distimik bozukluk nedir?, tedavisi, bilgiler

Tem 8th, 2008 Posted in ruh sağlığı | no comment »

Yakınmalar major depresyondakine göre daha az şiddetlidir. Erkeklere göre kadınlarda daha yaygın ve kronik gidişlidir. Başlangıç sinsi olur. Uzun süren stresler ve ani kayıplardan sonra görülebilir. Madde kötüye kullanımı, kişilik bozuklukları ve saplantı-zorlantı bozukluğuyla birlikte görülebilir. İştah azalması, aşırı yeme, uyku sorunları, yorgunluk, öz saygının azalması, yoğunlaşma veya karar verme güçlüğü, umutsuzluk belirtilerinden en az ikisi olması halinde bu tanı düşünülür.

Tedavisinde antidepresanlar yeğlenir.

İnsomnia nedir?, belirtileri, bilgiler

Tem 8th, 2008 Posted in ruh sağlığı | no comment »

İnsomnia, uykuya güç dalma, uykudan sık uyanma, uyku zamanın kısalması ve dinlendirici olmayan uykuya verilen addır. İnsomniaya bağlı olarak hasta uykudan dinlenmemiş kalkar, yorgundur, çalışma kapasitesi azalmış, mutsuz, depresiftir ve anksiyetesi olabilir. Kişinin günlük davranışlarında değişiklikler olur.
Yine en çok yakınılan konu gündüz aşırı uyku eğilimidir.
zordur, uyku hijyenini sağlayarak, davranışsal ve ilaç yapılarak kişinin yakınmalarının üstesinden gelinmeye çalışılır.

sosyal fobi nedir?, sosyal kaygı bozuklukları, bilgiler

Tem 8th, 2008 Posted in ruh sağlığı | no comment »

Sosyal fobi; kişinin başkalarının yanında küçük düşeceği, sıkıntı ya da utanç duyacağı bir davranışta bulunacağı korkusudur. Bu kişiler
başkaları ile etkileşimde bulunmayı gerektiren ya da her hangi bir eylemi başkalarının yanında yapmalarını gerektiren durumlardan
korkarlar ve bunlardan olabildiğince kaçınmaya çalışırlar. Örneğin; genel yerlerde yemek yemekten, telefon konuşmaları yapmaktan,
genel tuvaletleri kullanmaktan, başkalarının yanında adlarını yazmaktan ya da imza atmaktan yoğun bir utanç, aşağılanmışlık duygusu ve korku duyarlar.

Sık görülen diğer sosyal korkular; başkalarının önünde konuşma, yemek yeme, görüşmelere ve toplantılara katılma olabilir. Bu kişiler aynı zamanda yaşadıkları kaygıyı diğer insanların anlayacağından ve gülünç duruma düşeceklerinden korkarlar. Ayrıca; olumsuz biçimde  değerlendirilmeye ve reddedilmeye karşı aşırı duyarlılıkları vardır. Haklarını savunmada güçlük çekerler, benlik saygısında düşüklük ya da aşağılık duyguları vardır.

Her on kişiden birinde yaşamının her hangi bir döneminde sosyal fobi görülebildiği bildirilmektedir. Genellikle bu durum kişilik özelliği
olarak değerlendirilir ve tedavi edilebilecek bir bozukluk olarak görülmez. Ancak kişiye çok fazla rahatsızlık vermeye başlayınca başvuru nedeni olur, bu da ortalama 30 yaş civarında artış gösterir. Sosyal fobiye özgü olarak yüz kızarması ortaya çıkabilir. Ayrıca
sosyal fobisi olan kişiler korktukları durumlarla karşılaşınca  sıklıkla; çarpıntı, titreme, terleme, kaslarında gerginlik, midelerinde burulma hissi, ağızda kuruma, ateş basması ya da üşüme hissi, kafada basınç duygusu ya da baş ağrısı gibi belirtiler gelişebilir.

Sosyal fobi tanısı konulabilmesi için; korku ya da kaçınma davranışının kişinin olağan günlük işlerini, iş ya da okul yaşamını, toplumsal etkinliklerini bozacak düzeyde olması ya da kişinin fobisi olacağına ilişkin belirgin sıkıntı duyması gereklidir. Bu durumda olan kişilerin tedavisinde; bilişsel ve davranışçı tedavi, sosyal beceri eğitimi, gevşeme egzersizleri ve duya rsızlaştırma teknikleri,  bireysel ve sosyal etkinlik , grup psikoterapisi gibi yöntemler ile psikofarmakolojik ilaç kullanımı uygulanabilmektedir.

Sosyal fobisi olan (sosyal fobik) kişilerin başlıca özellikleri:

Genellikle utangaç ve içe dönüktürler, sosyal değildirler.
Normal göz temasından kaçınır ve az konuşurlar.
Kendilerine bir şey sorulmadıkça çok konuşmazlar.
Dikkatin üzerlerinde toplanmasından hoşlanmazlar.
Grup içinde çok ender konuşurlar, iltifatları da çok sessizce geçiştirirler.
Sıklıkla, hastalandıklarını söylerler ve sık sık ortadan kaybolurlar.
Patron ya da amirleriyle konuşurken belirgin olarak kaygılı görünürler.
Kaygılarını yatıştırmak için sık sık alkole başvururlar.

Sosyal fobi nedeni olabilecek başlıca durumlar şunlardır:

Bir grup insan önünde konuşma
Bir grup insan içinde bulunma
Tanıdık olmayan birisi ile konuşmayı sürdürme
Başkalarının önünde yazı yazma
Başkalarının önünde düşüncelerini ifade etme
Toplum içinde yeme veya içme
Tanıdık olmayan birisi ile yalnız yemek yeme
Tanıdık olmayan birisi ile telefon görüşmesi yapma
Genel tuvaletleri kullanma
Bir partiye veya arkadaş toplantısına katılma
Tanıdık olamayan birilerinin  oturduğu odaya girme
Tanıdık olmayan birisi ile konuşma başlatma
Otorite olabilecek kişilerle ilişki kurma (öğretme, patron gibi)
Kahve arası veya öğlen aralarında arkadaşlarla ilişki kurma.

Agorafobi nedir?, bilgiler, tavsiyeler

Tem 8th, 2008 Posted in ruh sağlığı | no comment »

Panik atağının ya da panik benzeri belirtilerin çıkması halinde kişinin yardım alamayacağı ya da kaçıp kurtulmanın zor olacağı yer ve durumlarda bulunmaktan anksiyete duyma şeklinde tanımlanır. Agorafobi çoğu kez panik bozukluğuna ikincil olarak gelişir. Ancak panik bozukluk öyküsü olmadan da  agorafobi görülebilir. Kişi bu durum ve yerlerden mümkün olduğunca kaçınmaktadır. Agorafobik kaçınma çok sayıda yer ve durumu içerir. Bunlar içinde toplu taşım araçları (otobüs, metro, uçak, tren, gemi vb), kalabalık ortamlar (süpermarket, sinema, pazar yeri, stadyum vb), kuyrukta beklemek, kapalı yerler (asansör vb), sokakta yürümek, evden uzağa gitmek, evde tek başına kalmak, alanlar (tarla, geniş cadde), yüksek yerler, köprüler yer alır. Agorafobi işe gitmede, ev işlerini yapmada, sosyal ilişkilerini sürdürmede zorluklar yaratarak toplumsal ve mesleki işlevsellikte bozulmaya yol açar. Ağır agorafobikler tek başına evden çıkamadığı için giderek başkasına bağımlı hale gelirler.

Egzersiz Ve Bağışıklık Sistemi nedir?, İmmun Sistem, bilgiler

Tem 7th, 2008 Posted in genel sağlık | no comment »

Egzersiz ve immünoloji alanındaki hızlı gelişmeler spor bilimi, tıp, immünoloji, fizyoloji ve davranış bilimlerinde görevli bilim adamlarının ilgilerini çekmiştir. Spora bağlı immün cevap konusundaki ilgi birçok sebepten dolayı oluşmuştur. Birincisi; antrenörler ve kulüp hekimlerinin, antrenman ve müsabaka esnasında sporcularını sağlıklı bir şekilde tutma istemeleridir. İkinci olarak egzersiz ve bağışıklık konusuna ilgi, toplumun sağlıklı gelişim amacıyla doğan ilgiden de kaynaklanır. Düzenli orta düzeyde (ılımlı) yüklenmelerin kalp hastalığı, şişmanlık, insüline bağlı olmayan diabet, yüksek tansiyon ve osteoporoz gibi hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde, ayrıca vücut ağırlığının kontrolü ve organizmanın strese karşı direncini artırmada, önemli rol oynadığı ispatlanmıştır. Araştırmacılar şimdi çalışmalarını yaşam tarzına bağlı etken taşıyan hastalıklar (kanser gibi) üzerine yoğunlaştırmışlardır ve düzenli spor yapan kişilerin daha düşük kanser insidansların rastlandığına dair tahminler vardır.

Egzersiz, kanser ve AIDS gibi, belirli hastalıklarda ek tedavi olarak reçete edilmeye başlanılmıştır. Kanser ve AIDS de bağışıklık sisteminin, hastalıkla doğrudan ilgili olması nedeniyle bilim adamları hastalık gelişimi üzerine etkilerini öğrenebilmek için yüklenmeye bağlı immün cevabı araştırmaktadırlar

Yaşam tarzı faktörleri, immün sistemi güçlendirmek yada zayıflatmak yönünden etkileşebilir. Diyet, stres ve fiziksel aktivite bu faktörleri oluşturur. Yetersiz beslenme ve uygun besinlerin eksikliği immün sistemi zayıflatabilir. Şayet yaşlı ve yalnız yaşıyor iseniz, yalnız yemek yiyorsanız diyetinizde meyve ve sebzeler dengeli olarak yer almalıdır.

Vitamin veya bazı minerallerin aşırı alımı, grip ya da soğuk algınlığına karşı koruyucu etkiye sahip olduğu kesin olarak kanıtlanmış değildir. Ancak, soğuk algınlığı esnasında vit-C alımının hastalığın şiddetini azaltabileceği ya da gidişatını kısaltabileceği konusunda bazı kanıtlar vardır.

Egzersiz ve Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu (ÜSYE)
Ilımlı egzersizde; epidemiyolojik, klinik ve deneysel çalışmaların hepsinde üst solunum yolu enfeksiyonu sıklığının azaldığı gösterilmiştir. 15 haftalık bir yürüyüş egzersizinde deney grubu kadınlarda anlamlı üst solunum yolu enfeksiyonu azalması saptanmıştır. Ağır egzersizde ÜSYE artışı gözlenmiştir. Burada istenilen orta dereceli kronik egzersizdir.

Sedanterde (durağan yaşayanlar) ÜSYE belirli bir düzeyde iken, kronik orta dereceli egzersizde azalır, ağır egzersizde ise çok artar. En azından bu sebepten dolayı egzersiz ve immün sistem önemlidir. ÜSYE birçok iş gücü, para, zaman kaybına neden olduğu gibi ağır durumlara geçişlerde can kaybı yaratabilir.

Sayfa 1 ve 512345»

Lida