ağız ve diş sağlığı

diş kırılması, dişlerde kırılma tedavisi

  • Tedaviye yardımcı olabilir düşüncesi ile -mümkünse- kırılan diş parçası bulunarak koruma altına alınmalıdır.
  • 30 dakika içerisinde dişhekimine gidilmelidir.
  • Bu arada bölgede kanama meydana gelmişse temiz bir gazlı bez ile basınç uygulanmalıdır. Basınç uygulamasına rağmen kanama 15 dakika içerisinde durmazsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
  • Diş kırılmaları, dişlerin yerlerinde oynaması ya da çıkması, ağız dokularında yaralanmalar ve beyin sarsıntısı sıklıkla da basketbol, futbol vs. gibi kontak sporları yaparken oluşan çarpma ve düşmeler ile trafik kazaları sonucunda oluşmaktadır. Özellikle kontakt spor yapan çocuklarda oluşabilecek ağız yaralanmalarını ve diş kırıklarını önlemek için uygulanacak en uygun yöntem ağız koruyucusu (mounth guard) kullanmalarını sağlamaktır.
  • Diş darbe nedeni ile kendi yuvasında yer değiştirir ise hafif bir parmak basıncı ile diş eski pozisyonuna getirilmeye çalışılmalıdır.
  • Dişi yuvasına yerleştirirken kesinlikle zorlanmamalıdır.
  • En geç 30 dakika içerisinde dişhekimine başvurulmalıdır.

yukarı

Daimi dişin yerinden çıkması

  • Yerinden çıkan diş bulunmalıdır.
  • Bulunan diş taç (kuron) kısmından tutulmalıdır. Dişi kök kısmından tutarak buradaki dokuların daha fazla hasar görmesine neden olunmamalıdır. Eğer dişin kök kısmındaki dokular fazla hasar görürse dişin yuvasına tutunması mümkün olmaz. Kuron kısmından tutulan dişin üzerinde bulunan yabancı maddeler akan su altında yıkanmalıdır.
  • Diş yüzeyinin temizlenmesi sırasında ovalama işlemi yapılmamalı ve kesinlikle fırça kullanılmamalıdır
  • Öncelikle dişi yuvasına yerleştirmeye çalışılmalıdır.
  • Dişi yerine yerleştirirken aşırı kuvvet uygulanmamalıdır. Aksi taktirde diş ve diş yuvasında ciddi hasarlara neden olunabilir.
  • Diş yuvasına yerleştirilebilmişse yerinde sabit kalabilmesi için üzerine temiz bir gazlı bez koyularak ısırtılmalıdır.
  • Bu şekilde en kısa zamanda dişhekimine başvurulmalıdır.
  • Eğer diş yuvasına yerleştirilememişse diş hekimine gidinceye kadar süt ya da su içerisinde korunmalıdır.
  • Yerinden çıkmış dişi tekrar kazanılması için diş dokularının fazla zedelenmemesi ve mümkün olduğunca çabuk diş hekimine baş vurulması gereklidir.
  • Uygun şartlarda korunmuşsa ve en geç yarım saat içerisinde diş hekimine ulaştırılmışsa dişin tekrar kendi yuvasına yerleştirilerek (reimplantasyon) ile kurtulma şansı %90 dır.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

biberon , biberon çürüğü, biberon önemi

Bebeklerde bazen dişlerin üzerinde sürer sürmez kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp döküldüğü gözlenir. Aslında bu lekeler diş çürükleridir ve dişler de çürük nedeniyle kırılır. Bu kadar erken bir dönemde çürük oluşmasının nedeni de biberon çürüğü adı verilen çürüklerdir. Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü doğal olarak şeker içerir. Gece yatmadan önce yada uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir.

bebek dişleri ve temizliği, Çocuk Diş Doktoru

Biberon çürüğünden korunmak için ne yapmak gerekir?
Bebeklerde meydana gelen çürüklerin tedavisi çok güç olduğundan, koruyucu önlemlerin erken dönemde alınması gerekir.

Bunlar nelerdir?

  • Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin.
  • Beslendikten sonra uyutmaya çalışın.
  • Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.
  • Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin.
  • İlk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin.

Biberon çürüğü önemli midir?
Biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı yapar ve iltihaplanır. İltihaplı ya da ağrıyan dişler bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin bozulmasına neden olur. İltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol açar. Bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma problemleri ortaya çıkabilir.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

emzik, emzik kullanımı, emzik zararları

Bebekler için emmek rahatlamanın ve güven içinde hissetmenin en doğal yoludur.
Eğer bebek parmak emme eğilimi gösteriyorsa, derhal emziğe yönlendirilmelidir. Emzik parmak emmeye göre hem daha az zararlıdır; hem de sonraki yaşlarda daha kolay bırakılabilir.
Emzik günün büyük bir bölümünde değil, sadece gerekli olduğunda verilmelidir.
Yapısal bozukluklara yol açmamak için, mümkün olduğu doğal meme yapısındaki emzikler seçilmelidir.
Emziklerin yapısının sağlamlığı her gün kontrol edilmelidir.
Emziğin büyüklüğü ağzın yapısına uygun olmalıdır.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

parmak emme,tedavisi, nedenleri

Parmak Emme Alışkanlığı, Parmak Emmek


Parmak emme, normal çocuklarda herhangi bir pisko-patolojik etken olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen bir olgudur.Bebeklerin çoğu başparmaklarını ya da diğer parmaklarını emerler. Zararsız bir davranış olan parmak emmeye hemen bebeklerin tümünde rastlanmasının en önde gelen nedeni,yeni doğan bebeklerin parmak emmeyi daha anne rahminde, (uterus) öğrenmiş bulunmaları ve doğuştan sahip oldukları en güçlü reflekslerden birinin emme refleksi olmasıdır.Nitekim ender olarak yeni doğan bazı bebeklerin parmak ya da bileklerinde görülen kabarcıklar bunun bir sonucu olmaktır.

Annelerin büyük bir çoğunluğu parmak emmenin açlıktan kaynaklandığını düşünürler.Oysa bu emme %50′den %87′lere varan yüksek bir oranda beslenmeye bağlı olmayan yaygın bir davranış niteliğinde görülür.1 yaş çocuklarının hemen yarısı parmaklarını emerler.9 ayda itibaren uykuyla parmak emme arasında yakın bir ilişkinin olduğu, uykusu gelen bebeğin parmağını ağzına götürdüğü görülür. Çocuğu parmak emmeden vazgeçirmek üzere yapılan çabalar, 3 yaşına kadar çocuk tarafından dirençle karşılanır. Bazı bebekler yeni dişlerinin çıkması ,bazıları da zorlukla karşılaştıklarında utanma ve sıkılma belirtisi olarak parmaklarını emerler. Genellikle 18. ay dolaylarında sıklaşan parmak emmenin 4 yaşına doğru kaybolması beklenir. Araştırmalar en geç 5-6 yaşlarında sona erdiği takdirde parmak emmenin zararının olmadığını,ancak süregelmesi halinde dişlerde deformasyona neden olabileceğini kanıtlamıştır. Alt ıslatmada olduğu gibi, sürekli parmak emme alışkanlığı da psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak gelişebilir.

Ebeveynler parmağını emen çocukların çene kemikleri ve dişleri üzerinde ki etkilerini düşünerek endişeye kapılabilir. Parmak emmenin alt ve üst dişleri geri ittiği doğrudur. Parmak emmenin dişleri ne kadar etkilediği parmak emme süresine ve en önemlisi parmağın ağızda ki duruşuna bağlıdır. Süt dişlerinde oluşan bu değişiklik 6 yaşından sonra çıkan asıl dişleri etkilemediği işaret etmektedir.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

bebeklerde ağız bakımı,

Bebeklerin, en azından ilk dört ay anne sütü ile beslenmeleri ağız çevresindeki yumuşak doku ve kas fonksiyonlarının normal gelişimini sağlayacaktır. Anne sütünün yetersiz olduğu durumlarda fizyolojik başlıklı (damaklı, kesik uçlu) biberon kullanımı gerekir.

Bebekler 1 yaşından itibaren bardak ve kaşıkla beslenmeye alıştırılmalıdır.

Biberonla beslenme en fazla 2 yaşına kadar devam edebilir. Parmak emme, yalancı emzik kullanma gibi alışkanlıklara 2 � 2,5 yaşına kadar izin verilebilir. Eğer parmak emme alışkanlığı mevcutsa, bunun sebebi araştırılarak 3 � 6 yaş arasında bu alışkanlık mutlaka giderilmelidir.

Solunum problemleri, çene gelişmesi üzerine olumsuz etki eder. Burundan değil de, sadece ağızdan soluma durumu mevcutsa (bu durum uykuda daha iyi anlaşılır) muhakkak kulak burun boğaz uzmanına danışılmalıdır.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

hangi diş ne zaman çıkar?, dişlerin oluşum süreleri

İlk diş yaklaşık altı aylıkken çıkar. Akıl dişleri de 18-20 yaşında… Demek ki diş çıkarma süreci, insanın 20 yılını alır. Ama hangi diş kaç yaşında çıkar? Bunu özetleyen bir tablo hazırlanmış ve aşağıda verilmiştir. Tablodaki yaşların yaklaşık rakamlar olduğunu; 1-1,5 yıl önce veya sonra sürmesi gereken dişin vakitsiz sürebileceğini, bazen de gecikmeler olabileceğini belirtmeliyiz.

DİŞLERİN SÜRME TABLOSU

SÜT DİŞLERİ

SÜRME

DÜŞME

KALICI DİŞLER

SÜRME

I

II

III

IV

V

Orta kesiciler

Yan kesiciler

Kaninler

1.süt azıları

2.süt azıları

6-12 ay

6-12 ay

18-24 ay

12-18 ay

24-30 ay

7 yaş

8 yaş

10 yaş

9 yaş

11 yaş

1  Orta kesiciler

2  Yan kesiciler

3  Kaninler

4  1. Küçük azılar

5  2. Küçük azılar

6  1. Büyük azılar

7  2. Büyük  azılar

8  3. Büyük azılar

7 yaş

8 yaş

10 yaş

9 yaş

11 yaş

6 yaş

12 yaş

18 yaşından sonra

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

diş, dişlerin görevleri, fonksiyonları

1- Kesici Dişler

Alt ve üst çenedeki ön dişler �Kesici Diş� olarak adlandırılır. Üst çenede genişliği 9-10 mm. olanlar orta kesici; 6-7 mm. olanlar ise üst yan kesicilerdir. Alt orta ve yan kesicilerin genişlikleri  ise 6-7 mm. arasındadır.

2- Kaninler (Köpek Dişleri)

�Köpek dişi� ve �göz dişi� adı da verilen kaninler kesici dişlerden sonra gelir, alt ve üst çenede sağlı-sollu birerden dört (4)tanedir. Uçları sivri olup koparmaya yararlar.

3- Azı Dişleri

Kaninlerin arkasında, azı dişleri yer alır. Yapı olarak birbirinden farklı olan azı dişleri, her bir yarım çenede, iki küçük azı, üç de büyük azı olmak üzere beşer tane ve bir çenede toplam on (10) tanedir.

Bütün küçük azıların çiğneme ve kenetlenmeye yarayan ikişer tümsekçikleri vardır. Üst çenedeki büyük azıların dörder tümsekçiği; alt çenedeki büyük azıların beşer tümsekçiği vardır. Bu tümsekçiklere �tüberkül� adı verilmektedir.

4- Akıl Dişleri – Üçüncü Büyük Azılar = Yirmi yaş Dişleri

Akıl dişleri ayrı bölümde incelenmiştir (yirmi yaş dişleri). Burada, sadece şekillerinin ve kök sayılarının çok değişik olduğunu belirtmekle yetiniyoruz.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

dişlerin yapı maddesi, diş oluşumu

  • mine: vücuttaki en sert maddedir. dişi en dıştan koruyucu bir katman olarak çevreler. içinde sinir hücreleri olmadığı için duyarlı değildir. % 97�si kalsiyum tuzlarından oluşur. Diş minesi altıgen �apatit� kristalleri şeklinde düzenlenmiştir. Minenin yapısına giren kalsiyum tuzları, organik diş maketi üzerinde yavaş yavaş çökelerek birikir ve kristalleşir. Bu  birikme, ana rahminde iken başlar. Anne, gebelik süresince bazı ilaçlar alırsa veya çocuk mine teşekkülü sırasında bir hastalık geçirirse mine birikimi aksaklığa uğrayabilir. 0 zaman dişler sarı, gri veya kahverengi olur. Bazen de eksik (hipoplazik) teşekkül eder.
  • dentin: minenin altındaki tabakadır. yetişkin bir insan dişinin %75′ini oluşturur. kemikle aynı yoğunluğa sahip olmasına rağmen ısıya ve dokunmaya duyarlıdır. gerektiğinde içerdiği tamir hücreleri ile yeniden dentin dokusu oluşturabilirler. Dişin asıl kitlesini dentin (fildişi) tabakası oluşturur. Dentin, taç kısmında mine; kök kısmında da sement ile örtülüdür. Dentin canlı bir yapıdır ve % 70�i mineral tuzları; % 20si organik madde ve % 10�u da sudan oluşur. Dentinde çok sayıda kanalcık içerir. Bu kanalcıkların içi diş özü sınırındaki dentin yapıcı hücrelerin uzantıları olan iplikçiklerle doludur. Dentin yapan hücrelere �Odontoblast� denir. Dentin kanalcıklarının milimetre karede sayıları 10.000�e. yaklaşır. Diş, dolgu veya kaplama yapılmak için oyulur veya küçültülürse bu kanalcıklar açığa çıkar ve o zaman soğuk, sıcak, tatlı ve ekşiden ağrı duyulur.
  • pulpa (diş özü): dişin orta kısmına ve burada bulunan yumuşak dokuya verilen addır. kökün ucuna kadar devam eder. bu kısımda kan damarları yer alır ve bu damarlar sayesinde diş enfeksiyondan korunur ve daima aktif halde kalır. aynı zamanda pulpada aşırı duyarlı sinir hücreleri bulunur ve bu hücreler sayesinde sıcak, soğuk ve basınç gibi duyular hissedilir. �Pulpa� adı da verilen diş özü, dentin tarafından oluşturulan bir odacık içinde yerleşen kılcal atar ve toplar damarlar; duyu sinirleri ve bütün bu yapıları koruyan bir destek dokusundan oluşur. Diş özünün dış çevresi dentin yapıcı hücrelerle (odontoblast) kuşatılmıştır. Bu hücreler, çürük ve diğer zararlı etkenlere karşı, dişi koruyan kale muhafızlarına benzer. Her hangi bir nedenle oluşan çürüğe karşı dentin yapıcı hücreler üstün gelirlerse bu hücreler diş özü kalesini dentinle sıvarlar; yenik düşerlerse diş özü açılır ve iltihaplanır. Bu etkinlik genç insanların diş özünde daha yoğundur.
  • sement: kökün etrafını kaplayan kemiksi bir tabakadır, çok incedir. diş kökünün çene kemiğine tutunmasını sağlar.
  • %65�i inorganik maddedir. Bazen kök etrafında ve kök ucunda aşırı sement birikebilir. Buna �Hipersemontoz� denir.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

çarpık dişler, ortodonti ile tedavi

Teknoloji ve bilgi patlamasının baş döndürücü hızla geliştiği bir çarpık dişler ortodonti ile tedavi edilebiliyor.

Dişlerin çarpık olmasını normal olarak kabul etmemiz mümkün değildir. Diş çarpıklıklarıyla birlikte çeneler arası bozukluklara ortodontik anomali, bunların düzeltilmesi ile uğraşan diş hekimliğinin yan dalına da ortodonti denir.

Ortodonti deyince akla hemen çocuklar, büyüme ve gelişme gelir. Büyüme ve gelişim ortodonti yönünden çok önemlidir. Büyüme ve gelişim birbirine paralel seyreder. Bu paralellik bozulursa anomaliler oluşur. Kalıtım da sebepler arasındadır. Örneğin anne ya da babasının alt çenesi önde olan bir çocukta alt çenenin önde olma ihtimali yüksektir. Erken çekilmiş süt dişleri ya da fazla çürümüş ve tedavi edilmediği için yer kaybına neden olmuş süt dişleri ortodontik anomaliye neden olabilir. Kötü alışkanlıklar da ortodontik anomali sebebidir. Örneğin çocuğun parmağını emmesi, tırnak yemesi, yutkunurken dili öne doğru itmesi gibi kötü alışkanlıklar çeneler arası ilişkiyi ve dişlerin düzgün dizilmesini bozabilir. Çocuğun burnu tıkanık olduğu için sürekli ağızdan solunum yapması ortodontik anomali sebebi olabilir. Bu durumlara ne kadar erken müdahale edilirse ileride oluşacak anomalinin büyüklüğü de o kadar az olacaktır. Doğum sırasında gelişen bazı olaylar ya da hormonal bazı durumlar da sebepler arasındadır.

Ortodontik tedavinin başlamasına en uygun dönem gelişim atağının başladığı dönemdir. Bu dönemde tedaviye başlanırsa tedavi kalıcı, kolay ve kısa süreli olur. Daha önceki dönemlerde yapılan tedaviler değişkendir. Daha sonraki dönemlerde ise tedavinin seyri zorlaşır. Ortodontik anomaliler iskeletsel ve dişsel olmak üzere iki şekilde olur. Dişsel seviyedeki tedaviler her dönemde yapılabilir. İskeletsel seviyedeki anomaliler gelişim atağının başladığı dönem sona ermeden tedavi edilmelidir. Ortodontik tedavi 3 safhada yapılır: Koruyucu (önleyici) tedavi, iyileştirici tedavi ve pekiştirme tedavisi.

Her diş çarpıklığı ortodonti ile tedavi edilebilir mi?

Çarpıklık sadece ortodonti ile tedavi edilmez. Kuron köprü uygulamaları, protez uygulamaları da çarpıklığın giderilmesi için bir yöntemdir. Ancak ortodontinin diğer tedavi yöntemlerinden ayrılmasının en önemli özelliği doğal bir tedavi olmasıdır. Hastanın kendi dişleri muhafaza edilerek estetiğin ve fonksiyonun düzeltilmesi söz konusudur. Tedavide tedavi öncesi kriterler çok iyi değerlendirilmeli, tedavi öncesi durum ve tedavi ile elde edilebilecek durum çok iyi analiz edilmelidir. Ortodontik tedavide hedef daima sürekli diş dizisidir. Süt diş kavisinden karışık dişlenme dönemine ve daimi diş dizisine geçişte normal gelişim olaylarını da çok iyi tahlil edilmelidir. Süt diş dizisinden, karışık dişlenme dönemine geçerken, bazı anomalilik gibi görünen durumlar, aslında normal fizyolojik bir görünüm olabilir. Tabi ki bu durumlara hemen müdahale etmek doğru olmaz.

Ortodonti her diş hekimi tarafından uygulanabilir mi?

Ortodontik tedaviyi her diş hekimi yapamaz. Ancak gerekli bilgi ve donanıma sahip diş hekimleri yapabilir. Prensip olarak dişsel seviyedeki bütün tedavileri diş hekimleri yapabilir. Ancak iskeletsel seviyedeki ortodontik anomaliler özel bir eğitim ister.

ğda yaşıyoruz. Bu hızlı teknolojik gelişmelerin önemli bir bölümü tıbbi teşhis alanında görülmektedir. Örneğin; basit bir kan tahlili ile kalp hastalığı açısından risk taşıdığımızı tespit edebiliyoruz. Ya da hiçbir şikayetimiz olmadığı halde bilgisayarlı tomografi ile tümörlü bir hasta olduğumuz gerçeği ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Önemli olan, teknolojinin bize sunmuş olduğu bu güzelliklerden hastalık hali oluşmadan faydalanmaktır. Check-up önemi burada devreye girer. Çünkü check-up erken teşhis için ilk ve önemli bir adımdır. Hastalık oluştuktan sonra yapılan tahliller check-up demek değildir. Çünkü geç kalınmış ve hastalık hali oluşmuştur. Bu tür hastalar, hastalığının dışındaki diğer muhtemel hastalıkların teşhisi için farklı check-up programlarına dahil olabilirler.

Check-up bir zorunluluk mudur? Check-upa nasıl karar verilir?

Hastalıktan önce sağlığın, yokluktan önce varlığın, tükenmeden önce boş zamanın kıymetini bilmek zorundayız. Check-up bir zorunluluk değildir. Ama sağlığımız önemli ise hastalanmadan önce check-up programlarına katılmak önemlidir.

Check-up türleri hakkında nelerdir?

Bazı hastalıklar bazı bölgelerde daha sık görülür. Ülkemizde her dört kişiden biri yüksek tansiyonludur. Yüksek tansiyonun kalp-damar sistemine verdiği sayısız zararlar vardır. Basit bir kalp-damar check-up programı ile bunu teşhis edip önlemleri alınabilir. Örneğin; Japonyada mide kanserine ait ölüm hızı, diğer ülkelere göre belirgin olarak yüksek iken, Japonların kitle tarama çalışmaları sonucu bu hızda azalma görülmüştür. Kişinin sosyoekonomik durumu, yaşam şartları, beslenme ve yemek alışkanlıkları, genetik özellikleri (soyda geçen hastalıklar açısından) dikkate alınarak, hem milli serveti israf etmeden ekonomik davranmak, hem de hedeflediğimiz sağlıklı bilgilere ulaşmak için check-up programları belirlenebilir. Ailesinde şeker hastası olmayan birisinin kan şeker sonucu normal sınırlarda çıkmasına rağmen şeker yükleme testi yapmak gereksiz ve de anlamsızdır. Mesela İlla da beni bilgisayarlı tomografiye koyarak baştan aşağıya check-up yaptırın” diyen hasta adayımıza bunun sınırları çizilmeli, tıbbın uygun gördüğü program uygulanıp israf engellenmelidir. Kişi birkaç küçük tahlil içeren mini bir check-up programı için başvurmuş olsa da, sağlığının sorumluluğunu üstlenmiş olduğumuzdan, gerektiği zaman bu programın dışına çıkılabilmelidir. Bu noktada kişinin sağlığını muhafaza etmek, ekonomik durumunu muhafaza etmekten daha önemlidir.

Check-up kimlere uygulanabilir?

Check-upta cinsiyete, yaşa, kişinin yakınlarında görülen hastalıklara, yaşadığı coğrafik bölgelere göre paket programlar uygulanabilir. Kişi bayan ise, bayanlarda sık görülen meme ve rahim kanserlerine yönelik programlar uygulanabilir. 50 yaş civarında bir erkek ise bu yaşlarda sık görülen prostat hastalıkları açısından bir program gerekebilir. Ailesinde şeker hastalığı olan kişiye diabet-şeker hastalığı açısından bir check-up programı önerilmelidir. Doğu Karadenizde yaşayan ve iyot açısından yetersiz beslenen check-up adayı da guatr yönünden incelemeye alınabilir. Bu sınırlamaları ekonomik davranma kaygısı güderek en kısa yoldan hedefe ulaşmak için yapıyoruz. Ancak bunu yaparken sınırlar keskin hatlarla belirlenmemeli, esnek de tutulabilmelidir.

Check-upa talebin son dönemde daha çok olmasının sebebi nedir?

İnsanlarımızın sosyoekonomik ve refah düzeyinde görülen artışın yanı sıra aynı oranda sağlık alanında da bir bilinçlenme görülmektedir. Artık insanlar nasıl otomobilinin rutin kontrollerini yaptırıyorsa, kendi sağlığı için de rutin kontrollerin yapılması gerektiğine inanmaktadır. Özellikle İstanbul ilimizde hızla artmakta olan sağlık kuruluşlarının vermiş olduğu çeşitli hizmetlerin bu bilinçlenme düzeyinin oluşmasında önemli bir katkısı vardır. Bunun yanı sıra hızla artış gösteren özel sağlık sigortalarının rolünü de gözardı etmemek gerekir.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

bruksizm nedir? diş gıcırdatma, diş sıkma

Bruksizm (diş sıkma ve gıcırdatma), çiğneme kaslarının ritmik kasılmaları sonucu meydana gelen ve bazı durumlarda hafif bir sesin de eşlik ettiği bir rahatsızlıktır. Bruksizmi olan çocuk genellikle bu durumun farkında değildir. İstemdışı gerçekleşen bir alışkanlık olduğu için de durduramaz. Bazı çocuklar ise, ebeveynlerin dikkatini çekmek için bu alışkanlığı sürdürürler. Bruksizm esnasında nabızda, tansiyonda ve nefes almada değişiklikler olabilir. Bu rahatsızlık genellikle uyku sırasında oluşmakla birlikte, gün içinde de görülebilir. Etyolojisi bilinmemektedir. Ancak; stres, dişlerin birbirleriyle iyi temas etmemesi, alerjiler ve uyku pozisyonu ile ilişkili olduğunu gösteren çalışmalar dişhekimliği literatüründe mevcuttur. Buna ilave olarak A tipi kişilik özelliği gösteren, yani strese yatkın kişilerde daha sık görüldüğü bilinmektedir. A.B.D.?de populasyonun %5-15?inde bruksizm vardır. Bunun da %50?si çocuklarda görülür. Aileden geçiş olabileceğine dair istatistikler mevcuttur. 394 Türk çocuğunda (yaşları 9?14) yapılan bir araştırmaya göre karışık dişlenme dönemindeki bruksizm ve diğer oral parafonksiyonların, ilerki yaşlarda temporomandibular eklem disfonksiyonlarına sebep olduğu istatistiksel olarak kanıtlanmıştır.


Bruksizm; genellikle çocuklarda patolojik belirtiler göstermediğinden dolayı, tanı koymak oldukça zordur. Ebeveynlerin, çocuğu uyku sırasında gözlemlemeleri ya da duydukları diş gıcırdatma seslerinden rahatsız olmaları sonucu farkedilir. Bazı kişiler bu sesin ?kara tahtaya yanlışlıkla sürtülen tırnak? sesinden daha rahatsız edici olduğunu ifade eder. Bebeklerde bruksizmin, süt dişleri karşılıklı olarak sürdükten sonra bunların temas ettirilmeye çalışılması sonucunda oluştuğu düşünülmektedir. Ayrıca, çıkan sesin bebeklerin hoşuna gidip bu alışkanlığı ilerletmesi sonucu olduğu, aynı şekilde daimi dişlere geçiş yaşı olan 5?7 yaş civarında da bu alışkanlığın, karşılıklı süren yeni dişleri temas ettirme isteğiyle arttığı bildirilmiştir. Ebeveynler, çocuklarında bu alışkanlığı fark ederlerse, gözlem altında tutup ne zamanlar olduğunu saptamalı ve bir dişhekimine danışmalıdır. Çocuğa bu alışkanlığı bırakması konusunda ısrarcı olunmamalıdır. Çünkü bazen ebeveynlerin koşullandırmaları çocukta olumsuz davranışlar yaratabilir ya da anne ve babanın dikkatini çekmek amacıyla bu durumu kullanıp, inat geliştirdiği için, bu alışkanlık kırılamaz bir hale gelebilir. İyi haber; bruksizmin çoğu zaman hiçbir şey yapılmadan ve herhangi bir zarar bırakmadan geçecek bir alışkanlık olmasıdır.


Uyku sırasında bruksizmi olan çocuklar sabahları; diş ağrısı, başağrısı, yüzlerinde gerginlik hissiyle uyanabilirler. Bu belirtiler ebeveynlerin önemsemesi gereken ve tanı koymada hekime yardımcı olabilecek bilgilerdir. Böyle bir durumda mutlaka bir dişhekimine gidilmelidir. Hekim gerekli görürse çocuğun daimi diş ve iskelet gelişimini engellemeyecek bir gece koruyucusu vermeyi uygun bulabilir. Bu gece koruyucusu; çocuğunuzun dişleri üzerinden alınan bir ölçü üzerinde, tamamen ona özel yapılan bir apareydir. Sizin ebeveyn olarak yapmanız gerekenler ise, çocuğunuzun gün içindeki bedensel aktivitelerini artırmak konusunda teşvik etmektir. Stresin uzaklaştırılmasına ve kasların gerginliğine, egzersiz iyi gelecektir. Yatağa gitmeden 1 saat öncesinde çocuk, tüm fazla hareket içeren oyunlar ve görsellerden uzaklaştırılmalı ve onun sakin bir zaman geçirmesini sağlayacak ortam sağlanmalıdır. Belki beraber bir kitap okunabilir ya da okuması, resimlerine bakması için bir kitap verilebilir. Bu onun kaliteli bir gece uykusu geçirmesini de sağlayacaktır. Yatağa gitmeden önceki zamanda bir şeyler yemesi engellenmelidir. Sadece su ya da süt verilmesi uygun olacaktır. Bu arada gün içinde su ihtiyacı giderilmemiş çocuklarda, bruksizmin oluşabileceği de öne sürülmektedir. Okul performansı ya da zor bir ödev de diş sıkmalarına sebep olabilir. Onunla yatmadan önceki zaman diliminde konuşup, bütün zorlukların geçici olduğunu söyleyip rahatlamasını böylece bu sorunlarını yatağa taşımamasını sağlayabilirsiniz. Sabah yüzde ve çene ekleminde ağrı ya da hassasiyetle uyandıysa, ılık nemli bezle kompres yapabilirsiniz.

Sonuç olarak;

- Çocuklarınızda uyurken ya da gün içinde farkettiğiniz diş sıkma alışkanlığı varsa,

- Hele bir de buna ağrı eşlik ediyorsa,

- Dişlerinin belli yerlerinin aşınıp altındaki sarı dentin tabakasının görülebildiği form bozuklukları oluştuysa,

dişhekimine gitmenizi tavsiye ederim. Böylece çocuğunuzun erişkinliğe taşıyabileceği birçok komplikasyonun önüne geçmiş olursunuz.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

$kod

·