Fizik Tedavi nedir?, nasıl uygulanır

Tem 6th, 2008 Posted in hareket sistemi | no comment »

Hastalıkların tedâvisinde fizik ajanların (ısı, hareket ışın, elektrik) kullanıldığı bir tıp dalı. Fizik tedâvi, vücudun motor (hareketle ilgili) fonksiyonlarını etkileyen hastalık veya ağrıların tedâvisini, hastaların rehabilitasyonunu (eski hâle getirilmesini) sağlayarak yapan bir uzmanlık dalıdır. Bu sebeple “fizik tedâvi-rehabilitasyon” bilim dalı olarak da adlandırılır. Fizik tedâvi hastaların daha rahat ve verimli bir hayâta dönmesini gâye edinir.

Esas îtibâriyle insan vücudu muhtelif enerji şekillerinin husûle geldiği muazzam bir yapıdır. Bu muazzam yapı içinde meydana gelen fizikî ve kimyevî olaylar, sıcaklık, mekanik hareket gibi neticeler sağlar. Organizmanın kendi içinde meydana gelen bu fizik enerji şekillerinin yanında dışarıdan da fizikî enerjilerin verilmesi ve enerji şekli ve dozuna göre vücutta çeşitli değişikliklerin meydana getirilmesi mümkündür.

Fizik tedâvi vâsıtalarının hemen hepsi, insan vücuduna cilt yoluyla tatbik edilen vâsıtalardır. Derimiz sâdece koruyucu değil, daha birçok vazifesi olan bir organımızdır. İç organların bir kısmı, hemen üzerlerindeki bir kısmı da daha uzak noktalardaki deriyle, sinirleri vâsıtasıyla sıkı bir temas ve münâsebet hâlindedir. Deriden yapılan tesirler ile iç organlarda ortaya çıkan olaylara “revülsiyon” denir. Genel olarak fizik tedâvi, deri ve derialtı dokusunda, damarlarda değişiklikler husûle getirip, metabolizmaya tesir etmek için kullanılır.

Târihin çok eski devirlerinden beri insanlar, fizikî ajanları, hastalıkların tedâvisinde kullanmışlardır. Başlangıçta güneş, tabiî sıcak su kaynakları, torpidobalığının elektrik deşarjları gibi tabiî fizik enerji kaynaklarını tedâvi vâsıtası olarak kullanan insanlar, teknik ilerledikçe yeni fizikî kaynakları hastaların istifâdesine sunmuşlardır. Sun’î fizik vâsıtalarının tedâvi sahasında kullanılmaya başlanmasındaki en mühim âmil, elektrik enerjisinin keşfi ve kullanılmaya başlanmasıdır. Elektriğin hastalıkların tedâvisinde kullanılmaya başlanılması ise 18. yüzyılda Benjamin Franklin tarafından gerçekleştirilmiştir.

Fizik tedâvi bir tıbbî servis olarak Birinci Dünyâ Savaşından sonra gelişti. Bu gelişmeye çocuk felci salgınları ve savaşların sonucunda ortaya çıkan sakatlanmış genç insan yığınları sebep oldu. Daha sonraları fizik tedâvi, kırık, yanık, verem, bel ağrıları, bayılmalar ve sinir harabiyetleri ile de ilgilendi. Fizik tedâvi, ortopedik cerrâhî ile de yakından ilgilidir. Bundan başka hemen her tıp dalında uzmanlaşmış hekimler tarafından fizik tedâvi hastalara sık olarak tavsiye edilmektedir.

Fizik tedâvinin amaçları şöylece özetlenebilir: Ağrının giderilmesi, kuvvet ve hareket gibi fonksiyonların yeniden sağlanması, zarûrî hareketleri yapabilmesi için hastaya gereken eğitimin verilmesi, vücudun çeşitli fonksiyonlarının ölçülmesi. Bu son konudaki testler: Kas kuvveti, eklem hareketlerinin derecesi, soluk alma kapasitesi, kalp fonksiyonlarının ölçülmesi gibi konuları ihtiva eder.

Tedâvi tipleri: Sık kullanılan metodlar şunlardır: Isı, masaj, hareket (egzersiz), elektrik akımı ve fonksiyonel eğitim.

Isı: Genellikle tedâvi edilen bölgede ağrıyı azaltıcı ve dolaşımı tenbih edici etkisi sebebiyle kullanılır. İnfrared lambaları, kısa dalgalı radyasyon veya diatermi akımları, sıcak nemli kompresler, sıcak su, erimiş haldeki parafin mumu veya ultrason (ses ötesi) dalgaları şeklinde uygulanır.

Masaj: Temelde dolaşıma yardımcı olmak, ağrıyı veya kas kasılmalarını (spazmı) azaltmak gâyesiyle uygulanır. Masaj daha çok eller vâsıtasıyla, bâzan da girdaplı su veya mekanik cihazlar vâsıtasıyla yapılır.

Egzersiz: En çok uygulanan tedâvi şeklidir. Bu yolla eklemdeki hareket miktarı arttırılır veya kasın uyumlu bir şekilde hastanın kontrolü altında kasılıp gevşemesi sağlanır. Hareket fizik tedâvi uzmanı tarafından yaptırılır. İyice eğitilen hastalar da düzenli olarak kendi başlarına belli eksersizleri yapabilirler. Pasif denilen başkasının yaptırdığı veya kendisi bir güç harcamadan yapılan hareketler eklemin hareket kâbiliyetini arttırmada yardımcı olabilirler. Bir kasın kuvvetlenmesi lüzum ettiğinde hastaların aktif hareketler yaparak kasları çalıştırmaları gerekmektedir. Çeşitli egzersiz cihazları mevcuttur. Egzersiz tedâvisi eklem hareketini kısıtlayan durumlarda, felçlerde, soluk alma bozukluklarında kullanılır.

Elektrik akımları: Sathî kaslara ciltten düşük akımlar uygulanarak kasılma sağlanabilir. Bu metod zayıflamış kasların alıştırılması ve sinirlerin sağlam olup olmadığını anlamada kullanılır.

Fonksiyonel eğitim: Bu yolla hastanın sakat hâline rağmen rahat ve güvenilir bir hayat sürmesi ve ihtiyaçlarını karşılayabilmesi sağlanır. Bu tip bir eğitim uzun zaman alır. Hastaya sâdece sakat kısımlarını değil, diğer uzuvlarını da kullanmasını gerektiren çeşitli meşguliyetler öğretilir.

El Hastalıklarında Mikrocerrahi nedir?, nasıl uygulanır

Tem 6th, 2008 Posted in hareket sistemi | no comment »

Yaygın kanaatin aksine el cerrahisi sadece el yaralanmaları ya da kopmaları ile ilgilenmez. Doğumsal el ve kol sakatlıklarından felçlere, romatoid el hastalıklarına ve tümörlere kadar uzanan geniş bir ilgi alanı vardır.

El hastalıkları yaş dönemlerine göre ayrılır. Bu yaş dönemleri; bebeklik, çocukluk - gençlik ve orta - ileri yaş olmak üzere üç bölümden meydana gelir.

Bebeklik dönemi

Yeni doğmuş bir bebeğin elinin şekli, parmakların sayısı, uzunluğu ya da kısalığı, parmaklardaki yapışıklık hemen ilk göze çarpan bulgulardır. Hareketlerini gözlemek, gücünü tartmak sinir yapısını ölçmede önemli bilgiler verir. Aslında sıkça rastlanan ama çocukların ellerini yumruk gibi yapmaları yüzünden gözden kaçan bir başka bulgu da başparmağın (diğerlerinde de olabilir) tendonun sıkışmasıdır. Bu hastalıkta başparmak tam açılamaz ve avuç içinde sertlik ele gelir. Tüm bu hastalıkların bu çağda yapılacak tedavisi, kolay ve sonucu en güzel olandır. Doğum sonrası ve ileride de çeşitli sebeplerle oluşan felçler, hareket ve güç kayıpları …. ile birlikte tedavisi yapılarak başarılı olunmaktadır.

Çocukluk ve gençlik

Bu çağda yaşın da etkisi ile başlayan yaramazlıklar neticesinde yaralanmalar ilk sırayı alır. Tendon, damar, sinir kesilerine ve kırıklara sıkça rastlanır. Oluşan doku kayıpları ve kesiler mikrocerrahi yöntemi ile başarı ile onarılmaktadır.

Ağrılı el bileği, eli ve parmakları oynatamama dikkat edilmesi gereken hususlardır. Eldeki şişliklerin, özellikle el bileği sırtında oluşan küçük şişliklerin tedavisi geciktirilmemelidir.

Yurdumuzda sağlığa verilen önemin azlığı sonucu sınıkçı diye tabir edilen kişilerin bilimsel yaklaşımdan yoksun uygulamaları incinme, bertilme gibi yanlış tabirlerle geçiştirdikleri hastalıkların ileride büyük sorunlara yol açtığını bilmekteyiz.

Tırnak ve parmak bakımına dikkat edilmeyen çocuklarda hele de parmaklarını yiyen hastalarda abse ve iltihaplanmalara sıkça rastlamaktayız.

Tümörler nadir de olsa gördüğümüz; ancak erken müdahale ile tedavide başarı elde ettiğimiz hastalıklardır.

Orta ve ileri yaşlar

Bu grup hastalarda yaralanmalar, iltihap ve tümörlerin yanı sıra diğer kendine has hastalıklara da rastlamaktayız. Şöyle ki, romatizmal yakınmalar ön plana çıkmaktadır. Şekil bozukluğuna dek yol açacak romatizmalarda müdahale sakat kalmanın önüne geçecektir.

Özellikle hanımlarda karşılaştığımız bir diğer hastalık da parmak uçlarında uyuşma, his kaybı ve başparmakta güçsüzlükle başlayan sinir sıkışmalarıdır. Sıkışan doku hele de sinir gibi önemli bir yapı ise mutlak incelenmelidir. Erken dönemde tedavi edilerek ileride eli kullanamama, hissetmeme gibi sonuçlar doğuracak durumlarla karşılaşılmış olur.

Guatr, gebe, aşırı kilo alıp verme, bilek kırığı, boyun kireçlenmesi gibi hastalığı olanlar bu konuya daha fazla hassasiyet göstermelidirler.

Avuç içindeki büzüşmeler, liflerde hareketlerle oluşan ağrı, parmakların hareketi ile sıkışıp birden gevşeyen (tetik gibi) olgular yine erken olmaları kaydı ile başarı ile tedavi edilmektedirler.

El bileği kırığı, yaşlı kemik erimesi olan hastalarda sıkça üzerine düşme neticesinde oluşmaktadır. Eğri kaynama, geç dönemde ağrı, hareketsizlik ve güçsüzlüğü getirdiğinden kaynamış bile olsa düzeltilmesi gerekmektedir.

Sık tekrarlayan hareketlerin (örneğin daktilo, bilgisayar gibi büro makinelerini ya da tornavida gibi el aletlerini kullanma, el işi yapma) zamanla yaptığı aşınmaların ağrılarını da burada belirtmek gerekir. Tırnak ve parmaklardaki yanlış ve gereksiz çekimlerin yaptığı kozmetik bozukluklar da el cerrahisinin ilgi alanı içerisindedir.

periodontoloji nedir?, nasıl uygulanır?, riskleri nelerdir?

Haz 28th, 2008 Posted in ağız ve diş sağlığı | no comment »

Diş Taşı Temizliği Ve Kök Yüzeyi Düzleştirme Nedir?

Dişeti hastalıklarının tedavileri arasındaki en yaygın ve koruyucu yöntemdir. Diş taşı temizliğinde tartar ve plak olarak da adlandırılan diş taşlarının uzaklaştırılır. Plak yapışkan bir maddedir ve büyük çoğunluğu bakterilerden oluşur. Plağın zaman içinde sertleşmesi ile diş taşları oluşur. Plak ve diş taşları diş yüzeyine, özellikle de dişeti sınırının altında bulunan kök yüzeyine tutunurlar. Plak pürüzlü yüzeye tutunma eğiliminde olduğundan kök yüzeylerinin düzleştirilmesi gerekir. Bu işlemde tüm diş taşları temizlenir ve kök yüzeyi üzerindeki düzensizlikler giderilir.
Ne Zaman Uygulanır?
Dişeti hastalığına neden olan plak ve diş taşlarının uzaklaştırılması için diş taşı temizliği ve kök yüzeyi düzleştirme işlemleri yapılır. Hastalığın erken dönemlerinde özellikler gingivitiste, durumun kontrol altına alınabilmesi için bu tedavi yeterlidir. Ancak ileri düzeydeki vakalarda bu işlem tedavinin ilk basamağı olabilir.
Hazırlık
Bazı hastalarda bu işlem rahatsızlık verebileceği için, bu hastalarda çalışılacak alana lokal anestezi uygulanabilir.
Nasıl Uygulanır?
Diş taşı temizliği ve kök yüzeyi düzleştirmede ultrasonik aletler ve el aletleri kullanılır. Ultrasonik aletler hava basıncı ya da elektrik ile çalışırlar. İki bileşenleri vardır. Birincisi nispeten keskin olmayan metal bir uçtur. Bu uç yüksek frekansta titreşir ve diş üzerindeki plak ve diş taşlarını yüzeyden uzaklaştırır. İkinci bileşen, su ile yıkama sistemidir ki metal ucun çalışırken soğuması ve dişten çıkan artıkların uzaklaştırılmasına yardım eder. El aletleri keskin kenarlara sahiptir ve bu kenarlar dişe yaslanarak diş yüzeyindeki diş taşları uzaklaştırılır.bu el aletlerine scaler ve küret adları verilir. Farklı dişler ve aynı dişin farklı yüzeyleri için çeşitli şekil ve büyüklükte olup, motorlu aletler değildirler.
Öncelikle geniş plak ve diş taşları dişin kuron ve kök yüzeyinden ultrasonik aletler ile uzaklaştırılır. el aletleri kalan tüm materyalin uzaklaştırılması ve kök yüzeylerinin düzleştirilmesi için kullanılır. Diş hekimi dişeti sınırı altında çalışıyorken, plak ya da diş taşlarını göremez. Ancak, kök yüzeyinin pürüzlülüğü onu yönlendirir.
Dişeti hatalığının erken dönemlerinde (gingivitis) ya da daha ileri dişeti hastalığının ağzın bir bölümünde lokalize olduğu durumlarda (lokalize periodontitis) diş taşı temizliği ve kök yüzeyi düzleştirme genellikle tek bir randevuda bitirilir. Hastada periodontitis mevcutsa, tek çenenin bir yarısı tek randevuda tedavi edilir. Bu nedenle tedavi dört seansta tamamlanır.
Tedavi Sonrası Yapılması Gerekenler
Tedaviden iki üç gün sonra kaybolacak sıcak-soğuk hassasiyeti ve hafif ağrı olabilir. Ağrının ortadan kaldırılması için ağrı kesiciler kullanılabilir. Diş taşı temizliği ve kök yüzeyi düzleştirmeden sonra özellikle oral hijyenin sağlanmasını zorlaştırılan ağrı olduğunda antiseptik ağız gargaraları kullanılabilir. Aynı zamanda diş fırçalama ve diş ipi kullanımına da devam etmelisiniz. Diş taşı temizliği ve kök yüzeyi düzleştirmeden sonraki ilk gün hafif düzeyde kanama olabilir.
Riskleri Nelerdir?
Periodontitis tedavisinden sonra dişeti iltihabı azalır ve aynı zamanda bakteri plağının tutunmasına yardımcı olan dişeti cepleri ortadan kalkar. Bu nedenle tedavi başarılı olursa dişetleri çekilir. Dişeti çekilmesi miktarı, dişeti cebinin ilk derinliğine ve periodontitisin derecesine bağlıdır. Başarılı bir tedaviden sonra, hastalığın derecesi ne kadar fazla ise dişeti çekilme miktarı da o kadar fazla olur. Sonuç olarak, diş kökünün bazı bölümleri açığa çıkarak dişin daha uzun görünmesine ve soğuk-sıcağa daha duyarlı olmasına neden olur. Kök yüzeyi çürüklerinden korunmak için iyi bir ağız hijyeni ile diş hekiminiz tarafından önerilen fluorid içerikli bir jeli kullanımı uygun olacaktır.
Genel sağlığınız ile ilgilenen doktorunuz, diş hekimliği tedavilerinden önce antibiyotik kullanmanızı önerdiyse, bunu diştaşı temizliği ve kök yüzeyi düzleştirme işlemlerinden önce diş hekiminize bildirmelisiniz.


Lida