Posted by admin on Kasım 29, 2008 at 15:46
İdrar söktürür gaz giderir, kan dolaşımını arttırır, bronşite ve sinüzite, sarılık ve karaciğer yetmezliğinde de kullanılır. Uykusuzluğu ve sinir sistemini düzenler. Kolestrolü denetler.
İÇİNDEKİLER:
Kamfer, terpen, tanen, reçine, acı maddeler, saponin, cholin, glikozit, organik asitler, kafur.
KULLANILIŞI:
Bir fincan suya 2-3 damla damlatılır veya şekere damlatılarak günde 3 defa kullanılabilir. Sinüzite romatizmal ağrılara sivilceler üzerine sürülerek kullanılır.
Archived under Bitkisel ve Aromatik yaglar
Posted by admin on Kasım 26, 2008 at 23:43
Sinüzit
Sinüslerden birinin ya da daha fazlasının ivegen ya da süreğen biçimde yangılanması. En fazla yangılanan sinüse göre sinüzit alın sinüziti, çene sinüziti, burun sinüziti türlerine ayrılır.
Hastalık yapan bir mikrop (genellikle streptokok ya da stafilokok) bir sinüsün zarına yerleşerek yangılanmaya yol açar. Çoğu kez, mikrop ya burun boşluklarından. ya da çene sinüzitinde olduğu gibi ikinci ön azı dişi çürümüş kökünden yayılır. Bunlardan başka bölgesel bir darbe (travma) de sinüzitin oluşmasını kolaylaştırabilir.
Sinüzitin oluşmasını ve süreğen biçim almasını çoğu kere, genellikle doğuştan olan burun yolları tıkanıklığı da destekler. Bu tıkanıklık, mukozanın salgısının gereken biçimde ve yeteri kadar akıtılmasına engel olur. Bu yüzden salgı sinüs içinde kalır ve irinlenmeye yol açan mikroplara elverişli bir ortam hazırlamış olur. İvegen sinüzitin başlıca belirtileri baş ağrısı, ışıktan rahatsız olma, ateş, burundan irinli sümüksü madde akması, göz çukurunun üst ve iç köşesine baskı yapıldığı zaman acı duyulmasıdır.
Sinüzitin teşhisi güç değildir. Bunun nedeni, genellikle .burun mukozasının ivegen yangılanması (rinit) ile birlikte görülmesi ya da bu yangılanmanın kısa bir süre önce geçmiş olmasıdır. Zaten burun yangısı çoğu kez sinüzite yol açan mikropların odağıdır, Teşhisi doğrulamak için röntgen çekilir.
Sinüzit süreğen biçim aldığı zaman, sürekli baş ağrılarına yol açar ve kana mikrop ve toksin karışmasına olanak hazırlayan bir odak oluşturur. Bu mikrop ve toksinler vücutta sık sık ateş yükselmelerine yol açtıktan başka, böbrek hastalıklarına (nefrit) ve kalp hastalıklarına (endokardit, miyokardit) neden olurlar. Sinüzitin tedavisi antibiyotiklerle yapılır; ağır durumlarda cerrahi müdahale gerekir.
Archived under Kategorilenmemiş
Posted by admin on Kasım 26, 2008 at 23:43
Sırt Ağrısı
Sırt ağrıları son derece yaygın bir şikayet konusudur. Hastaların çoğu ağrıları tam omurganın sona erdiği noktada duyarlar. Bu tür ağrı için genellikle lumbago sözcüğü kullanılır.
Lumbagonun ivegen ve süreğen olmak üzere iki türü vardır, ivegen lumbago çok acı verir ve hastanın tüm hareketlerini kısıtlar. Hemen herkes yaşamının bir döneminde ivegen bel ağrısı çeker; bu ağrılar bazı kişileri ise sürekli olarak rahatsız eder. Sırt ağrıları erkekleri kadından daha çok etkiler. Sırt ağrılarına yakalanan kişilerin oranı yüzde 25′dir.
Süreğen lumbago, ivegen tür kadar yaygın değildir. Ancak bu ağrılar aylarca hatta yıllarca sürer ve sık sık yinelerler. Daha çok, başka ağrıların bir sonucu olarak meydana geldikleri için çoğu kez doğum yapan kadınlarda da ortaya çıkarlar.
Lumbagonun birçok nedeni vardır; ağrıya bunlardan hangisinin yol açtığını saptamak çok güçtür. Bunun için çoğu durumlarda hastalığı tam olarak tanımlamaksızın belirtilerini açıklamakla yetinilir.
Ağrılar çoğunlukla belde, omurganın ya tam üzerinde veya yanında ve yerden bir şey almak için yapılan eğilme gibi olağan bir hareket sırasında başlarlar. Alışkın olunmayan bir iş yapılınca ortaya çıktıkları da olur. Örneğin, bir kişi her gün taşıdığı evrak çantasından kat kat ağır olan bir taşı kaldırmaya kalkışırsa sırtında ağrı başgösterebilir. Bir bıçak batarmışçasına başlayan ve hastanın doğrulmasını engelleyen ağrının şiddeti 12 saat içinde çok artar.
Hasta kalkmaya veya yatmaya çalışır ve bir süre hareketsiz kalmayı dener. Vücudun herhangi bir hareketi omurgada veya kaslarda ağrılara yol açtığından hareketsiz kalmak ister. Sırtını da dik tutmaya çalışır. Böylece bel omurlarına bağlı olan kaslar gerilir ve omurganın beldeki içbükey eğrisi düzleşir. Kasların gerilmesi ve omurgada meydana gelen biçim değişikliği, bel ağrılarının fiziksel bir nedenle ortaya çıktığını gösterir.
Beş ivegen lumbago olayının birinde, ağrılar belden bir hatta iki bacağa doğru yayılırlar. Ağrılar siyatik siniri boyunca duyuldukları için bu duruma siyatik denir. Vücudun en kalın ve uzun siniri olan siyatik siniri omurilikten bacağın çeşitli dokularına uyarı ileten başlıca yapıdır. Siyatik sinirini oluşturan liflerden bazıları omurilikten bacağa hareket sağlayan emirleri, bir kısım lifler ise bacaktan omuriliğe ve beyne ısı, basınç ve hareket ile ilgili uyarıları iletirler. Siyatik sinirini oluşturan ince sinir telleri omurilikten çıkarak omurganın sona erdiği noktada bir araya gelirler.
Archived under Kategorilenmemiş
Posted by admin on Kasım 26, 2008 at 23:42
Sinir Hastalığı
Sinir hastası, sempatik ve parasempatik sinir dengesizliği olan kimselere denir. Bu dengesizlik, bazı fonksiyonel bozukluklara yol açar, kişiyi hastalık hastası yapar; hastada aynı zamanda şiddetli yürek darlığı, kolay heyecanlanma, ruhsal dengesizlik görülür. Bütün bu etmenler değişik ölçüde birbiriyle karışır.
Sinir iltihabı, sinirin geçtiği yerlerde çok şiddetli ve inatçı bir ağrı ile kendini belli eder; duyulması ve reflekslerin yok olmasıyla aynı sinire bağlı kaslarda atrofi; elektrik tepkilerde bozukluk ve bazen dokularda beslenme bozukluğu ortaya çıkar.
Sinir iltihaplan bulaşıcı hastalıklardan, müzmin zehirlenmelerden (alkol, kurşun), metabolizma bozukluklarından, baskılardan ileri gelir.
Yaşatkan sinir sistemi bozukluklarına karşı savaşmak için, sempatik veya parasempatik sistemlerin etkisinin aynını meydana getiren (mimetikler) veya zıt etki yapan (litikler) ilâçlar kullanılır. Elde bulunan sempatikomimetik ilâçlardan, adrenalin, noradrenalin v.b., sempatikolitiklerden çavdar mahmuzu ve türevleri, yohimbin, rauwolfia alkaloitleri, sentezle elde edilen ürünler v.b., parasempatikomimetiklerden asetilkolin, pilokarpin, ezerin v.b., parasempatikolitiklerden atropin, hiyosiyamin, hiyosin, skopolamin v.b. sayılabilir.
Bazı maddeler, sinir akımının geçişini sinir düğümlerinde durdurur; bunlar gangliyoplejik maddelerdir. Nikotin (ileri derecede zehirli olduğu için kullanılmaz), lobelin, spartein ve özellikle fenotiyazin türevleri (kloropromazin v.b.) bu cins ilâçlardandır. Ayrıca yaşatkan sinir sistemi bozuklukları, bu sistemin bazı kısımları (atardamar çevresi ağları, sinir düğümleri, hattâ bazı sinir kökleri) cerrahi yoldan kesilip çıkarılarak tedavi edilir.
Archived under Saglık Makaleleri
Posted by admin on Kasım 26, 2008 at 23:41
Sarı Humma
Orta ve Güney Amerika’dan orta batı Afrika’ya yayılmış olan tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalık. Sarı hummaya bazı Avrupa ülkelerinde de rastlanılmıştır. Daha çok yaz mevsiminde beyaz ırktan gençlerde (15-40 yaşları arasında) görülen ve salgın halinde yayılan hastalığa sarı humma sivrisineği (Aedes aegypti) adı verilen sivrisinek tarafından taşınan virüs yol açar.
2-57 gün arasında değişen kuluçka döneminden sonra, sarı humma hastalığı ivegen bir şekilde ortaya çıkar. Hastalığın üç dönemi vardır. İlk dönem olan başlangıç döneminde yüksek ateş (39-40°C) titreme, kalp atışlarında hızlılık, yoğun baş ağrısı, kollarda, ayaklarda ve belkemiğinde ağrılar, bulantı, kusma vb. gibi belirtiler ortaya çıkar.
Read the rest of this entry »
Archived under Saglık Makaleleri
Posted by admin on Kasım 26, 2008 at 23:41
Saman Nezlesi
Mevsimlere bağlı olarak görülen bir nezle. Burun mukoza zarı veya göz sümüksel zarının, polen (çiçek tozu) proteinine karşı gösterdiği alerjik tepkiden ileri gelir. Bahar nezlesi de denilir.
İlk belirtileri gözlerin ve burnun kaşınması, hapşırma, burun mukoza zarının şişmesi ve kızarması, göz ve burunda akıntı ve kimi zaman baş ağrısıdır. Nöbetin şiddeti ve süresi hastanın yaşadığı bölgeye ve hava koşullarına bağlı olarak değişir. Birkaç saat içinde geçebilen krizler olduğu gibi, birkaç hafta sürenler de vardır.
Tedavisi dokularda üretilen ve Hay reaksiyonuna sebep olan histamin fazlalığını gidermek için antihistaminli ilaçlarla gerçekleştirilir. Efedrinli ilaçlar veya alerjik tepkiyi önleyen disodyum kromoglasit bileşimli ilaçlar da etkilidir. Hay reaksiyonu gösteren kişilerde, krizden korunmak için başvurulacak en iyi çare çiçek tozu mevsiminde çevre değiştirmek, örneğin deniz kıyısına gitmektir.
Archived under Saglık Makaleleri
Posted by admin on Kasım 26, 2008 at 23:40
Arkadaşlar Size Apandisitle ilgili Bildiğim Kadarıyla yardım edeceğim. Valla okuyun ya bunları yakında anneniz babanız olursa allah korusun yardım edicek siz olacaksınız.
Başlangıcı
İlk başta hafif sızılarla Karın bölgesinin ortasında başlar sağ apandisit kesesine zamanla ağrı kayar( ama bende olmadı nedense
)
Apandisit İlk başta karın ağrısı gibi başlar tuvalet ihtiyacınız var sanırsınız tuvaletten çıktığınızda aynı sancı devam eder.
Eğer ağrı geçmiyorsa Buz ile apandisit in üzerine koyunuz Ağrı inerse %80 apandist dir.
Çünkü apandisit delinmesi (patlaması) apse ile başlar apse ise soğuk ta sancısı kesilir.
Read the rest of this entry »
Archived under acil yardım ilk yardım
Posted by admin on Kasım 16, 2008 at 02:16
Selülitin Çaresi Bulundu
Senelerdir cerrahi KBB ve jinekoloji gibi alanlarda kullanılan Radyofrekans DİATHERMİ yöntemiyle hanımların korkulu rüyası selülitlere son!
Radyofrekans DİATHERMİ dalgaları dolaşımın hızlanmasını, oksijen miktarının artmasını ve böylece cildin kendini yenileyip onarmasını sağlıyor. Böylece ısınmaya bağlı bölgedeki kan akımı artıyor. Dolaşımın artması sonucunda ise faydalı maddeler söz konusu bölgeye aktarılıyor. Ayrıca oksijen miktarında meydana gelen artış, yağların yakılmasını sağlıyor. Radyo dalgalarının 3 – 5 santimetre kadar derine indiğini belirten MODİMED Estetik ve Güzellik Merkezi’nde görevli estetik uzmanı Dr. Enis Keskin bu sayede bölgede protein artışının meydana geldiğini ve dokuların çalışmak için uygun ortamı bulduğunu söylüyor. Dr. Keskin ayrıca bölgedeki ağrı mevcut ise bu ağrının geçtiğini vurguluyor.
Hem saça, cilde, hem de vücuda uygulanabiliyor.
Radyofrekans DİATHERMİ saç ekimi öncesinde uygulandığında bölgeyi işleme hazırladığı gibi saç ekimi sonrasında da söz konusu bölgeyi besliyor. Yeteri kadar beslenemeyen saç derisini ve bunun sonucunda cansızlaşan, kırıkların meydana geldiği saçı da onarıyor.
Archived under sağlık haberleri
Posted by admin on Kasım 16, 2008 at 02:14
Meksika hükümeti, cinsel gücü artıran Viagra’yı parasız dağıtma kararı aldı. Ücretsiz dağıtım kararının, 40-70 yaş arasındaki Meksikalı erkeklerin yüzde 28′inde görülen cinsel sorun nedeniyle alındığı belirtildi. Böylece hükümet, sağlık programı kapsamında parasız verilen 750 ilaca Viagra’yı da dahil etti.
Archived under sağlık haberleri
Posted by admin on Kasım 16, 2008 at 02:14
ERZURUM – Atatürk Üniversitesi ve Türk Fizyolojik Bilimler Derneği tarafından düzenlenen 34. Fizyoloji Kongresinde sunulan “Antep fıstığının genç sağlıklı erkeklerde lipid parametreleri ve oksidatif durum üzerine etkileri” konulu bildiride, 32 erkek üzerinde yapılan bilimsel çalışmaların verileri yayımlandı
Gaziantep Üniversitesi’nden (GAZÜ) bir grup bilim adamı tarafından gerçekleştirilen ve konuyla ilgili ilk defa insanlar üzerinde kontrollü olarak yapılan araştırma özelliğini taşıyan çalışmada, bir ay boyunca Akdeniz diyeti uygulanan 32 erkeğe daha sonra aynı diyetle birlikte bir ay boyunca da 100 gram Antep fıstığı verilerek kan örnekleri alındı.
Kan örnekleri üzerinde yapılan incelemede, Antep fıstığının kolesterol düşürücü etkisinin yanı sıra damar tıkanıklığı ile antioksidan etkisi incelendi.
Araştırma bulgularına göre, Antep fıstığının damar tıkanıklığını önleyici etkisi olduğu belirlenirken, bu etkinin cevizden daha fazla olduğu da ortaya çıktı. Antep fıstığının kötü kolesterol olarak isimlendirilen LDL’yi düşürdüğü ayrıca insan vücuduna zararlı toksinleri engelleyen antioksidan miktarını artırdığı da gözler önüne serildi.
“ANTEP FISTIĞININ İNSAN SAĞLIĞINA ÇOK BÜYÜK FAYDASI VAR”
Çalışmayı gerçekleştiren ekip üyelerinden GAZÜ Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cahit Bağcı, Prof. Dr. İbrahim Sarı, Prof. Dr. Özcan Erel, Doç. Dr. Vedat Davutoğlu, Dr. Yasemin Baltacı ve Dr. Hakim Çelik ile birlikte yapıkları çalışmada, Antep fıstığının faydalarını bilimsel olarak bir kere daha ortaya koyduklarını söyledi.
Antep fıstığının yüksek doymamış yağ oranı dikkate alınarak belirli bir oranda tüketildiğinde hem metabolizmayı olumlu etkilediği hem de kolesterolü düşürücü etkisi olduğunu saptadıklarını anlatan Bağcı, “Ayrıca Antep fıstığının sağlıklı genç erkeklerde kan glikoz değerleri ile oksidatif durumlarında da olumlu gelişmeler gördük. Antep fıstığının insan sağlığı için çok büyük faydası var. Her gün belirli oranda tüketilmesini öneriyoruz” diye konuştu.
Archived under sağlık haberleri