servikal displazi, displazi nedir?, bulgular, tedavisi

Tem 6th, 2008 Posted in kadın sağlığı | no comment »

Bazen PAP Smear testi kanser başlangıcı kabul edilen hücreler gösterir. Bu duruma “displazi” denir (Yunanca dys: kötü, plasis: kalıp, (biçim). Hafif displazi bazen kendi kendine kaybolur. Ancak kaybolmazsa birkaç yıl sonra kanseri ortaya çıkaracak olan sürecin başlangıcı olabilir.

Displazi en çok 25-50 yaşlar arasındaki kadınlarda bulunursa da; ergenlik çağından itibaren herhangi bir yaşta da ortaya çıkabilir. Virüslerin sebep olduğu cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklarla ilgili bulunduğu ve çok kişiyle cinsel ilişkide bulunan veya cinsel ilişkiye 18 yaşından daha erken başlayan kadınlarda daha fazla görüldüğü düşünülmektedir.

Teşhis

PAP Smear testi displazi gösterirse doktorunuz ikinci bir smear testi yaptırmanızı isteyebilir. Anormal hücreler bulunursa kolposkopi ve biyopsi yaptırmanız gerekir. ~u ge1ı~ej~çle~dok-torun muayenehanesinde yapılabi1ir. Kolposkop ucunda büyütücü bir mercek ve ışık olan bir alettir. Doktor biyopsiyi yaparken rahim boynunu inceleyebilmek için bu aracı kullanır (laboratuvarda analiz edilmek üzere rahim boynundan çok küçük bir parça alacaktır). Bu işlem için lokal anestezi gerekli olabilir de, olmayabilir de. Sonuç negatif çıkarsa doktor 4-6 ay sonra yeniden Smear testi yaptırmak için gelmenizi ister.

Kendi kendine kaybolabilir. Kaybolmazsa, başarılı bir şekilde tedavi edilebilir.

Tedavi - Ameliyat

Displazinin hafif şekilleri koterize ederek, cryosurgery veya lazer cerrahisi ile tedavi edilebilir.

Kotarizasyon anormal dokuyu ısı, elektrik veya kimyasal maddelerle yokeder. Doktor muayenehanesinde veya hastanede (gece yatmaya gerek olmayabilir) yapılabilir. Genellikle anestezi gerekli değildir. Bazen koterizasyon, sonradan PAP Smear testinin yorumlanmasını zorlaştıran yara izlerine sebep olabilir.

Cryosurgery de doku, sıvı azot şeklinde aşırı soğuk uygulanarak yok edilir. Bu işlem doktor muayenehanesinde yapılabilir.

Lazer cerrahisinde displaziyi yok etmek için yüksek enerji ışınları kullanılır. Çevresindeki dokulara ya hiç zarar vermez ya da bu zarar çok hafif olur ve yara çabucak iyileşir. Bu işlem de genellikle doktor muayenehanesinde veya gece kalmaya gerek olmaksızın, hastanede yapılır.

İlerlemiş displazide bazen konik biyopsi yapılır. Rahim boynundan koni biçiminde bir parça çıkarılarak analiz edilir. Bu genel anestezi ile hastanede yapılması gereken büyük bir cerrahi işlemdir. Ameliyat sonrası evde birkaç gün dinlenmeniz gerekir. Analiz operatörün anormal dokunun hepsini çıkardığını gösteriyorsa, daha başka bir tedavi gerekmez. Konizasyon, rahim boynu mukusunu azalttığı için, bazen hamile kalmayı zorlaştırabilir. Ender vakalarda da kadını düşük yapmaya yatkın hale getirir. Hamile iseniz ve evvelden koni biopsi yaptırmışsanız doktorunuza anlatın.

Displazinin tedavisinden sonra, tekrarlamadığından emin olmak için, doktorunuz iki yıl süreyle 6 ayda bir, ondan sonra da yılda bir PAP Smear testi yaptırmanızı isteyecektir. Şiddetli bir displazi veya yüzeysel bir kanser durumunda genellikle çözüm histerektomidir.

kısırlık hastalığı tedavisi, neden oluşur,tanı, bulgular

Tem 5th, 2008 Posted in cinsel sağlık | no comment »

evli çiftlerin yüzde onunun çocuksuz olduğu bir gerçektir. Bununla birlikte bu çiftlerden kaçının isteyerek çocuk sahibi olmadığını ya da kaçının elde olmayan bir kısırlığın kurbanı olduğunu bilmek oldukça güçtür. Ger­çekten de, çocuk dünyaya getiremeyen bazı çiftler utangaçlığa kapılarak so­runlarını bir doktora açmaktan kaçınır­lar ve kendilerinin isteyerek çocuk yapmadıklarını ileri sürerler. Bazı çift­ler ise, evliliklerinin ilk yıllarında çocuk istemediklerinden, kısır olduklarının fa/kına varmakta oldukça geç kalırlar. Çocukları olmayan çiftler üzerinde yapılan araştırmalar kısırlık nedeninin yüzde 45 oranında kadınlarda, yüzde 35 erkeklerde ve yüzde 20 kadar da her ikisinde birden olduğunu ortaya koy­muştur.
Doktorlar evliliklerinin ilk iki yılı içeri­sinde çocuk sahibi olamayan çiftlere kısır damgası vurulamayacağını ileri sürerler. Söz konusu çift genç ise bir süre daha beklenmesinde bir sakınca yoktur. Ama otuz yaşından sonra kadının döllenebilme olanağı hızla azaldığı için tedbir almakta daha sürat­li davranmak gerekir.

Fazla Pronasyon Düz Taban, bulgular, çözümler

Tem 2nd, 2008 Posted in ayak sağlığı | no comment »

Düz taban, fazla pronosyonAyak ve bacak rahatsızlığının en büyük nedenlerden biri fazla pronasyondan kaynaklanır (excessive pronation).Ayak yere bastıkça tabanın çökmesi (pronation) normaldir.Fazla pronasyonda taban düzleşir, çöker ve yumuşak doku esner.

Bu olay eklemlerin doğal olmayan açılarda çalışmalarına neden olur.Bu olduğu zaman, sabit olMası gereken eklemler artık gevşek ve esnek olacaktır.

İlk önce, fazla pronasyon yorgunluğa yol açar.Problem arttıkça problem çoğalır, kaslar gerilir, tendonlar, ve ligamentler ayakta va alt bacak’ta kalıcı sorunlar ve deformasyonlar oluşturur.

FAZLA PRONASYONUN GÖRÜNTÜSÜ

1.Ayaktayken, topuklar içeriye doğru döner.
2.Ayaktayken, bir veya iki diz kapağınız içe doğru bakar.
3.Düz taban veya hallux Valgus gibi kondisyonlar oluşabilir
.
4.Diz ağrısı oluşabilir spor yaparken.Dizdeki ağrılar istirahat halindeyken yavaşça azalır.
5.Ayakkabınızın tabanı ve topukları anormal bir şekilde bozulur.

FAZLA PRONASYONUN SEMPTOMLARI

Ayakta fazla pronasyon kendini değişik yollarla gösterir.Kişinin hayat tarzına göre değişik sorunlar ortaya çıkar:

1.Hallux Abducto Valgus (baş parmağın ekleminde çıkıntı)
2.Hallux Rigidus (hareketsiz baş parmak)
3.Taban ağrısı
4.Topuk ağrısı (plantar fasciitis)
5.Metatarsalgia (ayağın ön kısmında ağrı)
6.Bilek burkmaları
7.Shin splints (bacağın ön kısmında ağrı)
8.Achilles Tendonitis (Aşil tendonunda enflamasyon)
9.Diz ağrısı
10.Nasır
11.Düz Taban
12.Çekiç parmaklar

FAZLA PRONASYONUN NEDENLERİ

Fazla pronasyon biomekanik bozukluktan kaynaklanır . Bu durum tabanlıklarla kontrol edilebilinir.

saman allerjisi, bulgular, tedavisi

Tem 1st, 2008 Posted in alerji hastalıkları | no comment »

Çocukluk döneminde başlayan, tekrar eden (mükerrer) ataklarla giden allerjik bir hastalık. Mevsimlik veya her zaman olmak üzere iki tipi vardır. Çiçek tozları, otlar, çimen ve küfler, mevsimlik; ev tozları ve yün ise parennial saman nezlesine sebep olur. Genellikle hastalar allerjik bünyelidir ve âilelerinde başka allerjik hastalık bulunur.

Hastalarda bol sulu burun akıntısı, hapşırma, burunda kaşıntı, her iki gözde sulanma, kaşıntı ve yanma vardır. Gözler şiş ve kızarık, burun mukozası soluk mâvimsi renktedir. Hastaların burun salgısı ve kanlarında akyuvarların eozinofil grubu artmıştır. Saman nezlesi yapan âmilin (allerjinin) ne olduğu ise deri testleriyle tespit edilir.

Hastalığın etkili tedâvisi yoktur. Hiposensitizasyon (duyarlılık azaltma) bâzan faydalıdır. Allerjen, ilgili mevsimden 2-3 ay önce başlayarak gitgide artan dozda hastaya şırınga edilir. Böylece allerjene karşı bağışıklık kazanmış olur.

Antihistaminler, efedrin ve fenil propanolamin faydalıdır. Sinirli ve gergin hastalara sâkinleştirici (müsekkin) verilir. Bunlarla kontrol edilemeyen vak’alarda belirtiler devâm ettiği sürece kortikosteroitler ağızdan veya teneffüs spreyleri hâlinde kullanılır.

Şüphesiz en iyisi allerjenden uzak durmaktır. O mevsimde allerjeni geçirmeyen maskeler kullanılabilir. Allerjen, ev tozu veya yün ise, tozsuz, yünsüz oda hazırlanmalıdır. Bütün örtü ve eşyâlar, antijenik olmayan maddelerden olmalıdır. Oda süpürülmemeli, sık sık ıslak bezle silinmelidir. Battaniye ve yataklar pamuk veya mümkünse tamâmen toz geçirmiyecek şekilde kılıflı olmalıdır. Sun’î boyalı gıdalar, meşrubatlar, boyalı sakız, dondurma, kuruyemiş fazla yenmemelidir.

Hastalıkta bütün tedbirlere rağmen hiçbir zaman tam bir iyileşme olmaz. Allerjenle karşılaştırıldığı zaman yeniden atak olur.

TANIM: Saman nezlesi mı yanlış isimlendirilmektedir. Çünkü saman bu olaya neden olmaz. Hastalık; akan / kaşınan burun ve göz, hapşırma, boğaz kaşıntısı ve burun, boğazda çok miktarda akıntıdan oluşmaktadır. Havayla solunan parçaçıklara karşı gelişen allerji buna neden olmaktadır. Yaz gribi ise bilinen grip (Virüs enfeksiyonları) den farklıdır, gribin aksine saman nezlesi gibi havadaki parçaçıklara karşı gelişen bir alerjidir. Saman nezlesi ve yaz gribi tıp dilinde allerjik rinit olarak bilinen durum için kullanılan yaygın isimlerdir. (Rinit, burun iltihabıdır.)

Her yıl çok sayıda insan allerjik rinite yakalanmaktadır. Bazıları çok hafif atlatırken bazıları için çok ağır geçmekte, işlerini engellemekte ve yaşam kalitesini bozmaktadır.

ALLERJİNİN NEDENİ NEDİR?

Bir bitki veya hayvana ait bir parçaçık vücüda girerse (gözü kaplayan zardan, burun veya boğazdan) bu istilayı önlemek amacıyla bağışıklık sistemine ait bir yanıt gelişir. Normal şartlar altında bu yararlı, doğal bir korunmadır. Bununla birlikte bazı kişiler bir takım maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermektedir. Bu maddelere allerjen, kişilere ise allerjik denilmektedir. Bu olay ailevi olarak görülme eğilimi göstermektedir.

Allerjenler vücudu antikor yapmak üzere uyarırlar. Bunlar daha sonra allerjenlerle birleşerek, vücudda bu şekilde istenmeyen etkilere yol açan bazı kimyasal maddelerin salgılamasına neden olurlar. Histamin bunlar içinde en iyi bilinen kimyasal maddedir. Bu madde burun zarlarının şişmesine, kaşıntıya, tahrişe ve aşırı miktarda sümük oluşmasına neden olur.

HANGİ ALLERJENLER RİNİT YAPAR?

Havada taşınabilecek kadar küçük ve hafif olan hayvan ve bitki proteinleri gözümüz burnumuz ve boğazımızdaki zarlar üzerinde birikirler. Polenler, mantar sporları, hayvan tüyleri ve ev tozu bu parçaçıkların en sık rastlananlarındandır.

HANGİ POLENLER SORUN OLUR?

İlkbaharın erken dönemlerinde saman nezlesine polenler yada çevrede sıklıkla rastlanan ağaçlar neden olmaktadır. İlkbaharın geç dönemlerinde ise polenler çayırlardan kaynaklanmaktadır. Renkli süs bitkileri nadir olarak allerjiye neden olmaktadır. Çünkü onların polenleri havayla taşınamayacak kadar ağırdır. Bu bitkilerin polenleri bir yerden bir yere böcekler tarafından taşınmaktadır. (arılar, kelebekler)

Bazı bitkiler ise Ağustosun sonunda polen vermeye başlarlar. Bu eylül ayı boyunca devam eder. Kimi zaman ekim ayına kadar veya ilk soğuklara kadar polen verdiği olur.

fotokontakt dermatit nedir? genel bilgi, bulgular

Tem 1st, 2008 Posted in alerji hastalıkları | no comment »

Başlıca ultraviyole (güneş) ışınların etkisiyle ortaya çıkan fotokontakt dermatit, fotoirritan (fototoksik) ve foto allerjik kontakt dermatit olarak ikiye ayrılır. Güneş ışınlarına maruz kalan yüz, göğüs ön V’si, el sırtı, açıkta kalan önkolların dış kısımları lezyonların en sık görüldüğü yerlerdir.

1-Fotoirritan kontakt dermatit:

Güneş ışınlarına, özellikle UVA’ya maruz kalan deri bölgelerinde fotokimyasal yolla oluşan ve genellikle temas edenlerin büyük bir kısmında ve ilk temasta ortaya çıkan inflamatuar deri reaksiyonudur. Oluşumunda immünolojik mekanizmaların rolü yoktur. Fotoirritan bir reaksiyonun gelişebilmesi için ancak uygun dalga boyunda ışın varlığında irritan etkisini göstereblen bir maddenin deriye temas etmesi gerekmektedir. Klinik tabloda 1. veya 2. derecede güneş yanığını andıran görüntü olabilir.

Ayrıca lezyonlar sadece ışığa maruz kalmış deri bölgelerinde meydana gelir.

Parfümlü maddeler içindeki psoralenlerin etkisi ile oluşan Berloque dermatiti ve bitkilerdeki furokumarinlerin etkisiyle oluşan fitofotodermatit fotoirritan dermatitin sık görülen iki tipidir. Fitofotodermatite yol açan bitkilerin başında incir, kereviz, havuç, maydanoz ve limon gelir. Başlıca fotoirritan maddeler ise katranlar, psoralenler, furokumarinler, antrakinon ve akridin türevi boyalar (akriflavin, rivanol, florosein gibi), ilaçlar (sülfonamidler, klorpromazin, tetrasiklin ve kinolon türevleridir.

2. Fotoallerjik kontakt dermatit:

Allerjen maddelerle gelişen ve 280-600nm arasındaki dalga boyunda ışınlara gereksinim duyan immünolojik bir reaksiyondur. Fotoallerjik reaksiyon oluşması için kişinin önceden duyarlanmış olması gerekmektedir. Herhangi bir olguda bu iki tip reaksiyonun birbirinden ayırt edilmesi zordur. Klinik olarak allerjik kontakt dermatite benzer.
Başlıca fotokontakt allerjenler; fenotiazinler (antipsikotik, insektisit ve antihelmintik), sülfonamidler, bitkisel allerjenler, NSAID, kozmetik ürünler, güneşten koruyuculardır.


Lida