BİBERİYE YAĞI

Kas 29th, 2008 Posted in Bitkisel ve Aromatik yaglar | no comment »

İdrar söktürür gaz giderir, kan dolaşımını arttırır, bronşite ve sinüzite, sarılık ve karaciğer yetmezliğinde de kullanılır. Uykusuzluğu ve sinir sistemini düzenler. Kolestrolü denetler.

İÇİNDEKİLER:

Kamfer, terpen, tanen, reçine, acı maddeler, saponin, cholin, glikozit, organik asitler, kafur.

KULLANILIŞI:

Bir fincan suya 2-3 damla damlatılır veya şekere damlatılarak günde 3 defa kullanılabilir. Sinüzite romatizmal ağrılara sivilceler üzerine sürülerek kullanılır.

Sinüzit

Kas 26th, 2008 Posted in Kategorilenmemiş | no comment »
Sinüzit

Sinüslerden birinin ya da daha fazlasının ivegen ya da süreğen biçimde yangılanması. En fazla yangılanan sinüse göre sinüzit alın sinüziti, çene sinüziti, burun sinüziti türlerine ayrılır.

Hastalık yapan bir mikrop (genellikle streptokok ya da stafilokok) bir sinüsün zarına yerleşerek yangılanmaya yol açar. Çoğu kez, mikrop ya burun boşluklarından. ya da çene sinüzitinde olduğu gibi ikinci ön azı dişi çürümüş kökünden yayılır. Bunlardan başka bölgesel bir darbe (travma) de sinüzitin oluşmasını kolaylaştırabilir.

Sinüzitin oluşmasını ve süreğen biçim almasını çoğu kere, genellikle doğuştan olan burun yolları tıkanıklığı da destekler. Bu tıkanıklık, mukozanın salgısının gereken biçimde ve yeteri kadar akıtılmasına engel olur. Bu yüzden salgı sinüs içinde kalır ve irinlenmeye yol açan mikroplara elverişli bir ortam hazırlamış olur. İvegen sinüzitin başlıca belirtileri baş ağrısı, ışıktan rahatsız olma, ateş, burundan irinli sümüksü madde akması, göz çukurunun üst ve iç köşesine baskı yapıldığı zaman acı duyulmasıdır.

Sinüzitin teşhisi güç değildir. Bunun nedeni, genellikle .burun mukozasının ivegen yangılanması (rinit) ile birlikte görülmesi ya da bu yangılanmanın kısa bir süre önce geçmiş olmasıdır. Zaten burun yangısı çoğu kez sinüzite yol açan mikropların odağıdır, Teşhisi doğrulamak için röntgen çekilir.

Sinüzit süreğen biçim aldığı zaman, sürekli baş ağrılarına yol açar ve kana mikrop ve toksin karışmasına olanak hazırlayan bir odak oluşturur. Bu mikrop ve toksinler vücutta sık sık ateş yükselmelerine yol açtıktan başka, böbrek hastalıklarına (nefrit) ve kalp hastalıklarına (endokardit, miyokardit) neden olurlar. Sinüzitin tedavisi antibiyotiklerle yapılır; ağır durumlarda cerrahi müdahale gerekir.

Sırt Ağrısı

Kas 26th, 2008 Posted in Kategorilenmemiş | no comment »
Sırt Ağrısı

Sırt ağrıları son derece yaygın bir şikayet konusudur. Hastaların çoğu ağrıları tam omurganın sona erdiği noktada duyarlar. Bu tür ağrı için genellikle lumbago sözcüğü kullanılır.

Lumbagonun ivegen ve süreğen olmak üzere iki türü vardır, ivegen lumbago çok acı verir ve hastanın tüm hareketlerini kısıtlar. Hemen herkes yaşamının bir döneminde ivegen bel ağrısı çeker; bu ağrılar bazı kişileri ise sürekli olarak rahatsız eder. Sırt ağrıları erkekleri kadından daha çok etkiler. Sırt ağrılarına yakalanan kişilerin oranı yüzde 25′dir.

Süreğen lumbago, ivegen tür kadar yaygın değildir. Ancak bu ağrılar aylarca hatta yıllarca sürer ve sık sık yinelerler. Daha çok, başka ağrıların bir sonucu olarak meydana geldikleri için çoğu kez doğum yapan kadınlarda da ortaya çıkarlar.

Lumbagonun birçok nedeni vardır; ağrıya bunlardan hangisinin yol açtığını saptamak çok güçtür. Bunun için çoğu durumlarda hastalığı tam olarak tanımlamaksızın belirtilerini açıklamakla yetinilir.

Ağrılar çoğunlukla belde, omurganın ya tam üzerinde veya yanında ve yerden bir şey almak için yapılan eğilme gibi olağan bir hareket sırasında başlarlar. Alışkın olunmayan bir iş yapılınca ortaya çıktıkları da olur. Örneğin, bir kişi her gün taşıdığı evrak çantasından kat kat ağır olan bir taşı kaldırmaya kalkışırsa sırtında ağrı başgösterebilir. Bir bıçak batarmışçasına başlayan ve hastanın doğrulmasını engelleyen ağrının şiddeti 12 saat içinde çok artar.

Hasta kalkmaya veya yatmaya çalışır ve bir süre hareketsiz kalmayı dener. Vücudun herhangi bir hareketi omurgada veya kaslarda ağrılara yol açtığından hareketsiz kalmak ister. Sırtını da dik tutmaya çalışır. Böylece bel omurlarına bağlı olan kaslar gerilir ve omurganın beldeki içbükey eğrisi düzleşir. Kasların gerilmesi ve omurgada meydana gelen biçim değişikliği, bel ağrılarının fiziksel bir nedenle ortaya çıktığını gösterir.

Beş ivegen lumbago olayının birinde, ağrılar belden bir hatta iki bacağa doğru yayılırlar. Ağrılar siyatik siniri boyunca duyuldukları için bu duruma siyatik denir. Vücudun en kalın ve uzun siniri olan siyatik siniri omurilikten bacağın çeşitli dokularına uyarı ileten başlıca yapıdır. Siyatik sinirini oluşturan liflerden bazıları omurilikten bacağa hareket sağlayan emirleri, bir kısım lifler ise bacaktan omuriliğe ve beyne ısı, basınç ve hareket ile ilgili uyarıları iletirler. Siyatik sinirini oluşturan ince sinir telleri omurilikten çıkarak omurganın sona erdiği noktada bir araya gelirler.

Sinir Hastalığı

Kas 26th, 2008 Posted in Saglık Makaleleri | no comment »
Sinir Hastalığı

Sinir hastası, sempatik ve parasempatik sinir dengesizliği olan kimselere denir. Bu dengesizlik, bazı fonksiyonel bozukluklara yol açar, kişiyi hastalık hastası yapar; hastada aynı zamanda şiddetli yürek darlığı, kolay heyecanlanma, ruhsal dengesizlik görülür. Bütün bu etmenler değişik ölçüde birbiriyle karışır.

Sinir iltihabı, sinirin geçtiği yerlerde çok şiddetli ve inatçı bir ağrı ile kendini belli eder; duyulması ve reflekslerin yok olmasıyla aynı sinire bağlı kaslarda atrofi; elektrik tepkilerde bozukluk ve bazen dokularda beslenme bozukluğu ortaya çıkar.

Sinir iltihaplan bulaşıcı hastalıklardan, müzmin zehirlenmelerden (alkol, kurşun), metabolizma bozukluklarından, baskılardan ileri gelir.

Yaşatkan sinir sistemi bozukluklarına karşı savaşmak için, sempatik veya parasempatik sistemlerin etkisinin aynını meydana getiren (mimetikler) veya zıt etki yapan (litikler) ilâçlar kullanılır. Elde bulunan sempatikomimetik ilâçlardan, adrenalin, noradrenalin v.b., sempatikolitiklerden çavdar mahmuzu ve türevleri, yohimbin, rauwolfia alkaloitleri, sentezle elde edilen ürünler v.b., parasempatikomimetiklerden asetilkolin, pilokarpin, ezerin v.b., parasempatikolitiklerden atropin, hiyosiyamin, hiyosin, skopolamin v.b. sayılabilir.

Bazı maddeler, sinir akımının geçişini sinir düğümlerinde durdurur; bunlar gangliyoplejik maddelerdir. Nikotin (ileri derecede zehirli olduğu için kullanılmaz), lobelin, spartein ve özellikle fenotiyazin türevleri (kloropromazin v.b.) bu cins ilâçlardandır. Ayrıca yaşatkan sinir sistemi bozuklukları, bu sistemin bazı kısımları (atardamar çevresi ağları, sinir düğümleri, hattâ bazı sinir kökleri) cerrahi yoldan kesilip çıkarılarak tedavi edilir.

Sarı Humma hastalığı ve Tedavisi

Kas 26th, 2008 Posted in Saglık Makaleleri | no comment »
Sarı Humma

Orta ve Güney Amerika’dan orta batı Afrika’ya yayılmış olan tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalık. Sarı hummaya bazı Avrupa ülkelerinde de rastlanılmıştır. Daha çok yaz mevsiminde beyaz ırktan gençlerde (15-40 yaşları arasında) görülen ve salgın halinde yayılan hastalığa sarı humma sivrisineği (Aedes aegypti) adı verilen sivrisinek tarafından taşınan virüs yol açar.

2-57 gün arasında değişen kuluçka döneminden sonra, sarı humma hastalığı ivegen bir şekilde ortaya çıkar. Hastalığın üç dönemi vardır. İlk dönem olan başlangıç döneminde yüksek ateş (39-40°C) titreme, kalp atışlarında hızlılık, yoğun baş ağrısı, kollarda, ayaklarda ve belkemiğinde ağrılar, bulantı, kusma vb. gibi belirtiler ortaya çıkar.
Read the rest of this entry »

Sayfa 1 ve 41234»

Lida