depresyon nedir?, çökkünlük, çeşitleri, tedavisi

Tem 8th, 2008 Posted in ruh sağlığı | no comment »

Major Depresyon:

Başlıca özelliği çökkün bir duygudurumun veya her şeye karşı bir ilgi kaybının veya artık zevk almamanın olduğu en az 2 hafta süren bir dönemin yaşanmasıdır. İştahta, kiloda, uykuda, hareketlilikte artma veya azalma, enerji azalması, değersizlik düşünceleri, suçluluk duyguları, istenilen konuya odaklanamama, karar verme güçlüğü, yineleyen ölüm ya da intihar düşünceleri veya tasarıları olabilir. Böyle belirtiler üst üste 2 hafta hemen her gün sürmelidir. Bazı kişiler kederli olduklarından çok bedensel yakınmaları üzerinde dururlar (sızılar, ağrılar). Cinsel ilgi veya istek düzeyinde belirgin düşme olabilir. İştah ve kilo genelde azalır ama artması da olabilir. Daha çok uykusuzluk bazen aşırı uyuma olabilir. İntihar riskini kesin olarak öngörmek olanaksızdır. Bu durunda yatarak tedavi zorunluluğu doğabilir. Major depresyon dönemini en fazla andıran yaşam olayı YAS’tır. Ayrıca major depresyon tek başına görülebileceği gibi diğer bazı ruhsal bozukluklarla birlikte de yaşanabilir.

Tedavi görmeyen bir çökkünlük dönemi 6 ay veya fazla sürer, 2 yıl veya uzun süren tam bir depresyona kronik depresyon denmelidir. Bir depresif dönem olguların üçte ikisinde tam düzelir, üçte birinde kısmen düzelir ya da geçmeyebilir. Elem-keder dönemleri insanın doğasında olan yaşantı özellikleridir. Şiddet, süre, klinik açıdan belirli sıkıntıyla, işlevsellik bozulma ölçülerini karşılamadıkça bu tanı düşünülmemelidir.

Tedavide bir antidepresan ilaca yanıt için 2-4 hafta beklemek gerekebilir. %75 olumlu yanıt alınır. En az 6 ay sürdürme , yinelemeleri önlemede yardımcıdır. Şok (EKT) ancak intihar riski yüksek olduğunda veya psikotik özellikli depresyonda düşünülmelidir. Bilişsel, kişilerarası, davranış psikoterapileri tedavi başarısını arttırabilir.

Yineleyici Depresyon:

Özelliği depresif (çökkün) dönemlerin yinelemesidir. Yineleme diyebilmek için düzelme döneminin en az 2 ayı bulması gerekir. Daha kısa arayla yinelemede ilk hastalık düzelmemiş kabul edilir.

Yineleyici çökkünlükte antidepresan tedavisine ek olarak duygudurum düzenleyici ilaçların kullanımı gerekebilir.

guatr nedir?, nasıl oluşur?, çeşitleri, tedavisi

Tem 6th, 2008 Posted in genel sağlık | no comment »

Latince boğaz anlamında olan guttur kelimesinden gelen guatr terimi, çeşitli birçok durumu belirtmek için kullanılır. Aslında guatr sadece tiroid bezinin büyümesini belirtir. Bu büyüme az. küçük, lokalize bir şişkinlik şeklinde, veya her iki lobun daha genel bir şişkinliği şeklinde olabilir.

Büyüyen tiroid bezi hormonunu, normal, normalin altında veya aşırı ölçüde salgılayabilir. Nadir durumlarda büyüme nefes borusunun çevresini sararak nefes borusunun daralmasına yol açar. Bu büyüme yutkunmayı zorlaştırabilir. şaşırtıcı olan şey, genelde guatrların fazla rahatsızlık vermemesidir. Kişinin boğazında bir basınç veya şişkinlik hissi duyulduğu çoğu vakalarda rahatsızlık duygusal gerginlikten kaynaklanmaktadır.

Geçmişte guatrın en sık görülen nedeni, toprağın iyot yönünden yetersiz olduğu bölgelerde beslenmedeki iyot eksikliğiydi. İyotlu tuz piyasaya çıktıktan sonra, guatr çok daha nadir görülür oldu, hem de şimdi yiyeceklerimiz öyledir ki insan iyotlu tuz kullanmasa bile iyot eksikliği olma ihtimali pek yoktur. Dünyanın başka yerlerinde eksiklikleri pek de az rastlanan bir durum olmasa da Amerika Birleşik Devletleri nde iyot takviyesi almak gereksiz ve dolayısıyla arzu edilmeyen bir şeydir.

Basit Guatr: Basit guatrın özelliği, tiroid bezinin yumuşak ve yaygın şekilde büyümesidir. En yaygın olduğu dönemler hamilelik ve buluğ çağıdır şayet basit guatr estetik problemi yaratacak kadar büyükse, küçültmek için tiroid hormonu verilebilir

Graves Hastalığı: Graves hastalığı, genellikle tiroid bezinde hafif, fakat genel bir şişme meydana getirir. Bu, tiroid bezinin 1 aşırı derecede uyarılmasının sonucudur. Bazen bezin kendisi de büyüyebilir.

Adenomlu Guatr: Adenomlar, kendilerini bezin geri kalan kısmından bir duvar gibi ayıran az çok normal tiroid dokusu büyümeleridir. çok sık rastlanmayan bir durum olarak, bir veya daha fazla adenom aşırı miktarlarda tiroid hormonu üretir ve bunun sonucunda hipertiroidizm ortaya çıkar. Bazen de ender olarak bir adenom nefes borusunu kısmen tıkar ve bu durum yüzeysel olarak astımı andıran bir nefes alma zorluğu doğurabilir

Tiroid Kanseri: Çoğu tiroid kanserleri yavaş gelişir. Bunlar, boyundan radyasyon görmüş olan kimselerde bir ölçüde daha sık görülme eğilimi gösterirler. Sık görülen tipleri papiler ve folüküler tiplerdir. Papiler tipi boyundaki lenf bezlerine yayılma (sıçrama) eğilimi gösterir. Folüküler tipi akciğerlere ve vücudun daha uzak yerlerine atlayabilir. Tiroid kanseri gelişirken, başlangıçta tiroid bezinde küçük bir şişkinliktir ve bir adenomdan kolayca ayırt edilemeyebilir.

Tiroid Bezinin Medüler Kanseri: Bu az görülen bir tiroid kanseri çeşididir. Bu kanserin hücreleri Kalsitonin denen bir hormon salgılar ve kanserin ilerlemesi kandaki Kalsitonin konsantrasyonunu ölçülmesi yoluyla izlenebilir. Medüler karsinom sıklıkla aynı ailenin üyeleri arasında ortaya çıkar ve buna tutulan kişide aynı zamanda feokroma sitoma da bulunabilir.

Lenfositik Tiroidit: Bu tip guatra bazen Hashimoto hastalığı denir; bu isim hastalığı tarif eden Japon pataloğun adıdır. Bu durumda anormal bir antikor, tiroidin normal fonksiyonunu kaybetmesine neden olur. Bu etki hipotiroidizme yol açar. Genelde bez orta derecede büyümüştür ve doku olarak oldukça esnek lastik gibidir.

Subakut Tiroidit :Bu, yutkunma ile artan bir tiroid ağrısına yol açan, az görülen bir durumdur. Tiroid bezi hafifçe büyümüş olup çok hassastır. Sedimantasyon hızı testi denen özel bir test yapılabilir. Subakut tiroidit durumunda sedimantasyon hızı çok yüksek, tiroid hormonu değerleri düşük veya yüksek olabilir.

difteri nedir?, çeşitleri, tedavisi

Tem 6th, 2008 Posted in genel sağlık | no comment »

Günümüzde seyrek rastlanmasına karşın hastalanan her on kişiden birinin ölümüne sebep olan ciddi bir hastalıktır.Tanısı oldukça güçtür.Genellikle her yıl küçük bölgesel salgınları görülür.Ağız, burun, boğaz salgılarıyla direkt temas ile, solunum yoluyla veya ender olarak mikropla yeni kirlenmiş maddelerin (oyuncak vs.) ağza götürülmesiyle bulaşır.Kuluçka süresi 2-5 gündür.En sık 2-5 yaşlarında görülür.

Bademcik Difterisi:

(Tonsiller Difteri): Hafif ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ile başlar.Bademcikler üzerinde gri, kaldırılınca kanayan membranlar oluşur.Mikrobun yaydığı toksinin (zehirli salgı) miktarına bağlı olarak damakta da yayılabilir.Kalp yetmezliğine sebep olabilir.

Gırtlak Difterisi:

Ses kısıklığı, hırlama ve solunum durması yapar.Gırtlağa yayılan membranların çözülerek solunum yolunu tıkamasıyla ani ölümler görülebilir.

Cilt Difterisi:

Ciltte keskin sınırlı üzerleri membranlı yaralar oluşturur.

Burun Difterisi:

Süt çocuklarında görülür.Nezle şeklinde başlar.Kötü kokulu, hızla artan ve tıkanmalara neden olan gri-beyaz membranlar oluşur.Toksin salgısı yavaştır.

Korunma : Aşılanma ile olur.

astım nedir?, çeşitleri, spreyin astıma etkisi

Tem 6th, 2008 Posted in genel sağlık | no comment »

Hayır. Bunu yapmamalısınız. Çünkü, astım kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Her hastada tetik faktörler, eşlik eden patolojiler, hastalığın ağırlığı farklıdır. Bunlara bağlı olarak seçilmesi gereken ilaçlar farklı olabilir. Kullanılması gereken ilaçlar aynı bile olsa dozlar değişebilir.

Kaç Türlü Astım Vardır?
Astımlı hastalar hafif-gelip geçici, hafif inatçı, orta ve ağır astım şeklinde dört gruba ayrılır. Her bir grup için önerilen tedavi ayrıdır. Bunlardan başka hastalarda: mevsim astması, meslek astması, egzersiz astımı, ilaç astması gibi nispeten farklı tedavi yaklaşımları gerektiren tablolar söz konusu olabilir.

Sprey İlaçları Kullanmak Zorunda mıyım?
Sprey türü ilaçlar astım tedavisinde tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır. Nefes yoluyla hap, şurup veya enjeksiyon şeklindeki uygulamalara göre daha az miktarda ilaç kullanarak daha güçlü etki elde edilebilir ve aynı zamanda ilaçların istenmeyen yan etkilerinden kaçınmak mümkündür. Çünkü, sprey şeklinde kullanılan ilaç sadece hastalığın yerleştiği solunum yollarına ulaşır ve etkisini burada gösterir iken; ağızdan veya enjeksiyon şeklinde verilen ilaç, tüm vücuda dağılıp her yerde ve dolayısıyla etkili olması istenmeyen organlarda da (kalp, böbrek vb) etkileri görülebilir. Üstelik sprey türü ilaçların etkileri alındıktan sonra dakikalar içerisinde hemen başlamakta iken; ağızdan veya enjeksiyonla verilen ilaçların etkilerinin gözlenmesi için saatler geçmesi gerekir.

Sprey İlaçların Alışkanlık Yaptığı, Ciğerleri Kuruttuğu Doğrumudur?
Hayır. Bilakis hemen yukarıda belirtildiği gibi bu ilaçların istenmeyen yan etkileri, aynı ilaçların ağızdan alınan veya enjeksiyon şeklindeki formlarına göre çok daha azdır. Çok daha güvenli ilaçlardır. Bu ilaçların bağımlılık anlamında alışkanlık yapması söz konusu değildir.

Sprey İlaçlar Güvenli midirler?
Evet. Tüm dünyada uzun yıllardır çok yaygın olarak kullanıla gelmiş ilaçlardır. Bebek, çocuk ve yaşlılar, gebeler, kalp, karaciğer ve böbrek hastaları gibi ilaçların yan etkilerine daha duyarlı kişilerde -yan etkileri az olduğu için- bilhassa tercih edilmesi gereken formlardır.

Nefes Yoluyla Alınan Toz Şeklindeki İlaçlar ile Sprey İlaçlar Arasında ne Fark Vardır?

Nefes alma sırasında ilacın solunum yollarına ulaştırılması esasına dayanan üç türlü İlaç uygulama formu vardır. Bunlar: ölçülü doz spreyler, kuru toz inhalatörler ve nebülizör formlarıdır. Her üçü esasta aynı olmasına karşılık, birbirlerinden bazı küçük farklılıkları da söz konusudur. Kuru toz inhalatörler sprey ilaçlardan farklı olarak itici gaz içermezler, ozon tabakasına zararlıtarafları yoktur. İlaç dışı madde içermediklerinden allerjik ve irritatif yan etkilere rastlanmaz. Kullanımları daha kolay olup sprey ilaçları kullanamayanlarda tercih edilirler.

skrotumda kitleler, oluşmasındaki sebepler, çeşitleri

Tem 6th, 2008 Posted in erkek sağlığı | no comment »

Skrotumdaki kitlelerin çeşitli sebepleri vardır. Bunlar, tümörler, kistler ve diğer iltihaplar, fiziksel örselenmeler ve kasık fıtığıdır.

Belirtiler

- Skrotumda yumru veya şişme;

- Belli yerlerde ağrı veya hassasiyet olasılığı

Tümörler selim veya habis olabilirler. Testislerin kendilerinin içinde büyüyen tümörler çoğunlukla habis (kanser) olurlar, skrotumun içinde başka bir kısımda gelişen tümörler ise genellikle selimdir Testis kanseri daha ilerde anlatılacaktır.

Ağrısız selim bir kist olan spermatik kist ya da spermatosel çok yaygın görülür. Testisin üstünde epididime yapışık olarak gelişir. Bu bölümde ilerde anlatılacak olan Hidrosel ve varikosel de skrotumdaki ağrısız selim kitlelerdir. Hematosel de skrotumda incinme sonucu ortaya çıkan bir kitledir ve kan birikiminden oluşmuştur.

Kasık fıtığı, bağırsaklardan bir bölümün skrotum içine kadar inerek onu şişirmesiyle ortaya çıkar.

Teşhis

Skrotumdaki her türlü kitlenin doktor tarafından incelenmesi gereklidir. Kitle bir tümörse habis olabilir. Kesin bir teşhis konulabilmesi için tümörün ameliyatla çıkarılması gerekir. Kan testleri ve ultrasonografi yöntemi, birçok zararsız kitleyi tümörlerden ayırmakta yardımcı olabilir.

Habis tümörler tehlikelidir. Kanser yayılmadan fark edilebilirse genellikle etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Skrotumdaki kitlelerin diğer nedenlerinden kasık fıtığı hariç hiçbirisi tedavi gerektirmez.

Tedavi-Ameliyat

Testiste tümör varsa tümörün ameliyatla alınması şarttır. Testis kanseri, testisin tümünün alınmasını ve muhtemelen ilave tedaviyi de gerektirir.

Sayfa 1 ve 212»

Lida