Alzheimer hastalığına karşı savunma),Dr. H.J. Roberts. Dr. Roberts aynı zamanda diyabet uzmanıdır.Bu hekim aspartamın öldürücü etkisini gösteren vakaların yer aldığı bir çalışma yayınladılar. American College of Physicians Konferansı2na göre ‘ Bu ölümcül zehrin sebep olduğu nörolojik hastalıklar salgınından bahsediyoruz.’ Aspartamın 100 farklı üründe bulunduğuna dair kongre tezleri mevcut. İlk tezden sonra peş peşe iki tez sunuldu ama faydası olmadı.hiçbir şey yapılmadı.

Kan şekeri yükselmesi, ilk yapılması gerekenler

Pazartesi, 07 Temmuz 2008

Kan şekerini belirleyen nedir ?
Bir öğünü takiben kana geçen glikoz miktarı ile bu şekerin kandan uzaklaştırılma hızı arasındaki denge kan şekeri düzeyini belirler. Glikozu kandan uzaklaştıran en etkili mekanizma pankreastan salgılanan insülin hormonunun özellikle kas ve yağ dokusuna fazla glikozu sokmasıdır. Diyette kan şekerini belirleyen en önemli komponent elbette karbonhidratlar (şekerler)ıdır. Ancak yağlar da glikoz emilimini yavaşlatarak etki ederler. Proteinler de insülin salgısını artırarak glikozun kandan uzaklaştırılmasına yardım ederler.

Diyetteki karbonhidratların hem miktarı hem de tipi kan şekerini etkiler. Böylece belirli gıdaların içerdikleri karbonhidrat miktarı ve tipine göre kan şekerine etkileri farklıdır. Son dönemlerde gıdaların kan şekerine etkilerine göre glisemik indekslerinden bahsedilmektedir.

Glisemik indeks tüketilen bir gıda ürününün içindeki karbonhidratlarının kan şekeri üzerine olan etkisinin bir ölçüsüdür. Bazı gıdalar kan şekerini hızla yükseltirken, diğerleri daha masum bir yükselmeye neden olurlar.

Bilimsel olarak bu indeks yenilen bir öğünden iki saat sonra kan şekerinin düzeyi ile ilişkilidir. Referans değer beyaz un veya glikozun kendisidir. Örneğin, 100 gram beyaz un kaynaklı glikoz yendiğinde iki saat sonra ölçülen kan şekeri %100 kabul edilir. İçinde 100 gram farklı türde karbonhidrat olan bir öğün yendiğinde kan şekerini bu kritere göre ne kadar değiştirdiği gözlenir. Eğer örneğin %20 daha az yükseltiyorsa o öğünün ya da gıdanın glisemik indeksi %80ıdir. Yani kan şekerini beyaz un veya glikozun kendisinden daha az (%20) yükseltiyordur. Bu nedenle temel olarak gerek diyabetli bireylerin gerekse sağlıklı yaşamak isteyenlerin glisemik indeksi düşük gıdalar yolu ile karbonhidrat almaya dikkat etmeleri yararlı olacaktır.

Aklınıza gelebilecek bir soru şu olabilir; madem kan şekeri yüksekliği çok zararlı, o zaman diyetten tüm karbonhidratı çıkaralım ya da Atkinson doğru mu söylüyor? Bu sorunun tek ve kesin yanıtı hayırıdır. Çünkü kan şekeri son derece önemlidir ve vücudun olmazsa olmazıdır. Zararlı olan onun yüksekliğidir. Vücudumuzdaki bir trilyon sinir hücresi, 25 trilyon kırmızı kan hücresi ve diğer bazı hücreler (üreme hücreleri, bazı böbrek hücreleri vs.) enerji üretmek ve yaşamak için kan şekerine muhtaçtırlar. Bu nedenle kan şekerimiz düştüğünde sinir hücrelerimiz iyi çalışamaz ve kişi bayılır.

Vücudumuzda kan şekerini düşürmek için tek hormon varken (insülin) düşen kan şekerini yükseltmek için ise en az dört hormona görev verilmiştir (glukagon, böbrek üstü bezi hormonları adrenalin ve glikokortikoidler ve büyüme hormonu). Bu nedenle kişinin günlük enerji gereksiniminin ortalama %45-65ıi mutlaka karbonhidrat kaynaklı olmalıdır ve kan şekeri asla normalin altına düşürülmemelidir.

Kızılay Kan İstasyonları, adresleri, telefon numaraları

Pazartesi, 07 Temmuz 2008

AYDIN KAN İSTASYONU
Hasan Efendi Mah. Kızılay Cad. No . 45 Kat : 1
0 256 213 77 31

ÇANAKKALE KAN İSTASYONU
Adres: Kemalpaşa Mah. Kızılay Sok. No : 16
0 286 217 12 84

İSKENDERUN KAN İSTASYONU
Çay Mah. 102. Sok. No: 19
0 326 613 63 28
0 326 613 63 27

İZMİT KAN İSTASYONU
Kızılay İş Hanı
0 262 321 22 34

ÖDEMİŞ KAN İSTASYONU
Ulus Meydanı No : 3 0 232 544 86 85

UŞAK KAN İSTASYONU
Milli Egemenlik Cad. No : 6
0 276 224 03 86

KARABÜK KAN İSTASYONU
Karabük Kızılay Binası
0 370 412 47 74

SİNOP KAN İSTASYONU
Sinop Kızılay Binası
0 368 261 27 23

MANİSA KAN İSTASYONU
Avni Gemicioğlu Cad. No: 83
0 236 231 77 86

RİZE KAN İSTASYONU
Rize Kızılay Binası
0 464 213 29 29