Haziran 2008 için Arşiv

diş çekilmesi, yanlış inanışlar, batıl inançlar

Pazartesi, 30 Haziran 2008

Toplumda ağız ve diş sağlığı konusunda birçok yanlış inanış bulunuyor. Bu inanışlar da ağız ve diş sağlığının ihmal edilmesine neden oluyor.

Kocaeli Diş Hekimleri Odası Başkanı Murat Özyıldırım, sağlığın diğer alanları gibi ağız ve diş sağlığının da toplum sağlığının ayrılmaz ve önemli bir parçası olduğunu bildirdi.

Ülkemizin ağız ve diş sağlığı konusunda çok ciddi sorunları bulunduğunu belirten Özyıldırım, şöyle dedi:
�Örneğin kalıcı dişlerden ilki olan 1. büyük azı dişi çıkmış 6 yaşındaki her 100 çocuktan 19�unun ağzındaki bu dişler çürüktür. Kalıcı dişlerin tamamlandığı 12-13 yaş grubundaki her 100 çocuktan 81-84�ünde dişler çürüktür. 30-34 yaş grubunda ise ağzında çürük diş olmayanların oranı yüzde 3�tür.�

İNANIŞLAR
Ağız ve diş sağlığı ile ilgili olarak halk arasında birçok yanlış inanışların bulunduğuna dikkat çeken Murat Özyıldırım, şunları anlattı:
�(Her hamilelikte bir diş gider), (Hamilelikte diş çekilmez, bebeğe zararı olur) inanışları ağız ve diş sağlığının ihmaline yol açıyor. Hamilelikte hormonal değişiklikler nedeniyle ağız ortamındaki tükürüğün muhteviyatı değişir. Ağız ortamı dişlerin çürümesine dişetlerinin iltihaplanmasına müsait bir zemin oluşturur. Hamileliğin erken dönemlerinde bulantılar nedeniyle yeteri kadar ağız ve diş temizliği yapılamaması da buna eklenince, diş çürükleri ve dişeti hastalıkları daha sık görülür. Hamilelikte çekilmeyen çürük veya iltihaplı diş, kadın ve bebeği için mikrop yuvasıdır. Bu yüzden hamilelikte ağız ve diş sağlığına daha fazla özen gösterilmelidir.�

Halk arasında (hamilelikte dişlerdeki kalsiyumun kan yolu ile bebeğe geçtiği) gibi yanlış bir inanışın da var olduğunu ifade eden Özyıldırım, �Dişlerdeki kalsiyum birikimi, dişlerin çıkması süresinde olur. Ve bir daha dişteki kalsiyum açığa çıkarak kana geçmez� dedi.

�(İĞNE İLE DİŞ ÇEKİLİRSE YERİNE ÇIKMAZ)� İNANIŞI
Toplum içinde özellikle iğne ile halinde yerine diş çıkmayacağı gibi yanlış bir inanışın da bulunduğunu belirten Özyıldırım, şöyle konuştu:
�Aslında bunun sebebi, sütdişleri daha dökülmeye başlamadan ya dasüt ön kesici dişlerin düşmesi sırasında sütdişlerinin arkasından çıkan kalıcı birinci büyük azıdişlerinin çıkmasına sütdişi diye bakılmasıdır. Sütdişi gibi düşünülen kalıcı birinci büyük azıdişlerinin korunmasına önem verilmediği için çürür ve çekilir. Kalıcı diş olduğu için kökleri erimediğinden normal anestezi (iğne) ile çekim yapılır. Pek tabi ki kalıcı bir diş olan birinci büyük azıdişi yerine diş çıkmaz. Oysa iğne yapıldığı için yerine diş çıkmadığı sanılır. Aslında bu diş kalıcı birinci büyük azı dişidir.�

KRONİK İLTİHAPLI DİŞ ÇEKİLEBİLİR
Toplumda diğer yanlış inanışın ise (iltihaplı diş çekilmez) görüşü olduğunu dile getiren Özyıldırım, kronik iltihaplı bir dişin önlemleri alınarak rahatlıkla çekilebildiğini, ancak akut iltihaplı dişlerin çekiminin antibiyotik kullanılarak yapılabildiğini belirtti. Özyıldırım, (diş çekimini, tedaviyi dişhekimi, protezleri de diş teknisyeni yapar) inancının da yaygın olup, bunun da yanlış olduğunu vurguladı.

Hasta ağzında çalışan diş teknisyenlerini �sahte dişhekimi� olarak adlandırdıklarının altını çizen Özyıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:
�Hasta ağzındaki diş çekimi, küçük ameliyatlar, tedavi, dolgu, kaplama ve protez gibi uygulamaları diş hekimi yapar. Diş teknisyeni ise diş hekiminin hastadan aldığı ölçü üzerinde dişhekiminin belirlediği işleri yapar. Hasta ağzında çalışamaz, bu yasal olarak da yasaktır.�

ağız kokusunu gideren yiyecekler nelerdir?, ağız kokusu

Pazartesi, 30 Haziran 2008

Dün gece yediğiniz soğanlı ve yağlı yemeklerin tadı muhteşemdi değil mi? Ama bu zaman nefesiniz maçtan yeni çıkmış bir Sumo güreşçisininkine benziyor olabilir. Ne yapmak gerekiyor? Genelde sarımsak, soğan ve kori yediğiniz zaman nefesiniz toksik bir hale dönüşür.

Balıklar ve bazı peynirler de aynı etkiyi yaratabilir. Devamlı açık havada, ağzınızı açık bir şekilde havalandırmaktan başka yapabilecekleriniz de var. Bazı kokular 24 saat boyunca kanınızda kalabilir, böylece sadece dişlerinizi fırçalamak tek başına işe yaramaz. Bu noktada nefesinizi tazelemeye yardımcı olacak yiyecekler tüketmeniz akıllıca olacaktır. Peki neler yiyebiliriz?

Limon: Bir limonu ortadan ikiye ayırıp emebilirsiniz. Eğer bunu yapmak istemediğiniz bir ortamdaysanız, bir sodanın içine dilimlerini atabilir. Sodanız bitince limon dilimlerini yiyebilirsiniz. Daha da pratik olması için, limon aromalı şekerlerden tüketebilirsiniz. Aynı zamanda en pratik taşıma şekli şekerlerdedir.

Maydonoz: En sevdiğiniz makarna sosunda bulunan veya kebap yerken tükettiğiniz soğanları düşünün. Yanlarında tabağa konan maydonoz sadece göz zevkinize daha renkli bir hizmet yapmaktan da öte, aynı zamanda nefesinizi tazelemek için oradadır. Maydonozun nefesi tazeleme özelliği bulunur. Bunun yanında taze olmak kaydıyla, biberiye de etkili olabilir.

Elma ve aynı tazelikte olan armut, havuç ve turp da nefes tazelemekte ve temizlemekte etkilidir. İçerdikleri gıda lifi sayesinde tükürüğü temizler, aynı zamanda damakta tatlı bir tat bırakırlar. Eğer ağız kokusunu daha egzotik bir tatla çözmek istiyorsanız size önerebilecek bazı bahartlarımız var. Bugün hemen her marketin baharat bölümünde anason, kakule, kişniş, rezene bulabilirsiniz. Küçük kaplara doldurup masada yerlerini hazır edin. Tuz ve kırmızı biber gibi onların da her sofranızda yerleri olsun. Küçük miktarda tükeceğiniz bu baharatlar sayesinde yemek sonrası kahveniz bile ağzınızda daha sonra kötü bir tad bırakamayacak.

Nane Filizleri: Bu iki önerimiz de, sarımsak ve soğan kokularına karşı birebir etkildir. Fakt bunun yanında, tarçın kabuklarında bulunan özel bir yağ, ağızda bulunan bir tür bakteriyi yok eder. Tarçın veya nane aromalı sakız da benzer etkiye sahiptir. İçeriğinde xylitol bileşkeni olan sakızlar çürüklerini önlemeye yardımcı olur. Ayrıca ağız ve diş sağlığına önem vermeniz sayesinde Gerçek Yaş’ınız 6.4 yıla kadar gençleşebilir.

Yoğurt: Eğer gün boyunca yağlı ve kötü kokabilecek besinler tükettiyseniz lezzetli bir alternatifiniz var. Günde bir veya iki kere yiyeceğiniz yarım kap yoğurt ağız içerisindeki hidrojen sulfüt kokusunu yok etmeye yardımcı olur. Genelde ağzımızın içini çürük yumurta gibi kokutan da işte hidrojen sülfüttür. Yoğurdunuzu C vitamini açısından yüksek meyvelerle tatlandırabilirsiniz

dil dudak yaralanması, önlemler

Pazartesi, 30 Haziran 2008

Dil Dudak ve Yanak Yaralanmasını önlemek için geliştirilmiş ağız koruyucular

  • Yaralı bölge ılık su ile temizlenmelidir.

  • Yara bölgesinde kanama varsa kanamanın durması için gazlı bezle basınç uygulanmalıdır.

  • Yanak ya da dudak dışından soğuk kompres uygulanmalıdır.

  • Eğer yara fazla büyükse ve kanama devam ediyorsa, dişhekimine ya da en yakın acil polikliniğine başvurulmalıdır.

Temas sporlarında meydana gelebilecek, dudak, yanak yaralanmalarından korunmak için ağız koruyucular geliştirilmiştir

Ağız koruyucu nedir ? Hangi amaçla kullanılırlar?
Ağız koruyucuları alt ve üs dişler arasına yerleştirilerek yumuşak plastikten yapılmış apereylerdir.
Özellikle futbol, basketbol, güreş, gibi kontakt spor yapan sporcularda ve oyun çağındaki çocuklarda ya diğer sporcuların ya spor ekipmanlarının çarpması ya da düşme sonucu yaralanmalar olabilmektedir. Spor yaralanmaları içerisinde diş, çene, dudak ve dil gibi ağız içerisindeki dokuların yaralanmaları önemli yer kaplamaktadır. Ağız koruyucuları kullanılarak bu yaralanmalar önemli ölçüde önlenebilmektedir.

Alt ve üst dişler arasında yumuşak bir yastık görevi yaparak, dişlerin arasınadaki direk teması kaldırır.Bu şekilde alt ve üst dişlerin çarpması ile meydana gelen travmalar sonucunda oluşan şoku absorbe ederek, olası beyin sarsıntılarını, diş ve çene kırklarını, dil ve yanak yaralanmalarını büyük oranda önlerler. Bu özellikleri ile ağız koruyucuları her yaştaki sporcunun vazgeçilmez ekipmanlarından bir tanesi olmalıdır. Ağız koruyucularının koruyuculuk işlevlerini yerine getirebilmeleri için alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilen ve dişelerin birbirleri ile temasını önleyen bölümünün 3 -5 mm kalınlığında olması gerekmektedir.

Üç çeşit ağız koruyucusu vardır.

1. Kişiye özel yapılan ağız koruyucuları: Diş hekimi tarafından kişiye özel üretilir. Bu nedenle dişler ile tam bir uyum sağlayabilmektedir. En iyi koruma bu tip ağız koruyucuları ile sağlanmaktadır.
2. Hazır tipte ağız koruyucuları: Spor malzemesi satan mağazalarından kolaylıkla elde edilebilirler. Fabrikasyon olarak üretilmişlerdir. Diğerlerine kıyasla daha ucuzdurlar. Ancak dişlere uyumu tam olmadığı için koruyuculuk işlevini istenildiği gibi yerine getirememektedirler.
3. Ağız içerisinde şekillenen ağız koruyucuları: Akrilik ya da kauçuk esaslı özel maddeler ağza yerleştirilerek gerekli şekli aldıktan sonra sertleşmeleri sağlanır. Dişhekimi tarafında hazırlanması gerekmektedir.

İşlevlerini uzun süre ve yeterli bir şekilde yapabilmeleri için kullanımlarında ve bakımlarında özen gösterilmelidir.

Ağız koruyucularının kullanımında dikkat edilecek hususlar:

* Ağız koruyucularının kişiye özel bir malzeme olduğu unutulmamalıdır. Bu yüzden başkasının kullanmasına izin verilmemelidir.
* Saklanmadan önce bir ağız gargarası içerisine batırılıp çıkartılmalıdır.
* Üzerine herhangi bir ağırlık koyulmamalıdır.
* Aşırı sıcak deformasyonlara neden olacağı için güneş ışığında ya da sıcak havalarda otomobil içerisinde tutulmamalıdır.
* Ağız koruyucusunun kuru muhafaza edilmesi gereklidir. Bunun için iyi havalanabilen saklama kutusu kullanılmalıdır.
* Kullanmadan önce ılık su ve sabunla yıkanmalıdır. Sıcak su kullanılmamalıdır. Özellikle 3. tip ağız koruyucularını sıcaklık karşısında yumuşayacağı için deforme olabilir.

fototermal, fototermal diş beyazlatma, teknikleri

Pazartesi, 30 Haziran 2008

Bu yöntemde de yine bir miktar özel bir jel kullanılır. Ancak önceki metottan farklı olarak yüksek enerjili özel bir ışın demeti yardımıyla uygulanır. Işık kaynağı bir seri LED veya diyot-lazer den oluşabilir. Yine bu yöntemde de muhtemel olumsuz etkilerin olabileceğinden mutlaka dişhekimi gözetiminde yapılmalıdır.

fotokimyasal diş beyazlatma, lazerle diş beyazlatma

Pazartesi, 30 Haziran 2008

Bu diş  beyazlatma yönteminde, beyazlatma jeli bir UV-lamba (mavi ışık) veya bir KTP lazeri (yeşil ışık) kullanılarak aktive edilir. Bu metodu diğerlerinden ayıran özellik ise kullanılan ışık kaynağının da ayrıca dişi beyazlatıcı etkisinin olmasıdır (foto oksidasyon). Bu uygulama, dişler üzerinde daha derin bir beyazlatma sağlar. UV-Işık kullanırken çevre dokular (dudaklar, dişetleri, dil vb.) muhtemel yanık yaralanmalarına karşı iyi korunmalıdır. KTP lazeri kullanırken ise yanma riski yoktur, ancak dişetleri beyazlatma jelinin sızıntılarına karşı korunmalıdır (gingiva block). KTP lazeri ile beyazlatmanın büyük bir avantajı da; geniş bilimsel araştırmalar sonucunda diş minesi üzerinde yan etkilerinin gözlenmemiş olmasıdır. Diş beyazlatma işlemi sonrasında yapılacak florid uygulanması diş minelerini güçlendirir ve çürümeleri önler.

Lazer nedir ve nasıl elde edilir?
Lazerler tek renkli, düz, yoğun, tek fazlı monokromik ışık üreten cihazlardır. Renkli olduğu gibi renksizde olabilir. Görünürlük dalga boyu ile ilgilidir. Bu dalga boyu ve gücü tıptaki kullanım alanını belirler.

Lazer yardımıyla, elektromanyetik dalgalar güçlenir ve hizalanır. Böylece, tedavi yapılacak bölgede kesici ve yakıcı  etkiye sahip, yüksek enerjili bir ışık demeti elde edilir.

Lazerlerin kullanım alanları, sahip oldukları dalgaboylarına göre değişmektedir.

Farklı dalgaboylarında, tüm dokular, farklı soğurma oranlarına sahiptirler . Bu yüzden, lazer seçimi yapılacak işleme bağlıdır. Örneğin, KTP lazeri 532nm lik bir dalgaboyuna sahiptir. KTP lazer ışını, hemoglobin ve oksihemoglobin arafından yüksek oranlarda soğurulabildiği için küçük ve hassas cerrahi işlemler için çok uygundur.

Laserin çalışma prensibi: Dışarıdan ışık verme, elektrik akımı geçirmek suretiyle veya kimyasal bir yolla elde edilen enerji, ortamdaki atomlara ulaşır. Bunların bazıları bu enerjiyi emerler. Fazla enerji, atomları kararsız hale getirir. Kendisine bir foton çarpan, uyarılmış ve kararsız atom, fazla enerjiyi foton yayınlayarak verir. Fotonlar, benzer şekilde diğer fotonların yayılmasını sağlar. Uyarmalarla ortamdaki fotonlar daha da artar. Atomların hemen hemen hepsi, foton yaymaya başlayınca kuvvetlenen ışın demeti oluşur. Bu, laser ışınıdır. Laser ışınları yüksek frekanslı olduklarından güneş ışını özelliklerine sahiptir. Ancak laser ışınları tek frekanslıdır.

Beyazlatılan dişler ne kadar süre beyaz kalır?
Farklı diş beyazlatma (bleaching) metotlarıyla beyazlatılan dişler bir kaç yıl beyaz kalır. Fakat bu süre kişiden kişiye değişir. Yeme-içme alışkanlıkları, sigara ve fırçalama alışkanlığı dişlerin beyaz kalma süresini etkiler.

Şu unutulmamalıdır ki, bleaching her zaman istediğiniz beyazlığı sağlamayabilir. Beyazlama oranı dişlerinizin beyazlatma işlemi uygulanmadan önceki tonuna bağlıdır ve kişiden kişiye değişir. Bu yüzden diş hekiminiz ile beklentilerinizi önceden konuşmalısınız.

Diş Beyazlatma veya diş ağartma, genel dişhekimliğinde çokça uygulanan bir işlem olmasına rağmen aslına Estetik/Kozmetik Dişhekimliğinin alanıdır. Çok kimse beyaz dişlerle yapılan bir gülüşü çok çekici bulur. Genelde süt dişleri, erişkinlik dişlerinden daha beyazdır. Kişi yaşlandıkça dişlerinin rengi de zamanla daha koyulaşır. Bu koyulaşma diş minelerinin mineral yapısındaki değişimden kaynaklanır. Dişler ayrıca, bakteri pigmentleri ve tütün kullanımından kaynaklanan renklenmelere de maruz kalabilir.

Beyaz dişler, gençlikle özdeşleştirildiğinden estetik görünümlü olmak isteyen kişiler tarafından oldukça arzulanırlar. Ancak şunu belirtmeliyiz ki, abartılı bir beyazlık çoğu durumda estetik olmayabilir. Her zaman için yüz ve ağız yapınıza uygun düşen doğal ton daha estetik olacaktır.