Archive for Haziran, 2008

diş çekilmesi, yanlış inanışlar, batıl inançlar

Toplumda ağız ve diş sağlığı konusunda birçok yanlış inanış bulunuyor. Bu inanışlar da ağız ve diş sağlığının ihmal edilmesine neden oluyor.

Kocaeli Diş Hekimleri Odası Başkanı Murat Özyıldırım, sağlığın diğer alanları gibi ağız ve diş sağlığının da toplum sağlığının ayrılmaz ve önemli bir parçası olduğunu bildirdi.

Ülkemizin ağız ve diş sağlığı konusunda çok ciddi sorunları bulunduğunu belirten Özyıldırım, şöyle dedi:
�Örneğin kalıcı dişlerden ilki olan 1. büyük azı dişi çıkmış 6 yaşındaki her 100 çocuktan 19�unun ağzındaki bu dişler çürüktür. Kalıcı dişlerin tamamlandığı 12-13 yaş grubundaki her 100 çocuktan 81-84�ünde dişler çürüktür. 30-34 yaş grubunda ise ağzında çürük diş olmayanların oranı yüzde 3�tür.�

İNANIŞLAR
Ağız ve diş sağlığı ile ilgili olarak halk arasında birçok yanlış inanışların bulunduğuna dikkat çeken Murat Özyıldırım, şunları anlattı:
�(Her hamilelikte bir diş gider), (Hamilelikte diş çekilmez, bebeğe zararı olur) inanışları ağız ve diş sağlığının ihmaline yol açıyor. Hamilelikte hormonal değişiklikler nedeniyle ağız ortamındaki tükürüğün muhteviyatı değişir. Ağız ortamı dişlerin çürümesine dişetlerinin iltihaplanmasına müsait bir zemin oluşturur. Hamileliğin erken dönemlerinde bulantılar nedeniyle yeteri kadar ağız ve diş temizliği yapılamaması da buna eklenince, diş çürükleri ve dişeti hastalıkları daha sık görülür. Hamilelikte çekilmeyen çürük veya iltihaplı diş, kadın ve bebeği için mikrop yuvasıdır. Bu yüzden hamilelikte ağız ve diş sağlığına daha fazla özen gösterilmelidir.�

Halk arasında (hamilelikte dişlerdeki kalsiyumun kan yolu ile bebeğe geçtiği) gibi yanlış bir inanışın da var olduğunu ifade eden Özyıldırım, �Dişlerdeki kalsiyum birikimi, dişlerin çıkması süresinde olur. Ve bir daha dişteki kalsiyum açığa çıkarak kana geçmez� dedi.

�(İĞNE İLE DİŞ ÇEKİLİRSE YERİNE ÇIKMAZ)� İNANIŞI
Toplum içinde özellikle iğne ile diş çekilmesi halinde yerine diş çıkmayacağı gibi yanlış bir inanışın da bulunduğunu belirten Özyıldırım, şöyle konuştu:
�Aslında bunun sebebi, sütdişleri daha dökülmeye başlamadan ya dasüt ön kesici dişlerin düşmesi sırasında sütdişlerinin arkasından çıkan kalıcı birinci büyük azıdişlerinin çıkmasına sütdişi diye bakılmasıdır. Sütdişi gibi düşünülen kalıcı birinci büyük azıdişlerinin korunmasına önem verilmediği için çürür ve çekilir. Kalıcı diş olduğu için kökleri erimediğinden normal anestezi (iğne) ile çekim yapılır. Pek tabi ki kalıcı bir diş olan birinci büyük azıdişi yerine diş çıkmaz. Oysa iğne yapıldığı için yerine diş çıkmadığı sanılır. Aslında bu diş kalıcı birinci büyük azı dişidir.�

KRONİK İLTİHAPLI DİŞ ÇEKİLEBİLİR
Toplumda diğer yanlış inanışın ise (iltihaplı diş çekilmez) görüşü olduğunu dile getiren Özyıldırım, kronik iltihaplı bir dişin önlemleri alınarak rahatlıkla çekilebildiğini, ancak akut iltihaplı dişlerin çekiminin antibiyotik kullanılarak yapılabildiğini belirtti. Özyıldırım, (diş çekimini, tedaviyi dişhekimi, protezleri de diş teknisyeni yapar) inancının da yaygın olup, bunun da yanlış olduğunu vurguladı.

Hasta ağzında çalışan diş teknisyenlerini �sahte dişhekimi� olarak adlandırdıklarının altını çizen Özyıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:
�Hasta ağzındaki diş çekimi, küçük ameliyatlar, tedavi, dolgu, kaplama ve protez gibi uygulamaları diş hekimi yapar. Diş teknisyeni ise diş hekiminin hastadan aldığı ölçü üzerinde dişhekiminin belirlediği işleri yapar. Hasta ağzında çalışamaz, bu yasal olarak da yasaktır.�

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

ağız kokusunu gideren yiyecekler nelerdir?, ağız kokusu

Dün gece yediğiniz soğanlı ve yağlı yemeklerin tadı muhteşemdi değil mi? Ama bu zaman nefesiniz maçtan yeni çıkmış bir Sumo güreşçisininkine benziyor olabilir. Ne yapmak gerekiyor? Genelde sarımsak, soğan ve kori yediğiniz zaman nefesiniz toksik bir hale dönüşür.

Balıklar ve bazı peynirler de aynı etkiyi yaratabilir. Devamlı açık havada, ağzınızı açık bir şekilde havalandırmaktan başka yapabilecekleriniz de var. Bazı kokular 24 saat boyunca kanınızda kalabilir, böylece sadece dişlerinizi fırçalamak tek başına işe yaramaz. Bu noktada nefesinizi tazelemeye yardımcı olacak yiyecekler tüketmeniz akıllıca olacaktır. Peki neler yiyebiliriz?

Limon: Bir limonu ortadan ikiye ayırıp emebilirsiniz. Eğer bunu yapmak istemediğiniz bir ortamdaysanız, bir sodanın içine dilimlerini atabilir. Sodanız bitince limon dilimlerini yiyebilirsiniz. Daha da pratik olması için, limon aromalı şekerlerden tüketebilirsiniz. Aynı zamanda en pratik taşıma şekli şekerlerdedir.

Maydonoz: En sevdiğiniz makarna sosunda bulunan veya kebap yerken tükettiğiniz soğanları düşünün. Yanlarında tabağa konan maydonoz sadece göz zevkinize daha renkli bir hizmet yapmaktan da öte, aynı zamanda nefesinizi tazelemek için oradadır. Maydonozun nefesi tazeleme özelliği bulunur. Bunun yanında taze olmak kaydıyla, biberiye de etkili olabilir.

Elma ve aynı tazelikte olan armut, havuç ve turp da nefes tazelemekte ve temizlemekte etkilidir. İçerdikleri gıda lifi sayesinde tükürüğü temizler, aynı zamanda damakta tatlı bir tat bırakırlar. Eğer ağız kokusunu daha egzotik bir tatla çözmek istiyorsanız size önerebilecek bazı bahartlarımız var. Bugün hemen her marketin baharat bölümünde anason, kakule, kişniş, rezene bulabilirsiniz. Küçük kaplara doldurup masada yerlerini hazır edin. Tuz ve kırmızı biber gibi onların da her sofranızda yerleri olsun. Küçük miktarda tükeceğiniz bu baharatlar sayesinde yemek sonrası kahveniz bile ağzınızda daha sonra kötü bir tad bırakamayacak.

Nane Filizleri: Bu iki önerimiz de, sarımsak ve soğan kokularına karşı birebir etkildir. Fakt bunun yanında, tarçın kabuklarında bulunan özel bir yağ, ağızda bulunan bir tür bakteriyi yok eder. Tarçın veya nane aromalı sakız da benzer etkiye sahiptir. İçeriğinde xylitol bileşkeni olan sakızlar çürüklerini önlemeye yardımcı olur. Ayrıca ağız ve diş sağlığına önem vermeniz sayesinde Gerçek Yaş’ınız 6.4 yıla kadar gençleşebilir.

Yoğurt: Eğer gün boyunca yağlı ve kötü kokabilecek besinler tükettiyseniz lezzetli bir alternatifiniz var. Günde bir veya iki kere yiyeceğiniz yarım kap yoğurt ağız içerisindeki hidrojen sulfüt kokusunu yok etmeye yardımcı olur. Genelde ağzımızın içini çürük yumurta gibi kokutan da işte hidrojen sülfüttür. Yoğurdunuzu C vitamini açısından yüksek meyvelerle tatlandırabilirsiniz

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

dil dudak yaralanması, önlemler

Dil Dudak ve Yanak Yaralanmasını önlemek için geliştirilmiş ağız koruyucular

  • Yaralı bölge ılık su ile temizlenmelidir.

  • Yara bölgesinde kanama varsa kanamanın durması için gazlı bezle basınç uygulanmalıdır.

  • Yanak ya da dudak dışından soğuk kompres uygulanmalıdır.

  • Eğer yara fazla büyükse ve kanama devam ediyorsa, dişhekimine ya da en yakın acil polikliniğine başvurulmalıdır.

Temas sporlarında meydana gelebilecek, dudak, yanak yaralanmalarından korunmak için ağız koruyucular geliştirilmiştir

Ağız koruyucu nedir ? Hangi amaçla kullanılırlar?
Ağız koruyucuları alt ve üs dişler arasına yerleştirilerek yumuşak plastikten yapılmış apereylerdir.
Özellikle futbol, basketbol, güreş, gibi kontakt spor yapan sporcularda ve oyun çağındaki çocuklarda ya diğer sporcuların ya spor ekipmanlarının çarpması ya da düşme sonucu yaralanmalar olabilmektedir. Spor yaralanmaları içerisinde diş, çene, dudak ve dil gibi ağız içerisindeki dokuların yaralanmaları önemli yer kaplamaktadır. Ağız koruyucuları kullanılarak bu yaralanmalar önemli ölçüde önlenebilmektedir.

Alt ve üst dişler arasında yumuşak bir yastık görevi yaparak, dişlerin arasınadaki direk teması kaldırır.Bu şekilde alt ve üst dişlerin çarpması ile meydana gelen travmalar sonucunda oluşan şoku absorbe ederek, olası beyin sarsıntılarını, diş ve çene kırklarını, dil ve yanak yaralanmalarını büyük oranda önlerler. Bu özellikleri ile ağız koruyucuları her yaştaki sporcunun vazgeçilmez ekipmanlarından bir tanesi olmalıdır. Ağız koruyucularının koruyuculuk işlevlerini yerine getirebilmeleri için alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilen ve dişelerin birbirleri ile temasını önleyen bölümünün 3 -5 mm kalınlığında olması gerekmektedir.

Üç çeşit ağız koruyucusu vardır.

1. Kişiye özel yapılan ağız koruyucuları: Diş hekimi tarafından kişiye özel üretilir. Bu nedenle dişler ile tam bir uyum sağlayabilmektedir. En iyi koruma bu tip ağız koruyucuları ile sağlanmaktadır.
2. Hazır tipte ağız koruyucuları: Spor malzemesi satan mağazalarından kolaylıkla elde edilebilirler. Fabrikasyon olarak üretilmişlerdir. Diğerlerine kıyasla daha ucuzdurlar. Ancak dişlere uyumu tam olmadığı için koruyuculuk işlevini istenildiği gibi yerine getirememektedirler.
3. Ağız içerisinde şekillenen ağız koruyucuları: Akrilik ya da kauçuk esaslı özel maddeler ağza yerleştirilerek gerekli şekli aldıktan sonra sertleşmeleri sağlanır. Dişhekimi tarafında hazırlanması gerekmektedir.

İşlevlerini uzun süre ve yeterli bir şekilde yapabilmeleri için kullanımlarında ve bakımlarında özen gösterilmelidir.

Ağız koruyucularının kullanımında dikkat edilecek hususlar:

* Ağız koruyucularının kişiye özel bir malzeme olduğu unutulmamalıdır. Bu yüzden başkasının kullanmasına izin verilmemelidir.
* Saklanmadan önce bir ağız gargarası içerisine batırılıp çıkartılmalıdır.
* Üzerine herhangi bir ağırlık koyulmamalıdır.
* Aşırı sıcak deformasyonlara neden olacağı için güneş ışığında ya da sıcak havalarda otomobil içerisinde tutulmamalıdır.
* Ağız koruyucusunun kuru muhafaza edilmesi gereklidir. Bunun için iyi havalanabilen saklama kutusu kullanılmalıdır.
* Kullanmadan önce ılık su ve sabunla yıkanmalıdır. Sıcak su kullanılmamalıdır. Özellikle 3. tip ağız koruyucularını sıcaklık karşısında yumuşayacağı için deforme olabilir.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

fototermal, fototermal diş beyazlatma, teknikleri

Bu yöntemde de yine bir miktar özel bir jel kullanılır. Ancak önceki metottan farklı olarak yüksek enerjili özel bir ışın demeti yardımıyla uygulanır. Işık kaynağı bir seri LED veya diyot-lazer den oluşabilir. Yine bu yöntemde de muhtemel olumsuz etkilerin olabileceğinden mutlaka dişhekimi gözetiminde yapılmalıdır.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

fotokimyasal diş beyazlatma, lazerle diş beyazlatma

Bu diş  beyazlatma yönteminde, beyazlatma jeli bir UV-lamba (mavi ışık) veya bir KTP lazeri (yeşil ışık) kullanılarak aktive edilir. Bu metodu diğerlerinden ayıran özellik ise kullanılan ışık kaynağının da ayrıca dişi beyazlatıcı etkisinin olmasıdır (foto oksidasyon). Bu uygulama, dişler üzerinde daha derin bir beyazlatma sağlar. UV-Işık kullanırken çevre dokular (dudaklar, dişetleri, dil vb.) muhtemel yanık yaralanmalarına karşı iyi korunmalıdır. KTP lazeri kullanırken ise yanma riski yoktur, ancak dişetleri beyazlatma jelinin sızıntılarına karşı korunmalıdır (gingiva block). KTP lazeri ile beyazlatmanın büyük bir avantajı da; geniş bilimsel araştırmalar sonucunda diş minesi üzerinde yan etkilerinin gözlenmemiş olmasıdır. Diş beyazlatma işlemi sonrasında yapılacak florid uygulanması diş minelerini güçlendirir ve çürümeleri önler.

Lazer nedir ve nasıl elde edilir?
Lazerler tek renkli, düz, yoğun, tek fazlı monokromik ışık üreten cihazlardır. Renkli olduğu gibi renksizde olabilir. Görünürlük dalga boyu ile ilgilidir. Bu dalga boyu ve gücü tıptaki kullanım alanını belirler.

Lazer yardımıyla, elektromanyetik dalgalar güçlenir ve hizalanır. Böylece, tedavi yapılacak bölgede kesici ve yakıcı  etkiye sahip, yüksek enerjili bir ışık demeti elde edilir.

Lazerlerin kullanım alanları, sahip oldukları dalgaboylarına göre değişmektedir.

Farklı dalgaboylarında, tüm dokular, farklı soğurma oranlarına sahiptirler . Bu yüzden, lazer seçimi yapılacak işleme bağlıdır. Örneğin, KTP lazeri 532nm lik bir dalgaboyuna sahiptir. KTP lazer ışını, hemoglobin ve oksihemoglobin arafından yüksek oranlarda soğurulabildiği için küçük ve hassas cerrahi işlemler için çok uygundur.

Laserin çalışma prensibi: Dışarıdan ışık verme, elektrik akımı geçirmek suretiyle veya kimyasal bir yolla elde edilen enerji, ortamdaki atomlara ulaşır. Bunların bazıları bu enerjiyi emerler. Fazla enerji, atomları kararsız hale getirir. Kendisine bir foton çarpan, uyarılmış ve kararsız atom, fazla enerjiyi foton yayınlayarak verir. Fotonlar, benzer şekilde diğer fotonların yayılmasını sağlar. Uyarmalarla ortamdaki fotonlar daha da artar. Atomların hemen hemen hepsi, foton yaymaya başlayınca kuvvetlenen ışın demeti oluşur. Bu, laser ışınıdır. Laser ışınları yüksek frekanslı olduklarından güneş ışını özelliklerine sahiptir. Ancak laser ışınları tek frekanslıdır.

Beyazlatılan dişler ne kadar süre beyaz kalır?
Farklı diş beyazlatma (bleaching) metotlarıyla beyazlatılan dişler bir kaç yıl beyaz kalır. Fakat bu süre kişiden kişiye değişir. Yeme-içme alışkanlıkları, sigara ve fırçalama alışkanlığı dişlerin beyaz kalma süresini etkiler.

Şu unutulmamalıdır ki, bleaching her zaman istediğiniz beyazlığı sağlamayabilir. Beyazlama oranı dişlerinizin beyazlatma işlemi uygulanmadan önceki tonuna bağlıdır ve kişiden kişiye değişir. Bu yüzden diş hekiminiz ile beklentilerinizi önceden konuşmalısınız.

Diş Beyazlatma veya diş ağartma, genel dişhekimliğinde çokça uygulanan bir işlem olmasına rağmen aslına Estetik/Kozmetik Dişhekimliğinin alanıdır. Çok kimse beyaz dişlerle yapılan bir gülüşü çok çekici bulur. Genelde süt dişleri, erişkinlik dişlerinden daha beyazdır. Kişi yaşlandıkça dişlerinin rengi de zamanla daha koyulaşır. Bu koyulaşma diş minelerinin mineral yapısındaki değişimden kaynaklanır. Dişler ayrıca, bakteri pigmentleri ve tütün kullanımından kaynaklanan renklenmelere de maruz kalabilir.

Beyaz dişler, gençlikle özdeşleştirildiğinden estetik görünümlü olmak isteyen kişiler tarafından oldukça arzulanırlar. Ancak şunu belirtmeliyiz ki, abartılı bir beyazlık çoğu durumda estetik olmayabilir. Her zaman için yüz ve ağız yapınıza uygun düşen doğal ton daha estetik olacaktır.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

gülüş tasarımı, smile design

Gülüş tasarımı, hekimlik ve sanatın birlikte uygulanarak, size özel ideal gülüşünüzü yenilemektir. Sizin birtakım kişisel istekleriniz ile sağlık ve doğallığı da birleştirerek sağlıklı bir gülüşü planlamaktır.

Gülüş Tasarımına Nereden Başlanır?

Size yakışan estetik gülüş ifadesini belirlerken diğer faktörler:

  • Yüz Hatlarınız

  • Cinsiyetiniz

  • Yaşınız

  • Gülüş simetrisi

  • Dişlerinizin sıralanışı ve renkleri

  • Dudaklarınız

  • Dişetleriniz

Gülüş tasarımına ilk önce yüz hattınızın hangi geometrik şekle uyduğu tespit edilerek başlanır. Kişinin yüzündeki hatlar dişin hangi formda seçilmesi gerektiğinin şifrelerini içerir. Aşağıda belli başlı yüz şekilleri ve bunlara uygun diş formları görülmektedir:

Gülümseme Tasarımı, gülüş estetiği, diş estetiği, güzel dişler, diş güzelliği

Erkek ve kadın anatomisi birbirinden farklıdır. Erkeklerde yüz hatları daha keskin ve belirgindir. Alın burun, çene ucu orantısı kadın yüzüyle farklılıklar gösterir. Kadınlarda geçişler daha yumuşak burun ve kaş kemerleri daha siliktir. Dişlerde de aynı paralellik vardır.

Kadınlarda:

  • Dişlerin köşeleri daha yumuşak döner,

  • Gülme hattı yukarı doğru kavislidir,

  • Ortadaki iki diş yandaki dişlerden biraz daha uzundur,
  • Komşu dişlerin köşeleri arasında minik aralıklar vardır.

Erkeklerde :

  • Komşu dişler daha düz bir hatta birleşirler,
  • Dişlerin hatları daha belirgindir,
  • Gülme hattı daha düzdür.

Kaç Tür Gülüş İfadesi Vardır?

Genel olarak gülüş ifadeleri üç ana başlıkta toplanır. Bu temel kategoriler de kendi içlerinde değişik varyasyonlara sahiptir:

1-Çekici Gülüş (Sexy Smile)

Bu kategoride ön dişler yan dişlere göre farkedilebilir derecede uzundurlar. Aslında genç bireylerde durum zaten böyledir, ön keserler ilk süren dişler olduğundan zamanla yıpranırlar ve boyları kısalır. Bu da beraberinde yaşlı bir görünüm getirir. Çekici bir gülümsemeye sahip olabilmeniz için ön dişler diğerlerine oranla daha uzun olmalıdır. Ön dişlerin bu şekilde dizaynı size genç, dinamik ve çekici bir gülümseme kazandıracaktır. Bu kategori genç yaştaki bireyler için uygundur.

2-Entellektüel Gülüş (Sophisticated Smile)

Dişler yatay düz bir çizgi üzerine sıralanmışlardır. Entellektüel gülümseme yüze olgun ve bilgili bir ifade verir. Bu gülümseme yüzün alt kısını daha çok vurgular. Genç yaşlarda dişler ilk sürdüğünde uzunlukları birbirinden farklıdır. Orta yaşlarda ise dişler eşit boylardadır. Estetik dişhekimliği sayesinde bu dezavantajlı durumu avantaj haline getirebilir ve olgun, bilgili ve entellektüel bir gülüş tasarımı yapabiliriz.

3-Sportif Gülümseme (Sporty Smile)

Entellektüel ve Çekici gülüş arasındadır. Orta kesici dişler yan kesicilerden çok az miktarda uzundur. Sportif gülümseme tasarımı, yüzünüze sıradışı, içten ve sıcak bir ifade kazandırır, Bu gülümseme entellektüel gülümseme kadar ciddi ifadeli değil, çekici gülüş dizaynı kadar da çocuksu ve genç değildir.

Gülüş Tasarımı için Kriterler

Bu kriterler şu başlıklar altında toplanabilir:

Yatay Hizalamaİdeal bir gülümsemede çoğu zaman, göz bebeklerinden geçen hat ile dişlerin ortasından geçen hat birbirine paraleldir.
Gülüş Estetiği, Gülüş Tasarımı, diş güzelliği SimetriÖn kesici dişlerin şekil ve boyutlarındaki uyumsuzluk kolayca farkedildiği için simetri çok önemlidir. Bu bakımdan yüz hatlarının imkan verdiği ölçüde simetrinin sağlanması gülüşe fazladan bir çekicilik katar.
Gulus tasarimi, gulus estetigi, estetik gulus, dis estetigi Gülüş HattıÖn dişlerin kesici uçlarını birleştirecek şekilde çizilen eğri alt dudağın eğriliği ile aynı olmalıdır. bu çizgilerdeki uyum ne kadar sağlanırsa kiş o oranda genç ve çekici bir gülüşe sahip olacaktır.
Gülüş estetiği, diş estetiği, gülüş tasarımı, smile design Dişeti HattıGülümsediğinizde görünen dişeti hattı, üst dudak çizgisine paralel olmalıdır. Dişeti hattı, tıpkı güzel bir tabloyu çevreleyen çerçeve gibidir. Gülüşünüze anlam katar.
Gülüş dizaynı, diş estetiği, gülüş estetiği Gülüş GenişliğiEstetik bir gülüş için gülümseme hattı içinde arkadaki dişlerinde belli oranlarda görünmesi sağlanmalıdır. Bu sağlanmazsa ağız köşelerindeki karanlık alanlar hoş bir görüntü oluşturmaz.
estetik diş doktoru EmbraşurlarEmbraşur diye adlandırılan alanlar, dişlerin uçları arasındaki doğal ve üçgenimsi boşluklardır. Estetik ve ideal bir gülüş için, embraşurların boyutları ön dişlerden arka dişlere doğru artmalıdır.
Gülüş estetiği, gülüş tasarımıgüzelliğin matematiği, gülüş estetiği, gülüş tasarımı Altın OranlarGörünür bölgedeki üst kesici dişlerin genişlik ve yükseklikleri sırasıyla, yüzün genişlik ve yüksekliğinin 1/16′sı olmalıdır. Ayrıca, doğadaki bir takım geometrik şekiller arasındaki phi (φ=1.618…) sayısı olarak bilinen oran vardır. Estetik bir gülümseme için dişler de bu kurala uymalıdır. Örneğin ön keser dişler ile yan keser dişlerin genişlikleri arasındaki oran (1.618/1=1.618… =phi sayısı),  köpek dişleri ile yan keserlerin genişlikleri arasındaki oran da (0.618/1 = 0.618 bu da phi sayısının bire bölümünden elde edilen sonuca ve ya phi sayısından 1 çıkarılınca elde edilecek sayıya eşittir. 1/phi = phi-1) Phi sayısı hakkında daha geniş bilgi için buraya tıklayınız.
gülüş tasarımı, diş estetiği, gülüş dizaynı Diş OranıÖn iki dişin genişliklerinin yüksekliklerine oranları yine altın orana uymalıdır, yani 0.618/1 = 0.618 bu da 1 in phi sayısına bölümünden elde edilen sonuca eşittir. Dişin görünür boyu, her zaman genişliğinden büyük olmalıdır.
Diş estetiği, gülüş tasarımı, gülüş estetiği Dişlerdeki GölgelerDişlerde tek bir renk hakim değildir. Doğal diş saf beyaz olmaz. dişin rengi ve şeffaflığı bölgelere göre değişir. Bir dişin gövdesini üç bölgede incelersek 1-Cervical Boyun Bölgesi: En parlak ve beyaz gülüşlerde bile sarımsıdır. 2-Orta Bölge: Daha az sarımsıdır. Kesici Kısım: Değişen oranlarda şeffaftır ve gri görünümlüdür.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

diş kırılması, dişlerde kırılma tedavisi

  • Tedaviye yardımcı olabilir düşüncesi ile -mümkünse- kırılan diş parçası bulunarak koruma altına alınmalıdır.
  • 30 dakika içerisinde dişhekimine gidilmelidir.
  • Bu arada bölgede kanama meydana gelmişse temiz bir gazlı bez ile basınç uygulanmalıdır. Basınç uygulamasına rağmen kanama 15 dakika içerisinde durmazsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
  • Diş kırılmaları, dişlerin yerlerinde oynaması ya da çıkması, ağız dokularında yaralanmalar ve beyin sarsıntısı sıklıkla da basketbol, futbol vs. gibi kontak sporları yaparken oluşan çarpma ve düşmeler ile trafik kazaları sonucunda oluşmaktadır. Özellikle kontakt spor yapan çocuklarda oluşabilecek ağız yaralanmalarını ve diş kırıklarını önlemek için uygulanacak en uygun yöntem ağız koruyucusu (mounth guard) kullanmalarını sağlamaktır.
  • Diş darbe nedeni ile kendi yuvasında yer değiştirir ise hafif bir parmak basıncı ile diş eski pozisyonuna getirilmeye çalışılmalıdır.
  • Dişi yuvasına yerleştirirken kesinlikle zorlanmamalıdır.
  • En geç 30 dakika içerisinde dişhekimine başvurulmalıdır.

yukarı

Daimi dişin yerinden çıkması

  • Yerinden çıkan diş bulunmalıdır.
  • Bulunan diş taç (kuron) kısmından tutulmalıdır. Dişi kök kısmından tutarak buradaki dokuların daha fazla hasar görmesine neden olunmamalıdır. Eğer dişin kök kısmındaki dokular fazla hasar görürse dişin yuvasına tutunması mümkün olmaz. Kuron kısmından tutulan dişin üzerinde bulunan yabancı maddeler akan su altında yıkanmalıdır.
  • Diş yüzeyinin temizlenmesi sırasında ovalama işlemi yapılmamalı ve kesinlikle fırça kullanılmamalıdır
  • Öncelikle dişi yuvasına yerleştirmeye çalışılmalıdır.
  • Dişi yerine yerleştirirken aşırı kuvvet uygulanmamalıdır. Aksi taktirde diş ve diş yuvasında ciddi hasarlara neden olunabilir.
  • Diş yuvasına yerleştirilebilmişse yerinde sabit kalabilmesi için üzerine temiz bir gazlı bez koyularak ısırtılmalıdır.
  • Bu şekilde en kısa zamanda dişhekimine başvurulmalıdır.
  • Eğer diş yuvasına yerleştirilememişse diş hekimine gidinceye kadar süt ya da su içerisinde korunmalıdır.
  • Yerinden çıkmış dişi tekrar kazanılması için diş dokularının fazla zedelenmemesi ve mümkün olduğunca çabuk diş hekimine baş vurulması gereklidir.
  • Uygun şartlarda korunmuşsa ve en geç yarım saat içerisinde diş hekimine ulaştırılmışsa dişin tekrar kendi yuvasına yerleştirilerek (reimplantasyon) ile kurtulma şansı %90 dır.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

biberon , biberon çürüğü, biberon önemi

Bebeklerde bazen dişlerin üzerinde sürer sürmez kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp döküldüğü gözlenir. Aslında bu lekeler diş çürükleridir ve dişler de çürük nedeniyle kırılır. Bu kadar erken bir dönemde çürük oluşmasının nedeni de biberon çürüğü adı verilen çürüklerdir. Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü doğal olarak şeker içerir. Gece yatmadan önce yada uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir.

bebek dişleri ve temizliği, Çocuk Diş Doktoru

Biberon çürüğünden korunmak için ne yapmak gerekir?
Bebeklerde meydana gelen çürüklerin tedavisi çok güç olduğundan, koruyucu önlemlerin erken dönemde alınması gerekir.

Bunlar nelerdir?

  • Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin.
  • Beslendikten sonra uyutmaya çalışın.
  • Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.
  • Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin.
  • İlk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin.

Biberon çürüğü önemli midir?
Biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı yapar ve iltihaplanır. İltihaplı ya da ağrıyan dişler bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin bozulmasına neden olur. İltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol açar. Bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma problemleri ortaya çıkabilir.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

emzik, emzik kullanımı, emzik zararları

Bebekler için emmek rahatlamanın ve güven içinde hissetmenin en doğal yoludur.
Eğer bebek parmak emme eğilimi gösteriyorsa, derhal emziğe yönlendirilmelidir. Emzik parmak emmeye göre hem daha az zararlıdır; hem de sonraki yaşlarda daha kolay bırakılabilir.
Emzik günün büyük bir bölümünde değil, sadece gerekli olduğunda verilmelidir.
Yapısal bozukluklara yol açmamak için, mümkün olduğu doğal meme yapısındaki emzikler seçilmelidir.
Emziklerin yapısının sağlamlığı her gün kontrol edilmelidir.
Emziğin büyüklüğü ağzın yapısına uygun olmalıdır.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

parmak emme,tedavisi, nedenleri

Parmak Emme Alışkanlığı, Parmak Emmek


Parmak emme, normal çocuklarda herhangi bir pisko-patolojik etken olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen bir olgudur.Bebeklerin çoğu başparmaklarını ya da diğer parmaklarını emerler. Zararsız bir davranış olan parmak emmeye hemen bebeklerin tümünde rastlanmasının en önde gelen nedeni,yeni doğan bebeklerin parmak emmeyi daha anne rahminde, (uterus) öğrenmiş bulunmaları ve doğuştan sahip oldukları en güçlü reflekslerden birinin emme refleksi olmasıdır.Nitekim ender olarak yeni doğan bazı bebeklerin parmak ya da bileklerinde görülen kabarcıklar bunun bir sonucu olmaktır.

Annelerin büyük bir çoğunluğu parmak emmenin açlıktan kaynaklandığını düşünürler.Oysa bu emme %50′den %87′lere varan yüksek bir oranda beslenmeye bağlı olmayan yaygın bir davranış niteliğinde görülür.1 yaş çocuklarının hemen yarısı parmaklarını emerler.9 ayda itibaren uykuyla parmak emme arasında yakın bir ilişkinin olduğu, uykusu gelen bebeğin parmağını ağzına götürdüğü görülür. Çocuğu parmak emmeden vazgeçirmek üzere yapılan çabalar, 3 yaşına kadar çocuk tarafından dirençle karşılanır. Bazı bebekler yeni dişlerinin çıkması ,bazıları da zorlukla karşılaştıklarında utanma ve sıkılma belirtisi olarak parmaklarını emerler. Genellikle 18. ay dolaylarında sıklaşan parmak emmenin 4 yaşına doğru kaybolması beklenir. Araştırmalar en geç 5-6 yaşlarında sona erdiği takdirde parmak emmenin zararının olmadığını,ancak süregelmesi halinde dişlerde deformasyona neden olabileceğini kanıtlamıştır. Alt ıslatmada olduğu gibi, sürekli parmak emme alışkanlığı da psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak gelişebilir.

Ebeveynler parmağını emen çocukların çene kemikleri ve dişleri üzerinde ki etkilerini düşünerek endişeye kapılabilir. Parmak emmenin alt ve üst dişleri geri ittiği doğrudur. Parmak emmenin dişleri ne kadar etkilediği parmak emme süresine ve en önemlisi parmağın ağızda ki duruşuna bağlıdır. Süt dişlerinde oluşan bu değişiklik 6 yaşından sonra çıkan asıl dişleri etkilemediği işaret etmektedir.

Archived under ağız ve diş sağlığı Yorumlar

$kod