‘çocuk sağlığı’ Kategorisi için Arşiv

Bayanların Kabusu: Düşük

Perşembe, 06 Kasım 2008

Doğum kontrol hapını bırakır bırakmaz hamile kalan kadınları tehlikesi bekliyor. Prof. Dr. Neşe Kavak, “Gebe kalmayı, doğum kontrol hapını bıraktıktan en az iki ay sonra deneyin” diyor

Doğum kontrol hapları düşükleri artırıyor

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neşe Kavak kendisi de yaşamış bir doktor. Kavak, hamile kalan her üç kadından birinin başına gelen düşükle ilgili tıp dünyasında yapılan son çalışmalarla ilgili bilgi verdi:

(more…)

Çocuğunuzu övmeniz büyük fark yaratır!

Cuma, 24 Ekim 2008

Çocuğunuzu övmeniz büyük fark yaratır!

Ebeveynler genellikle çocukları sözlü olarak övmenin ve gülümseme ya da kucaklama gibi diğer sosyal ödüllerin çocuk yetiştirmedeki önemini gözden kaçırırlar. Ebeveyn olarak övgünün

dikkat çekici şekilde iyi davranışlar ya da çocuğun muhteşem bir performansı için saklanması gerektiğine inanabiliyoruz. Çoğu zaman çocukların sessizce oyun oynamak ya da şikayet etmeden ev işlerine yardımcı olmak gibi iyi davranışlarını övme gereği duymuyoruz.
Oysaki araştırmalara göre, olumlu davranışların ilgi ve övgü görmemesi çocukların olumsuz davranışlarını arttırmaktadır. Aslında övgü ve cesaretlendirme, yeni bir beceriyi öğrenirken çocuğun attığı küçük adımları yönlendirmek, olumlu benlik algısını teşvik etmek ve çocukların zor işler karşısında kararlılıkla devam edebilmelerini sağlayan motivasyonu onlara sunmak için kullanılabilir. Maddi ödüllerin aksine, övgü ve diğer sosyal ödüller bakımından sınırsız bir kaynağa sahibiz. Çocukların olumlu davranışlarını övgüyle teşvik etmek çok az vakit gerektirir. “Sessizce oyun oynamana bayılıyorum. Kızıma bakın ne kadar büyümüş” türünden basit bir cümle ya da zamanlaması doğru, içten bir sarılma övgü için ihtiyacınız olan tek şeydir.
Bazı ebeveynler çocuklarını övmeyi nasıl ya da ne zaman yapacaklarını bilmedikleri için çocuk yetiştirmede çok faydalı olan bu yöntemi kullanmazlar.  Oysaki denediğiniz de görürsünüz ki övgü gibi sosyal ödüller kullanmak ve çocuklara olumlu anlamda ilgi göstermek çocuk davranışlarında kısa sürede büyük etkiler yaratmaktadır.
Çocuğunuzu Överken Dikkat Etmeniz Gereken Noktalar:
o Övgü Belirgin Olmalı
Bir yorumun diğer bir yorumla arka arkaya hızlıca sıralandığı övgü şekli bulanıktır ve çok işe yaramaz. Örneğin, “Harika yaptın… Harika çocuk… Süper… Çok güzel…” şeklindeki övgüler övmeye çalıştığınız davranışı açıklamamaktadır.
Açıklayıcı şekilde övmek daha etkilidir. Övgülerde, davranışı isimlendirerek açıklamalısınız. “İyi çocuk…” gibi bir övgü yerine “Senden rica ettiğimde oyuncaklarını topladığın için iyi bir çocuksun” ifadesi daha doğrudur. Olumlu davranışları açıklamanız çocuğunuzun hangi davranışların önemli olduğunu tam olarak anlamasına yardımcı olur.
o Doğru Davranış Övülmeli
Övgünün uygun davranışın ardından gelmesi kritiktir. Paylaşma davranışı için övgü çocuğunuz oyuncağını arkadaşıyla paylaştığı sırada verilmeli. Eğer çocuğunuz davranışın bütününe bakıldığında olumsuz bir şey yapıyorsa davranışın olası olumlu yönleri de dahil hepsini görmezden gelmek daha doğrudur. Ece, Can ile boya kalemlerini paylaşıyor ama bunu evin duvarlarını çizmek için yapıyorsa övgü almaması daha doğrudur.
o İstekli Olun
Bazı övgüler etkisizdir çünkü sıkıcı bir ses tonuyla hiç göz teması kurmadan ve gülümsemeden yapılmıştır. Aynı kelimeyi arka arkaya düz ve isteksiz bir ses tonuyla söylüyorsanız bu çocuğunuz için teşvik edici olmaz.
Övgü sözcüklerinin etkisi sözsüz yöntemlerle artırılabilir. Çocuğunuza
gülümseyin, onu gözlerinizdeki sıcaklıkla sarın ya da onun sırtını sıvazlayın. Övgü enerji dolu bir şekilde, özenle ve içtenlikle söylenmeli.
o Övgü Anında Verilmeli
Bazen övgü, olumlu davranış gerçekleştikten saatler hatta günler sonra verilmektedir. Maalesef ki, övgü cümleleri zamanla teşvik edici etkisini kaybetmekte ve yapay durmaktadır. Hiç övmemektense gecikmeli de olsa övmek elbette ki daha iyidir ama en etkili övgü şekli olumlu davranışın gerçekleştiği 5 saniye içerisinde verilen övgüdür.
o Bir Davranışın Fark Edilmesi için Mükemmel Olması Gerekmez
Bir davranışı övgü ya da olumlu anlamda ilgi görmesi için mükemmel olması gerekmez. Aslında çocuklar bir davranışa ilk kez eğilim gösterdiklerinde, hedefe ulaşana kadar geçilen her küçük adımda teşvik edilmeye ihtiyaç duyarlar. Diğer türlü, yani övgü alabilmek için yeni davranışı ustalıkla sergileyene kadar beklemeleri gerektiğinde yeni davranıştan tamamen vazgeçebilirler. Yol boyunca attığı her küçük adımda çocuğu övmek gösterdiği çaba ve öğrenme azmi konusunda onu teşvik eder. Bu sürece “şekillendirme” denir ve çocuğu başarıya hazırlar.

Gelişim Uzmanı Psikolog Sinem Olcay

İstanbul Parenting Class

Zeytinoğlu Cad. Arzu 1 Apt.

No:2 Diare:27

Etiler/İstanbul

T&F: 212 351 90 01

sinem@istanbulparentingclass.com

www.istanbulparentingclass.com

Bebekler neden ağlar ?

Cuma, 17 Ekim 2008

Yenidoğan bebeklerin çok ağlamasının bir sebebi var mıdır?

Bebekler sıkıntı veren her durumda teselli bulmak için yardım aramaya programlanmıştır. Bebeğinizin ağlaması, beyni henüz yeterince gelişmediği için tek başına başa çıkamadığı bedensel hisler için sizden yardım istemesi anlamına gelir. Bebekler ciğerlerini geliştirmek, sizi kontrol etmek için ya da hiçbir neden olmadan boşu boşuna ağlamazlar. Bir şey onlara rahatsızlık verdiğinde size haber vermek ve sizin yardımınızı almak için ağlarlar.

Tüm türler arasında doğduğunda en olgunlaşmamış durumda olan insan yavrusudur. Aslında bebeklerin gebelik süresini anne karnının dışında tamamladığını söyleyebiliriz. Freud?un insan yavrusu için ?dünyaya tamamlanmamış olarak gelir? demesi doğrudur. Yeni doğmuş bir bebeği dışarıdaki bir fetus gibi düşünebiliriz. İşte bu nedenle yani doğduklarında yeterince olgunlaşmış durumda olmadıkları için bebekler çok hassastırlar. Sıkıntıya karşı çok duyarlıdırlar.

Bebeklerde en çok neden ağlar?

Bebekler daha çok fiziksel nedenlerden ötürü ağlarlar. Bir bebek, yorgun ya da aç olduğu ya da bir yetişkinin çok mırıldanması dolayısıyla fazla uyarıldığı için ağlayabilir. Ayrıca bebekler; çok parlak, çok sert, çok soğuk, çok sıcak, çok ani uyaranlar, durumlar ve olayları şok olarak algılayıp ağlayabilirler.

Ebeveynlerin ağlamanın ne anlama geldiğini anlama şansı var mıdır?

İlk başlarda ağlamanın ne anlama geldiğini çözmek zor olabilir ama zamanla ebeveynler ağlamaları çok daha doğru bir şekilde okumayı öğrenirler. Örneğin; zamanla açlık ağlamasını yorgunluk ağlamasından ayırt etmek kolaylaşır. Bazen ise ebeveynler ağlamanın nedenini kesinlikle bilemezler. Ama bunun bir önemi yoktur. Önemli olan bebeğin sakinleşmesi için ona yardımcı olmaktır.

Bebekler en çok ne zaman ağlar?

Ağlama bebek 3-6 haftalık olduğunda en yüksek seviyededir. Bebek, 12-16 haftalık olduğunda ise azalır. Bunun nedeni bu dönemde bebeklerin hareket kabiliyetinin yükselmesi, bir şeyleri tutup onlarla oyun oynayabilmeleri dolayısıyla artık daha az sıkılma ve engellenme yaşıyor olmalarıdır.

Daha büyük bebekler ve 3-4 yaşına kadar çocuklar, dünyaya geçişin yarattığı değişime uyumlanmalarına rağmen açlık, soğuk, yorgunluk, hastalık gibi sebepler yüzünde hala ağlamaya devam ederler. Bunun yanında, ağlamaya neden olan yeni hisler eklenmiştir. Bağ kurduğu ebeveynden ayrılma korkusunun yarattığı panik yüzünden ağlayabilirler. Büyüdükçe hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları şeyler; onları korkutan ya da huzursuz eden şeyler netleşir ve her biri bir ağlama nedeni olabilir. Konuşamayan bir çocuk için ağlama genelde ?hayır? anlamına gelir. ?Hayır bir başkasının kucağına gitmek istemiyorum? ?Hayır bu tulumu giydirmenden hoşlanmıyorum.?

Bebek ağladığında ne yapmak gerekir?

Özellikle yaşamın ilk aylarında, bebeklere her ağladıklarında müdahale etmek, sakinleşmeleri için yardımcı olmak gerekir. Yeni doğmuş bir bebek, ağlamayla kaybettiği kontrolünü kendisi yerine getiremez, bunu sadece siz yapabilirsiniz. O nedenle bebeklerin ağlamalarına tutarlı şekilde cevap vermek önemlidir. Araştırma ve gözlemler göstermekte ki ağlamalarına tutarlı şekilde cevap verilen bebekler ilerleyen zamanda daha az ağlayan, daha mutlu ve daha kolay sakinleştirilebilen çocuklar oluyorlar.

(more…)

Her Bebeğin Kendine Özgü Bir Mizacı Var Mıdır?

Cuma, 17 Ekim 2008

Her Bebeğin Kendine Özgü Bir Mizacı Var Mıdır?

İnsan doğasına dair en çok kabul gören fikirlerden biri her bireyin kendi kişilik özelliklerine sahip olarak dünyaya geldiği görüşüdür. Yani, yeni doğmuş bebeklerin bile karakter bakımından birbirinden farklı oldukları düşünülür.

Gerçekten de her bebeğin, çevreyle etkileşiminde kendine özgü bir tepki verme biçimi yani mizacı var mıdır?

Bebekler arasında davranış bakımından pek çok farklılığının gözlemlenmesi, her bebeğin kendine özgü bir mizacı olduğunun kanıtı olarak görülmektedir. Bebeklerin mizacını değerlendirmek için incelenen davranışsal farklılıklar; aktivite düzeyi, ne kadar çabuk üzüldüğü, beklenmedik bir şey olduğunda nasıl tepki verdiği ve sosyalleşme düzeyi gibi şeylerdir. Bu gibi mizaç özelliklerinin bir çocuğun kişiliğinin oluşumunda temel unsurlar olduğu düşünülür.

Bebeğinizin kendine özgü mizacını değerlendirmek istiyorsanız, bebeğinizin aşağıda açıklanan 9 farklı davranış özelliği bakımından hangi noktada olduğunu gözlemlemeniz iyi bir yol gösterici olur.

(more…)

Ebeveyn ile Bebek Arasındaki Özel Bağ

Cuma, 17 Ekim 2008

Bebeğinizin sizinle sağlıklı bir bağ kurması ilk bir yılın sosyo-duygusal açıdan en temel gelişim konusudur. Bebeklerin ebeveynle kurduğu bağın içgüdüsel temelleri vardır. Bebekler dünyaya korunma ve güvenlik amacıyla ebeveynin yakınında kalma içgüdüsüyle gelirler. Ebeveynler için de bebekle kurulan bağ aslında içgüdüseldir. Biz de bebeğimizle bir bağ kurmak isteriz. Bebeğimizi korumak ve güvende olmasını sağlamak, ihtiyaçlarını karşılamak için elimizden geleni yaparız.

(more…)